Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ali Ferşadoğlu - Yeni Asya
2012-02-11

Sadeleştirme neyin eseri?

Değil Risâle-i Nur'u, başka bir eseri de sadeleştirmek, Mimar Sinan'ın şaheseri Selimiye'nin bazı taşlarını ve boyutlarını değiştirip, tuğla, kerpiç, tahta, aleminyum veya plâstik yerleştirmek gibidir. Edebî açıdan düşünürsek, bir şiir sadeleştirilebilir mi? Fuzuli'yi, Baki'yi, Mehmed Âkif'i, Necip Fazıl'ı, Yahya Kemal'i sadeleştirebilir misiniz? Bu şairlerin eskimez ve heybetli kelimeleri yerine "hormonlu, çakma"larını koymak elbette "anlaşılması için hizmet" değil; "gaflet" veya "ihanet"le eşdeğerdir!

Meselâ, Yahya Kemal Beyatlı, XX. yüzyılda yaşamış olduğu hâlde, şekil açısından Divan şiir geleneğini ve aruz veznini en iyi kullanmayı başarabilmiş usta bir şairimizdir. Şiirlerinde müzikal âhenge son derece önem verir. 'Derunî ahenk' kelimeler arasındaki fonetik münasebetlerden doğduğu gibi, hisler, düşünceler ve hayaller de kelimelerden doğar. (Kaplan, 1977: 280)
Manzumelerin dili, işlemiş olduğu konu ve tarihî dönemler ile paralellik arz eder. Yani şiirde söz konusu olan dönemin tarihî havası, en iyi şekilde, ancak yine o dönemin klâsik şiir dili ve üslûp anlayışıyla verilebileceği için de bunu yapmıştır. Yavuz Sultan Selim destanı hâlinde terennüm edilen Selimnâme'de (Kemal, 1993: 7-19) Çaldıran ve Mısır zaferlerini kazanan; İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel şiirinde ise İstanbul'u alan bir ordunun gücünü ve büyüklüğünü ifade edebilmiştir. Bu şiirde bir yandan Divan edebiyatı nazım şekillerinden birini kullanıp çokça tamlamaya yer vermiş, bir yandan da âdeta ağzı dolduran ve uzun ünlülere sahip olan gülbang, âsmân, ebvâb, zâmin, şehsüvâr, cihangîr, hücûm gibi kelimelerin ses değerlerinden yararlanarak İstanbul'u alan ordunun gücünü hissettirmeye çalışmıştır. Böyle bir tercihte bulunması bilinçli bir tercih idi. Çünkü o günün parlak ve görkemli görünüşü, ancak yine o günün tarihî ve edebî havasına uygun bir üslûpla dile getirilebilirdi. Yahya Kemal de bunu yapmıştır.
İşte İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel şiiri:
"Vur pençe-i Alî'deki şemşîr aşkına / Gülbangi âsmânı tutan pîr aşkına
Ey leşker-i Müfettihü'l-ebvâb vur bugün / Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına
Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün / Gelmiş bu şehsüvâr-ı cihangîr aşkına
Düşsün çelengi Rûm'un eğilsün ser-i Firenk / Vur Türk'ü gönderen yed-i takdîr aşkına
Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar / Fecr-i hücûm içindeki Tekbîr aşkına" (Kemal, 1993: 27) 1
Risâle-i Nur, İslâm ilimlerini, imanı şiirleştirmiş; yüksek bir üslûp kullanmış ve muhteşem bir müzikal âhenge sagiptir.
İngiliz edebiyatının ustası Şekspir'in, 1830'ların Fransız büyük şairi Viktor Hugo'nun eserleri sadeleştirilmiş midir? Bunu düşünmeleri bile kendilerine çılgınlık gelir!
Risâle-i Nur'u sadeleştirip orijinal kelimelerini değiştirmek hangi anlayışın ürünüdür? "Hizmet zannıyla yapılan bir yanlışın", bir "gafletin" mi; yoksa işin içinde bilemediğimiz başka sâikler mi var?

Dipnot: 1- Yahya Kemal Beyatlı'nın Şiirlerinde Dil ve Ahenk, Yrd. Doç. Dr. Bilal Aktan, Dumlupınar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi,Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü.

 
 
 
2012-02-12 22:32:14
netice;
müellifine gelince; islami markalı bir mütefekkir ama islam alimi değil. ilmi kifayet noktasından tilmiz denilebilir. lakin felsefe ve mantığa ibtidai tarzda hakim. bazı tesbitlerindeki cazibe bundan naşi. türkçeside arapçasıda hakikaten çok bozuk ve yetersiz. (bu ifadeler haşa ona hakaret değil)

2012-02-12 22:31:39
netice;
külliyat ne olur beni sadeleştirin diye haykırıyor. islami ilimler noktasından mihenkten uzak bir telif.

2012-02-12 22:31:17
sanat eseri sayılarak bir takım müelliflerin eserlerine kıyas edilmesi cidden çok acib. bir kere çok gamız, hiç bir asrın türkçesine uymaz biçimde ifade fakiri, tekrarlara boğulmuş bir felsefe manzumesi. ilmi bir üsluptan fersah fersah uzak.

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.