Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Resul Tosun - Yeni Şafak
rtosun@yenisafak.com.tr
2012-02-11

Patagonya'da bile olmayacak bir iş

Türkiye'nin tam da Suriye konusunda misyon üstlenme çabalarının yoğunlaştığı bir ortamda Uludere faciası patlayıveriyor.

MİT istihbaratından bahsediliyor, MİT yalanlıyor. MİT hedef haline getiriliyor. Hedef isabet almayınca bu kez MİT müsteşarı hakkında ifade çağrısı bomba gibi patlıyor.

Sadece müsteşarı değil bağlı bulunduğu Başbakanlığı ve hükümeti de sorgular mahiyette bir iddiayla ifade çağrısı patlayıveriyor.

Patlayıveriyor diyorum çünkü bu çağrı normal bir yöntem ile yapılmış çağrıya benzemiyor..

Başbakan'ın ve hükümetin güvendiği yüksek düzeyli bir bürokratın, Başbakan'ın haberi olmadan, bakanların haberi olmadan hatta başsavcının haberi olmadan üstelik resmi bir yazı olmaksızın gece yarısı telefon ile çağrılması, eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş'in dediği gibi 'Patagonya'da bile olmayacak' cinsten bir çağrı.

Bir başka husus da iktidarın güdümünde olmakla suçlanan yargının iktidarın has adamını bu şekilde ifadeye çağırmasıdır.

Bu tutum lisanı haliyle yargının hükümete karşı operasyonudur.

Yargı fiilen hükümete müdahale etmektedir.

MİT'in KCK ile ilgili icraatlarını ve OSLU görüşmesini sorgulamaktadır.

Hükümetin sorunu çözmek için attığı adımı sorgulamaktadır!

Müsteşar hükümetin emrini yerine getiren bir bürokrat olduğuna göre bu sorgulama hükümetin sorgulaması anlamını taşımaktadır.

Olayın bir başka vechesi daha var.

Savcının önüne müsteşarı ifadeye çağırtacak belgeleri kimin koyduğu.

Ertesi gün iki polis müdürünün görevden alınması akla MİT-polis çekişmesini getirmiyor değil.

Eğer öyleyse işin boyutu daha da derinlere uzanıyor demektir.

Bu da demek oluyor ki Türkiye içerde ve dışarıda hayati meselelerle uğraşırken bürokrasinin içinde hâlâ hükümete karşı direnen unsurlar faaliyetlerine son vermemişler ve hâlâ eski alışkanlıklarını terk etmemişler.

Siyasi irade hükümetin iradesidir. Bürokratlar hükümetin emrini yerine getirmekle mükelleftirler, hükümetle hükümetin kararlarıyla mücadele etmekle değil.

Olabilir hükümetin politikaların beğenmeyebilir bir bürokrat. O zaman yapacağı iş istifa etmesi veya emekliliğini isteyerek siyasete atılıp hükümete karşı mücadele etmesidir.

Ben bu yüzden fikirlerine katılmasam da Osman Pamukoğlu paşayı takdir ediyorum. Politikalarını beğenmediği hükümete karşı darbe girişiminde bulunmak yerine partisini kurup açıkça mücadele ediyor. Demokratik olan budur. Ötekisi için her türlü yorum yapılabilir. Darbecilerin adamı denebilir. Dış güçlerin maşası denilebilir. Fitneci denilebilir.

Hele de Hakan Fidan gibi kimi devletlerin rahatsızlığını gizlemediği biri hakkında böyle bir tezgah kuruluyorsa her türlü yoruma açıktır.

Bu çağrı polis MİT çekişmesinin ürünü müdür; MİT'in yeni yapılanmasına karşı yürütülen bir operasyon mudur yoksa hükümetin politikalarına karşı uluslararası boyutu olan bir senaryo mudur bunun açığa çıkarılması fevkalade önemlidir.

Eğer bu bir polis-MİT çekişmesiyse temizlik zamanıdır, her iki kurumdaki çürük elmaların ayıklanması zamanıdır.

Yok eğer, uluslararası boyutu olan bir tezgahsa mukabele edilmesi, misilleme yapılması ve bu misillemenin kamuoyu tarafından hissedilmesi gerekir ki yıpratılan kurumlar itibarlarını koruyabilsinler ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin de hedefinden sapmadığı görülsün.

HSYK'nın, hükümetin ve MİT'in bu olayı aydınlatmasını bekliyoruz.

 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.