Diyanet’ten sinsi projeye tepki...        Suriye'deki olaylar -Ölü sayısı 41'e yükseldi  ...        Mısır'daki  seçimin ilk sonuçlara göre üç aday öne çıkıyor...        Ankara'daki camiler Regaip Kandili'nde doldu taştı...        Cumhurbaşkanı Gül, Google'ı gezdi...        Bakan Yıldırım'dan 'Haliç' açıklaması...        Medya İsrail taşeronu...        Memurun umudu Hakem’de...        KENZEK, HASTALIK ÖNCESİ SAĞLIK SİGORTANIZ.. ...          İzmir'de metrekareye 35 kilo yağış düştü...        Konut satışlarında düşüş...        Orhan Şam'dan Alex açıklaması...        
USD Alış 1.840 USD AlışUSD Satış 1.850 USD SatışEuro Alış 2.315 Euro AlışEuro Satış 2.330 Euro SatışAltın Alış 93.0920 Altın AlışAltın Satış 93.6400 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
Ali Karahasanoğlu - Yeni Akit
2012-02-12

Ferhat Sarıkaya'dan Sadrettin Sarıkaya'ya..

2005'in Van Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Ferhat Sarıkaya ile, 2012'nin İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi Savcısı Sadrettin Sarıkaya arasındaki soyad aynılığı, sanırım akrabalıktan kaynaklanmıyor..
Ama soyad benzerliği gibi, savcılarımızın hayat çizgilerinde de benzer süreçler yaşanıyor..
Her ikisi de genç savcılardan.. Her ikisinin de başı, yüksek bürokratlarla dertte..
Yine de, yaşananlara baktığımızda, 2005'te Savcı Sarıkaya'nın başına gelenlerle, 2012'deki Savcı Sarıkaya'nın başına gelenleri kıyaslamaya bile imkan yok..
Birileri, kendi ekiplerinin cezaevine tıkılmasının intikamı olarak son olaya yaklaşıyor ve "Oh olsun" mantığı ile yorum yapıyor da, onun için bunu söylüyorum..
Evet, iki Sarıkaya da, görevlerini yaparlarken, üstlerinden sorgulamaya muhatap oldular..
Ama aralarındaki fark, 2005'ten 2012'ye kadar, savcılar lehine olumlu bir çok gelişme olduğunu bize gösteriyor..
Birazcık hatırlamaya çalışalım.. Ferhat Sarıkaya'da, yüksek bürokratlardan birisini, savcının ifadeye çağırma gibi bir lüksü mümkün olabilir miydi?
Aklımıza bile gelmezdi..
En kabadayısından, bir fezleke hazırlanmıştı. Hepsi o kadar..
Sadrettin savcımız ise, bugün artık MİT Müsteşarı'nı ifadeye çağıracak güce ulaşmış.. Bu gücü, kendisinde görmüş. Hem de öyle yazıyla falan da değil. Telefonla..
Nasıl geçmiştir muhabbet?
"Aloo. Ben İstanbul Özel Yetkili Savcısı Sadrettin Sarıkaya. Müsteşar Hakan Bey'le mi görüşüyorum?"
"Evet" sesinden sonra..
"Sizi yarın ifade vermeye, İstanbul'a bekliyorum."
Değil MİT Müsteşarı'nı telefonla ifadeye çağırmak, bir kamu bankasının genel müdürünü bile, hiçbir savcının böyle ifadeye çağırması, düne kadar tahayyül bile edilemezdi..
"Ne olmuş ki? Çağırdı da ne oldu? Bak savcının başına gelenlere" diyerek, içinden "Oh olsun"u sürdürenlerin varlığını tahmin edebiliyorum..
Onlar "Oh olsun" desinler..
Biz dün ile bugünü kıyaslamaya devam edelim...
Ferhat Sarıkaya savcı, yüksek bürokratın ismini fezlekede geçirdi diye, anında savcılıktan el çektirildi..
Sadece o dosyadan değil. Savcılıktan da..
Soruşturma sonucunda da, tümüyle meslekten ihraç edildi.
Peki Sadrettin Sarıkaya savcıda ne oldu?
Ferhat savcıya göre, çok daha basit müeyyide söz konusu.
Meslekten ihraç veya bunu gerektirecek bir soruşturma yok. Yetkisinin alınması yok. Görev yerinin değişmesi bile yok. Sadece, elindeki dosyalardan birisi kendisinden alınıp, bir başka savcıya verilmiş.. Hepsi o kadar.
Şimdi gördünüz mü, 2005'ten 2012'ye ne kadar aşama katetmişiz.
Türkiye, 7 yılda epey yol almış görünüyor..
Yargının bir mezhepsel azınlığın elinde olduğu 2005'teki uygulamaları ile, geniş tabanlı HSYK'ya geçtiğimiz 2012'deki uygulamalar, kıyaslanamayacak kadar olumlu görüntü veriyor..
Tabii ki, gönül isterdi ki, Sadrettin savcımız, Başbakan'ın direkt atamasını yaptığı bir ismi, bir anlamda Başbakan'a da meydan okuma anlamına gelecek bir nezaketsizlik içinde ifadeye çağırmasaydı..
Kendisine de, böyle dosyadan el çektirme gibi bir müeyyide uygulanmasaydı..
Ama bu olaya, "Oh olsun" gözüyle yaklaşanların da, önce kendilerinin geçmişine bakmaları gerekir..
Onların borusunun öttüğü geçmişte, savcılar benzeri işlemleri yaptıklarında, meslekten ihraç ediliyordu..
Avukatlık bile yapamayacak müeyyidelere muhatap ediliyordu..
Bugün ise yapılan, sadece elindeki dosyayı almak..
Savcının, bir başka benzer dosyada, benzer girişimlerde bulunma hakkı baki kalıyor!
Temenni olarak söylemiyorum..
Mevcut durumu hatırlatmaya çalışıyorum.
Pekala Sadrettin savcı, bir başka dosyada, bir pundunu getirip, yine benzeri bürokratları ifadeye çağırabilir..
Dolayısı ile, böyle "o anı kurtaran" formüllerin çözüm olmadığını bilmemiz gerekir.
Savcının gerekçesi nedir, Müsteşar'ın ifadeye gitmek istemeyişinin arkasında neler vardır, bunları ayrıntıları ile bilmemiz, en tabii hakkımızdır. Özellikle de, olayın sadece bir savcının insiyatifi ile gelişmediğini, bir hakim tarafından da, Hakan Fidan dışındaki 4 MİT mensubuna yakalama kararı verildiği gerçeğini göz ardı etmememiz gerekiyor.

 
 
 
2012-02-12 19:25:43
kıyaslama ilginç
ali ihsan kardeşimizden yine ayağı yere basan güzel bir mukayese elbette arada büyük fark var ama yapılan bu işlemin olayı doğruladığı anlamına gelmiyor!

2012-02-12 16:44:13
daha once varmıdın
rasım kanı gercekten sen turkıyede yasıyorsan ve bu denlı olayları yankın takıp ettıgını soyluıyorsun vandakı sarıkayayı yargısız ınfaz ettıler be bu kadarmı ankavuksun be hey gafıl bırının hayatını kaydırdılar dıgerının elınden bır dosya aldılar nasıl ıkı ıslemde aynı olur be ıstanbuldakı gor devam

2012-02-12 16:29:31
Banka dediniz de
hakikaten bankalar devlet dairesi gibi. türkiyede bankalara dokunulamıyor. istedikleri gibi at oynatıyorlar. yargı da buna sessiz kalıyor... yargıyı da yeterince eleştiremiyoruz... eleştirdiğinde başına iş alıyorsun...

Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.