Yusuf Kaplan - Yeni Şafak
ykaplan@yenisafak.com.tr
2012-02-12
Kir ve arınma
Batı'da insanlar, hafta boyunca makina gibi, hafta sonunda da hayvan gibi yaşarlar. Hayattan kaçarak hayata tutunmak için barlara, publara, diskolara, stadyumlara, hollere sığınırlar. Batıda yaşayan yabancılar iyi bilirler bunu. Yaşamayanlarsa özenirler sadece.
Televizyonlarda, filmlerde anlatılan "mutlu Batı/lı hayatı" baştan sona yalan. O mutsuzluğu gidermek, örtbas etmek için bütün bu yapılan.
Medyalar olmasa, dayanamazlar bu hayata Batılılar. İntihar ederler. Art arda. Başka dünyaları yok çünkü: Hayatı öldürdüler. İnsanı öldürdüler. Tabiatı öldürdüler. Tanrı'yı yitirdiler: Para, kariyer, çıkar, hız ve haz gibi sahte tanrılar icat ettiler.
* * *
Bu fırtınalı dalgalar bizim kıyılarımızı da dövmeye başlasalar bile, bizde hayat var hâlâ. Her şeye rağmen. İnsan da sadece burada, hayat da. Ama medyalar bu insanı da, bu hayatı da yok etmek için dört bir koldan saldırıya geçmiş durumdalar.
Medyalardan kir akıyor sadece. O yüzden gazete okumayın, televizyon izlemeyin, internetle de fazla haşir-neşir olmayın. Medyalar, insanın iç dünyasını, ruhunu, kalbini kirletmekten, körleştirmekten, daraltmaktan, yoksullaştırmaktan, çölleştirmekten başka bir şey yapmıyorlar çünkü.
Medyalar, insanın insan olma, kendi olma, kendini hatırlama, tabiata açılma, Yaratıcı'ya yönelme, iç dünyasını derinleştirme, çocuklarıyla hemhal olma, komşularıyla hemdert olma, hayata değme, yoksula, kimsesize sahip çıkma çabalarını, kaygılarını, imkânlarını berhava etmekten, buharlaştırmaktan başka bir işe yaramıyor gerçekten de.
Medyalar, insanı ayartarak düşünme yetilerini yok ediyor. Kötülüğü şeffaflaştırıyor ve tabiîleştiriyor: Kötülüğü, aldatmayı, bayağıyı, yozu, yozlaşmayı, hırsı, ihtirası, gücü, ihtişamı, intikamı, hızı, hazzı, parayı, kariyeri, gösterişi, çelme atmayı, pespayeliği "hayat bu" diye sunuyor bize.
* * *
Hegel, "gazete, modern insanın sabah ibadetidir" demişti. David Bordwell'se, "sinema salonlarının çağın katedralleri olduğunu" söylemişti. AVM'ler, stadyumlar, müzikholler din-dışı mabetleri çağdaş insanın. Medyaların, bütün bu mekânların, insanı, çağın körleştirici, köleleştirici ağlarına bağlayan, Aldous Huxley'in deyişiyle "acı çektirmeden, aksine haz almasını sağlayarak boğan, öldüren" seküler tapınaklar olduğunu unutmayın.
Evinize bir bakın lütfen, evinizdeki eşyaları nasıl düzenlediğinize, evdeki ilişki biçimlerinize... Televizyon, herkesin kıblesi değil mi?
* * *
Sonuçta, medyaların sizi esir aldığını göreceksiniz. Çocuklarınızla, aile fertlerinizle ilişkilerinizi bitirdiğini göreceksiniz. Hepinizi sadece bir nesneye kilitlediğini ve nesneleştirdiğini göreceksiniz. Ayartıcı şovların, salak salak dizilerin sizi asalaklaştırdığını göreceksiniz. Çocuklarınız yanınızda, yanıbaşınızda olmasına rağmen, çocuklarınıza, ailenize dağlar kadar uzak olduğunuzu göreceksiniz. Aile fertleri arasındaki ilişkinin, iletişimin dolaylı olduğunu, koptuğunu göreceksiniz.
O yüzden ailenizle, komşularınızla, dünyayla ilişkilerinizi ve irtibatınızı koparan, sanallaştıran medyaları kaldırıp atın hayatınızdan, diyorum.
* * *
Kitap okuyun. Kur'ân okuyun hep birlikte. Hadis okuyun. Düşünün okuduğunuz âyetler, hadisler üzerinde. Konuşun. Çocuklarınız konuşsun. Çocuklarınızla konuşun. Onlardan gerçekten bir şeyler öğrenmeye çalışın.
Evinizde, âyet yarışmaları, hadis yarışmaları düzenleyin. Çocuklarınıza belli konularda, belli periyotlarla sürekli âyet ve hadis ezberletin, siz de ezberleyin. Çocuklarınız hadis okusunlar, hadis dersleri yapsınlar ve paylaşsınlar hadisleri. Tasavvuf metinleri okuyun. Arının.
Gökhan Özcan okuyun. Gökhan Özcan'daki arılığı, duruluğu, temizliği, inceliği, derinliği, bilgeliği keşfedin. Ve sağlığı için dua edin.
Cemaatle namaz kılın aile fertlerinizle. Camiye gidin. Sabah namazına gidin hep birlikte meselâ.
* * *
Komşular komşu değil, düşman sanki. Uzaydan gelmiş gibiler. Yan yana, üst üsteler ama dünya kadar uzaklar birbirlerine. Mahallenize sahip çıkın. Hayvanlara şefkat nazarıyla "bakın".
İşte o zaman kirden arındığınızı görecek, kendinize gelecek ve medyaların ayartıcı, sahte ve yalan dünyasından şeytandan kaçar gibi kaçacaksınız...
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155