25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 26°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 17°C Ağrı
    • 25°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 22°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 97.926 -0.39
  • Altın: 144,080 -0.02
  • Dolar: 3,5648 -0.24
  • Euro: 3,9975 0.09

Yetkisini ne taraf aştı?

Abdulkadir Özkan

MİT görevlileri ile ilgili soruşturma etrafında başlatılan tartışmalar daha uzun süre gündemden düşmez. Çünkü, olayın çok boyutu var. Bir de buna meseleyi bilek güreşine çeviren anlayış eklenince bu tartışmanın sonu gelmez. Halbuki ortada bir yanlış yorum ya da yanlış anlama var ise bunu kamuoyu önünde bir güç gösterisine çevirmenin anlamı yoktur. Çünkü, olay kamuoyu önünde güç gösterisine dönünce işin içinden sağlıklı bir çözüm ile çıkmak pek mümkün olmaz.

Bugün gelinen noktada ortaya iki farklı görüş çıkıyor. Hükumet kanadından yapılan açıklamada savcının yasayı yanlış yorumladığı ve görevini kötüyle kullandığı ileri sürülüyor. Halbuki söz konusu savcı soruşturmadan alındığına göre böyle tartışmaya açık ve karşı tarafı tahrik edici bir açıklamaya hiç gerek yoktu. Ama oldu. Buna karşılık yargı tarafından gelen açıklamada ise bazı MİT görevlileri görev dışına çıktıkları için soruşturmanın açıldığı belirtiliyor. Elbette savcılar da insan onlar da hata yapabilirler. Ancak, bunun değerlendirilmesini siyasiler değil yargı mensuplarının bağlı bulundukları kişi ve kurumlar yapmalıdır diye düşünüyorum. Çünkü; mesele karşılıklı suçlamaya dönünce kimse suçu kabul etmeyecektir. Etmiyor da...

MİT'çilerin görev dışına çıktıklarının doğru olması başka sorunlara da yol açacaktır. Söz gelimi görev dışına çıkmanın boyutları nedir? Ne yapmışlardır da görev dışına çıkmışlardır? Bu görev dışına çıkışa keyfi davranış ve muamele de giriyor mu? Bu arada haklarında soruşturma açılan MİT'çilerin deşifre edilmesi ne gibi sonuçlar doğuracaktır? Söz gelimi bu insanlar görevlerini yapmaları sebebiyle deşifre edildilerse hayati tehlikeleri söz konu olacak mıdır? Eğer örgüt bu deşifre edilen görevlilere karşı infaz uygulamaya kalkarsa bunun sorumlusu kimler olacaktır? Diyelim ki sorumluyu tespit ederek verilen ceza ortaya çıkan yıkımı telafi edebilecek midir?

Bu arada MİT'te görev yapanların görev alanını kimler belirleme durumundadır? Bu alan MİT'in teşkilat kanunda belirlenmiş değil midir? Belirlendi ise bunu tartışmaya açmanın anlamı olabilir mi? Söz gelimi istihbarat örgütlerinin bir takım terör örgütleri ve kanun dışı yapılanmalara sızması görevlerini aşmak anlamına gelebilir mi?

Elbette hiç kimse devlet adına görev yapıyor ve devletin çıkarlarını koruyorum diye yargısız infaz yapamaz. Böyle bir davranışı kanunlarla da normal hale getiremezsiniz. Tüm devlet görevlilerinin görevlerinin sınırı yasalarla çizilmiştir ve herkes bu sınırlar içinde kalmaya mecburdur. Aksi halde keyfilik ortaya çıkar. Bu ise kişilerin siyasi ve ideolojik mensubiyetlerine göre bir takım davranışlara girmelerinin önünü açar. Bunu biraz daha açarsak bir takım görevliler kendileri gibi düşünmeyen ve inanmayanları ülke ve rejim için tehlike olarak görür ve bunlar hakkında gerekli belge ve bilgileri toplayarak yargının önüne çıkarmaya gerek bile duymadan infaza yönelebilirler. Geçmişte benzer olayları çok yaşadık. Bu sebeple de toplumda telafisi mümkün olmayan yaralar açıldı. Bugün yaşadığımız pek çok olumsuzluğun temelinde bir takım kişilerin geçmişte kendilerini devletin yerine koymalarının önemli rolü olmuştur.

Bu arada devlet ve rejimi koruma iddiası ile oluşturulmuş olağanüstü mahkemelerle de bu tür kanun dışılıkların kılıfına uydurulması yoluna gidilmiştir. Ne var ki işi kılıfına uydurmak vicdanlarda derin yaraların açılmasını önlemediği gibi insanların devlete olan güvenlerini zayıflatmıştır. Kısacası devlet ile millet arasındaki bağ kopmuş, devlete hakim olan güçler istediklerini yapabilme hakkını kendilerinde görmüşlerdir. Son dönemlerde yaşanan bir takım gelişmelerle kendini devletin yerine koyanlardan hesap sorulduğu ve bu tür yapılanmaların tasfiye edildiği görüntüsü ortaya çıkmış iken şimdi gelinen noktada yapılan tartışmalar hâlâ devlet içinde bir takım kurumların kuvvet gösterisi ve bilek güreşinin sürdüğünü göstermesi endişe vericidir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.