Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Faruk Köse - Yeni Akit
farukkose@yeniakit.com
2012-02-12

Laiklik kimlerin ortak paydası?

Biliyorsunuz, son iki yazımda "laiklik"in anayasaya girişinin 75. yılı vesilesiyle bir nebze olsun "laiklik"e değindim.

Bugün bu konuyu -şimdilik kaydıyla- kapatıyorum. Kapatmadan önce, "bizim Müslümanlar"ın evrimleşerek geldiği "laikliğin ortak payda olduğu"na dair söyleme, bu söylemin nasıl bir "İslam anlayışı" ve nasıl bir "Müslüman tipi" betimlediğine dikkat çekmek istiyorum. Amacım, aslı itibariyle "bizden birileri"nin yaptığı ve "laikliği aklama anlamına gelecek söylemler" münasebetiyle, bu konuyu kamuoyunun izanına sunarak tarihe not düşmek, yarın "mahşer günü"nde bana, hepimize şahitlik edecek bir belge bırakmaktır. "Bizi uyaran olmadı" da denmesin diye...
Neyse, konumuza dönelim. Meğer bu laiklik ne de mübarekmiş(!) de anlayamamışız! Baksanıza, "bizim Müslümanlar" tarafından bile laiklik, "içtenlikle" ve "kraldan fazla kralcı bir yaklaşım"la benimsenip propagandası yapılmaya, aklanıp paklanmaya başlandı. Nasıl bir niteliği haiz olduğunu milletçe yaşayıp öğrendiğimiz laikliği "bizden birileri"nin böylesine benimseyip savunduğunu görünce, cumhuriyeti kuran kadroların başarısı karşısında şapka çıkarmamak elde değil. Tebrik ediyorum, gerçekten de başardılar!
Onlar başardılar da, "bizim Müslümanlar"ın geldiği nokta hiç de iç açıcı görünmüyor. Sanki iliklerimize kadar işleyen "laikçi zulmü unutmuşuz" gibi, laiklik adına yapılan açıklamalara baktığımızda, ne denli acıklı bir hale düştüğümüzü müşahade ediyoruz.
Laiklik, farklı kültür, din, mezhep ve anlayışların barış içinde bir arada yaşadığı bir coğrafyada, bu medeniyet birikimiyle uyum arzedecek şekilde yorumlandığında, birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyüşün teminatı olacakmış. Ancak; bu "bir arada yaşama", eğer Rasulullah'ın Medine Vesikası ile kurduğu "birliktelik" gibi İslam'ın şemsiyesi altında bir sistem dahilinde olacaksa kabule şâyandır. Bu zamana kadarki "medeniyet birikimi"nin tümünü esas alarak, bununla "uyum" arzedecek şekilde kurgulanacak bir laiklik ve ona göre dizayn edilecek bir sistem, "hakkı batıl ile karıştırmak" olmayacak mı? Çünkü bu topraklarda İslamdan başka olarak her türlü kültür ve medeniyet de gelişti ve yaşandı. Bunları harmanlayıp, buna uygun bir yorumla sistemi dizayn etmek, bir Müslüman için tevhidin "lâ" ilkesi gereğince nasıl mümkün olacak? Bu bakımdan, neye göre yorumlanırsa yorumlansın, Laikliğin, "birlik ve beraberlik içinde geleceğe yürüyüşün teminatı" olarak esas alınmasına İslam inancı hoş bakmayacaktır.
Laiklik, ayrıştırıcı değil birleştirici, baskıcı değil özgürleştirici, tek tipleştirici değil hoşgörülü bir yorumla uygulandığında demokrasiye güç katar, sosyal hayata ivme kazandırırmış. Ancak laiklik neyi "birleştiriyor" acaba? İslam, hak ile batılın tam olarak ayrışmasını, birbirine karıştırılmamasını emretmiyor mu? İman ile küfrü, tevhid ile şirki nasıl birleştireceğiz? Laikliğin "özgürleştirici" olduğunu söylemek, yaşanan bunca zulmü yok saymak anlamına gelmeyecek mi? Laiklik adına dinsizleştirme baskıları unutuldu mu?
İki yönlü olan laiklik ilkesinin birinci yönü inanç hürriyetini kapsarmış, ikinci yönünü din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması oluştururmuş. Ancak, İslam, sadece inançtan ibaret bir din değil ki; eğer inandıklarımı yaşayamayacaksam, "inanç hürriyeti"nin ne önemi kalır? Eğer devlet dinime göre dizayn edilmeyecekse, ortada din mi kalır? Hem nasıl olacak da İslam için "inançtan ibaret bir din" tanımlamasına fit olacağız?
Laiklik toplumsal barış açısından önemli bir işlev görürmüş ve Cumhuriyetin bir niteliği ve toplumsal barışın sigortası olarak, milletin birlikte yaşama iradesini ve kültürünü güçlendiren bir unsurmuş. Ayrıştırıcı olmaktan çok birleştirici bir hüviyete sahipmiş. Ancak, toplumsal barış için, birlikte yaşama iradesini güçlendiren bir unsur olarak niye İslam'dan başkasına ihtiyacımız olsun ki? Hem, Allah'a karşı isyan edenle "barış içinde" ve "birlikte" olmaya Allah'ın hükmü ne diyor acaba?
İşin gerçeği, laiklik, "lâ" ile başlayan "iman"ın ve İslamın "lâ" dediklerindendir. Tevhid ilkesinin bir gereği olarak, bir Müslüman tevhidden başka her şeye karşı "lâ" der.
Laikliği aklama söylemine göre Türk milletinin ortak paydası laiklikmiş ve millet, bu ilke üzerinde de güçlü bir anlayış birliği içindeymiş.
Laikliğin "bizim Müslümanlar" tarafından nasıl da benimsendiğini görüyor musunuz? Hadi benimsediniz, ama sanki bu ülkede yaşayan herkes onlarla aynı kanaatteymiş gibi bir de herkes adına söz söylemeleri yok mu? İşte buna çok içerliyorum. Nasıl içerlemeyeyim? Baksanıza, millet, laiklik ilkesi üzerinde "güçlü bir anlayış birliği" içindeymiş. Laiklik ilkesi millet tarafından "büyük bir içtenlikle" benimsenmiş ve "toplumsal yaşam biçiminin bir parçası" haline gelmiş. Hatta milletin "ortak paydası" imiş.
İyi de, bundan benim niye haberim yok? Hani, ben de bu milletin bir ferdiyim ya... Benim adıma söz söyleyenler, bunu bir de bana sormalı değiller mi? "Ortak payda"ysa herkesçe benimsenmesi lazımdır. Acaba şu "laiklik" denen ilke herkesçe benimseniyor mu? Hani, söz milletin ya, demokrasi var ya, milletin dediği olur ya... Hadi millete sorun! Propaganda imkânlarını eşitleyin ve serbest bırakın, bu hususa dair yasaklamaları kaldırın. Bir müddet herkes kendi meramını anlatsın. Sonra miletin önüne sandığı koyun ve sorun bakalım, Laiklik ilkesi bu ülkede yaşayan insanların ortak paydası mı, değil mi? Laiklik üzerinde bir görüş ve anlayış birliği var mı, yok mu?
Ha, son bir soru: Laikliğin böylesine sahiplenilmesinden sonra, yetiştirilmek istenen şu "dindar gençlik", acaba "laik dindar" mı olacak?

