25 Mayıs 2017 Perşembe29 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 25°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 23°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 97.713 -0.61
  • Altın: 144,103 0.00
  • Dolar: 3,5652 -0.22
  • Euro: 3,9996 0.14

Kıbrıs, Suriye, İsrail ve Fransız ajanlar

Abdulkadir Özkan

Cumartesi ve Pazar günkü bazı gazetelerde yer alan birkaç haberi öncelikli olarak okuyucularımın dikkatine sunmak, ondan sonrada tüm bunlar karşısında hükumetin tutumunun ne olduğunu sormak istiyorum.

İlk haber Hatay'daki ajanlarla ilgili.Haberin özeti şöyle: Suriye'de yaşananlar sonrası Hatay'a kaçan mültecilerin arasına Fransız, Amerikan ve İsrail ajanlarının sızdığı MİT tarafından tespit edilerek Hatay Valiliği'nin uyarıldığı, bunun üzerine Fransız, ABD ve İsrail gizli servislerinin MİT'in devre dışı bırakılması için harekete geçtikleri belirtiliyor.

İkinci haber Dışişleri Bakanlığı tarafından daha önce yalanlanmış olmakla birlikte bir gazetemizde, "Suriye'de tutuklu MİT'çileri MOSSAD eğitti" başlığı atında yer alıyordu. Haberin kaynağı İran Fars News haber ajansı. Haber yüzde yüz doğrudur diye aktarmıyorum. Ancak, İsrail ile Türkiye istihbarat örgütlerinin geçmişte işbirliği yaptığı düşünülürse bazı MİT elemanların MOSSAD tarafından eğitilmiş olması ihtimal dışı değildir. Ancak, Türkiye'nin köşeye sıkıştırılmasına yönelik bir tezgah olması da mümkündür. Ancak maksadım olayın bir başka boyutuna dikkat çekmek olduğu için bir başka habere geçmek istiyorum.

"Kıbrıs 2. Filistin olmasın" başlığı altında manşetten verilen haberde tahrif edilmiş Tevrat'ta arz-ı mevut sınırları içerisinde gösterilen Kıbrıs'ın milim milim, İsrailli 114 fason şirket tarafından tıpkı Filistin'de olduğu gibi satın alındığının ortaya çıktığı, bu gelişmeleri mercek altına alın MİT'in, MOSSAD'ı rahatsız ettiği belirtilerek MİT Müsteşarı Fidan'ın bunun için hedef seçildiğine dikkat çekiliyor.

Yani MİT'e yönelik hamlelerin bir MOSSAD tezgahı olduğu vurgulanıyor. Bu vurgulanırken de bir gerçek gündeme getirilmiş oluyor.

Bu haberin yer aldığı gazetenin iç sayfalarında bir başka haber daha vardı.

"TZOB'dan şok iddia" başlığı altında verilen haberin özeti şöyleydi:

"Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, 2011 yılında tarımda kullanılan toplam kredi miktarı ile ilgili bilgileri paylaşırken, ülke topraklarının geleceğini yakından ilgilendiren önemli bir tehlikeyi gündeme getirdi. Bayraktar, ağırlıklı olarak Fransız ve İsrail menşeli yabancı bankların, tarım arazilerimiz üzerinde tehlikeli bir oyun oynadıklarını söyledi." İsrail ve istihbarat örgütü MOSSAD'ın ülkemize yönelik faaliyetleri aslında bilinmeyen bir husus değil. Ancak, MİT'in başı Fidan'a karşı harekete geçme noktasına gelmiş olması olayın vehametini gösteriyor.

Türkiye olarak bizim ne gibi karşı hamleler yaptığımız bu noktada çok büyük önem taşıyor. İlişkiler İsrail ve Fransa ile zaman zaman bozulma noktasına gelse de yukarıya kısaca aktarmaya çalıştığım haberler karşısında daha ileri adımların atılması gerekmez mi diye sormadan geçmek mümkün değil.

Bu hatırlatmanın arkasından NATO Genel Sekreteri Rasmussen'in Ankara'da bir soruya verdiği cevabı aktarmakta yarar var.

NATO Genel Sekreteri Rasmussen, "Kürecik'te füze kalkanını Türkiye mi yoksa siz mi isteniz?" sorusuna, "Biz bütün NATO üyelerine soruyoruz, 'Radar sistemi kurmak istiyoruz. Ne düşünüyorsunuz?' diye. Türkiye gönüllü oldu ve böylece kuruldu."

NATO füze kalkanı sisteminin İran'a karşı kurulduğu, buradan alınan istihbaratın İsrail ile paylaşıldığı, yani NATO üyeleriyle birlikte İsrail'in muhtemel bir İran saldırısına karşı korumak üzere kurulduğu kesinleşmiş durumda.

Peki!.. Aktardığımız haberlerde de görüldüğü gibi İsrail'in hedefinde ülkemizin de bulunduğu artık kör ve sağırlar tarafından bile biliniyorken ne yaptığımız, buna karşılık ne yapmamız gerektiğinin masaya yatırılması gerekmez mi? Sadece İsrail'in bir takım faaliyetlerini gazete haberi olarak vermiş olmak ne işe yarar? Daha pek çok soru sıralamak mümkün. Ancak, artık kesin ve kararlı adımların atılması, ülkemiz üzerinde Siyonistler ile ABD ve yandaşlarının hesaplarının önüne set çekilmesi gerekmiyor mu? NATO'ya bağlı kalarak, ABD'yi stratejik ortak kabul ederek bu sağlanabilir mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.