Türkiye kurgusal bir Yunan veya Finike tanrıçası olan Afrodit'i çok duydu. Zira onun adıyla ünlenen ünlüler vardı aramızda.
Yunan veya Finike tanrılarından Adonis mahlasını ise sahipsiz kaldı. Lakin Lazkiye bölgesinden Cebele şehrinde doğan Adonis bu uyduruk veya kurgusal mahlası takınmakta bir beis ve sakınca görmedi. Bu mahlası kendisine Suriye milliyetçisi ve teorisyeni Antuan Saede'nin taktığı söylense de bizzat bu iddiayı Adonis mahlasıyla iştihar eden Ali Ahmet Sait Eşber (İsbir) reddetmiş ve tekzip etmiştir. Dede Korkut hikayelerindeki Boğaç Han gibi Adonis de kendisini ispat ederek ismini hak etmiştir! Neyse bunlar destanlarla örülü isimler. Lakin bu isim Adonis'in kadim Yunan muhiplerinden olduğunu gösterir. Bizde ona benzeyen isimlerden birisi Halikarnas Balıkçısıdır(Cevat Şakir Kabaağaçlı). Halikarnas Balıkçısı da Adonis de İslami ve dini konularda Batini eğilimlere sahiptir. Bununla birlikte onun hayatıyla ilgili biyografilerde bazen ona küçük yaşlarda babası tarafından Kur'an ezberletildiği bazen de şiir ezberletildiği yazılıdır. Eğitime geç yaşta başlamış ve hızlı mesafe kat etmiştir. Vaktiyle Suriye cumhurbaşkanlarından Şükrü Kuvvetli'nin önünde okuduğu bir şiiriyle dikkatleri üzerine çekmiş ve daha sonra devletin himayesinde eğitimine devam etmiştir. Adonis 1993 yılında Kur'an ile alakalı olarak 'En Nas el Kur'ani ve Afaku'l kitabe' başlıklı bir eser kaleme almıştır. Belki de küçükken Kur'an ezberlemesine rağmen zamanla Kur'an ruhundan uzaklaşmıştır. Özellikle bizde de Aziz Nesin gibilerin küçük yaşlarında Kur'an ezberledikleri ve Kur'an ile hemhal oldukları bilinir. Lakin ibret akıbete göre olduğundan bidayetleri Kur'an üzerine olsa da nihayetleri inkar üzerine olmuştur. Ya da en azından bildiğimiz kadarıyla yani zahiren öyle. Hakikatlerini Allah bilir.
¥
Başlarda Suriye milliyetçisi olan Adonis bilahare siyaseti bırakmış ve edebiyat alanı üzerine yoğunlaşmış ve şiir alanında temayüz etmiştir. Lakin fikri bir yapısı da vardır. Sabit ve değişken (mütehavvil) teorisi epey ses getirmiş ve bazılarına ilham kaynağı olmuştur. Bu teori bize biraz Abdulkerim Suruş'un 'maksimum din ve minimum din veya şeriatın teorik daralması ve genişlemesi (Kabz-ı Basit-i Teorik-i Şeriat) kavramlarını ve tezlerini hatırlatmaktadır. Lakin Adonis'in ki elbette daha farklıdır. Adonis'in sabit din veya değişken şeriat terkibinden daha farklı bir anlayış içinde olduğunu görüyoruz. Onunkisi cüz'i makamda değil külli makamdadır. İslam hukukunu toptan reddetmektedir. Bu değişkenlik şeriatın kendi dinamizmine göre değil zamani ve mekani dönemlere göredir. Dolayısıyla buradan hareketle bir zamanlar Hindistan'da Ekber Şah'ın savunduğu ve dillendirdiği noktaya gelmekteyiz. O da muayyen dönemlerin sonunda şeriatın etkisinin ve yetkisinin aşılmasıdır. O da milenyumcu bir anlayışla İslamiyet'in yetkinliğinin bittiğini ve yeni bir dine ihtiyaç olduğunu savunarak Çıla adında karma bir din vücuda getirmiştir. Beşeri, karma(eklektik) ve sentetik bir din. Adonis'in bu yöndeki şakirtlerinden birisi Muhammed Şahrur asıllı başka bir Suriyelidir. Abdurrahman Hasan Habenneke el Meydani, onunla ilgili olarak Et Tahrif el Muasır adlı eserini kaleme almıştır. Habenneke, Muhammed Şahrur'un akılları ve gönülleri tahrip edici bir planın parçası olduğunu ifade etmektedir. Dönemsel olarak Allah'ın hükümlerinin değiştiğine kail olan ve inanan Muhammed Şahrur'un fikir babasının veya kaynağının Adonis adlı sefih ve sefil olduğunu beyan ediyor.
¥
Ödül avcısı olan Adonis bizden de bir ödül kapmıştır. İsmine ve şanına layık olarak kendisine Nazım Hikmet ödülü verilmiştir. Keza Göte ödülü gibi nice ödüller almaktadır ve Nobel edebiyat ödülünü almak için de Nobel Komitesinin önünde gedikli bir biçimde sırasını beklemektedir. Abdurrahman Hasan Habenneke el Meydani'ye göre, Adonis Batini ve Karmatidir (Et Tahrif el Muasır, Abdurrahman Hasan Habenneke el Meydani, s: 205, Daru'l kalem, Şam). Karmatilik batiniliğin siyasi bir koludur ve tarihteki Marksizmin irhasatlarından veya ilk iptidai denemelerinden birisi sayılır. Adonis siyasi solu bıraksa da ideolojik sol iliklerine kadar işlemiştir. Onu ödüle boğanlar edebi derinliğinden dolayı değil onu felsefi eğilimlerinden dolayı seçmişlerdir. Ne tesadüf! Türkiye'de de iki yareni veya şakirdi var. Biri gizli diğeri açık. Gizlisi onun gibi 'cami çıkışlı devrime geçit yok' diyen Ertuğrul Özkök'dür. Diğeri de zaten kendisinden sürekli feyizyab olan Özdemir İnce'dir. Ne demişler: Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim!
Zalimin destekçisi iran, Allah (c.c.) tokadı vurmadan aklını başına al ve zalim suriye diktatörlüğüne verdiğin desteği çek. O diktatörlük ki yezid onların eline zülümde su dökemez hale geldi. Yoksa Allah (c.c.) saddamı, kaddafiyi, hüsnüyü cezalandırdığı gibi güçlü bir devletle de iranı cezalandırabi
Filistin B.Bakanı haniye İran İsl. Cm. zaferin 33. yıl dönüminde İranda Halak "Kuşatılmış Gazeden selam getirdim Allah'la İslamla, Ümmatle ve Sizinle gurur ve izzet duyuyoruz zaferniz ve direniş birbirini kucaklıyor İran halkı de Gazze zaferin ortağıdır ABD'in ümmetin içişlerine karışmasına karşıyız
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155