 
 
 
2012-02-12 16:29:49
Laiklik isteyenin olsun,-2
dindarlara ve takvacılara da ilişilmez*** ***Din İle Hayat Kabil-i Tefrik Olduğunu Zannedenler Felâkete Sebebdirler*** Zaman otoriter laikliğin tesis edildiği ve zulmün tüm dehşeti ile uygulan dığı zaman.Madem laiklik iddia ediyorsunuz,ona göre de bana bu zulmü edemezsiniz manasında söylen mişdir

2012-02-12 16:29:29
Laiklik isteyenin olsun,-3
Yoksa,laikliği benimsediğinden değil.Laikliğe bakı şının böyle olması gerektiği ve böyle olduğu ikin ci cümleden anlaşılmaktadır.Bu vadide cumhuriyet kavramına kabul edilebilir bir anlam verilirken,de mokrasi ve laiklik kavramları çok dejenere edilmiş dir.

2012-02-12 16:29:24
Laiklik isteyenin olsun,
Hukuk-u İslamiye bize yeter.Bu konuda kullandığı kavramlar çok istismar edilen Bediüzzaman'dan sa dır olan şu iki farklı cümleye birlikde nazar ede lim: ***Lâik mânâsı bîtaraf (tarafsız) kalmak, yâni hürriyet-i vicdân düstûruyla dinsizlere ve sefahetçilere ilişilmediği gibi,

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.