18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 31°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 21°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 106.960 -0.03
  • Altın: 151,340 -0.08
  • Dolar: 3,6749 -0.04
  • Euro: 4,3248 0.12

Dink davası, Susurluk'a döndürülmemeli...

Hüseyin Gülerce

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, 19 Ocak 2007'de gazetesinin önünde kurşunlanarak öldürüldü. Davası 5 yıl sürdü.


Bir ay önce İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını verdi. Cinayette bir "örgüt" bulunamadığı belirtilerek 18 sanığın hepsinin beraatine hükmetti. Sadece Yasin Hayal'e, "cinayete azmettirmekten" ağırlaştırılmış müebbet hapis verdi. Mahkeme başkanı, kimsenin içine sinmeyen kararını televizyonlarda savundu; "Örgüt olduğu görülüyor ama delil bulamadık" dedi. Davanın savcısı, daha önce görülmemiş şekilde itiraz etti; "Delil de var, örgüt de var" dedi...

Ancak bu davada umudun bir adresi vardı. Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, kendisine bağlı Devlet Denetleme Kurulu'nu (DDK) devreye sokmuştu. İşte önceki gün, kurum bir yıldır süren çalışmasının raporunu açıkladı. Raporda, cinayetle ilgili kamu görevlilerinin ihmali ve sorumluluğu gözler önüne serildi. Hrant Dink'e yönelik bir tehlikenin varlığının emniyet ve jandarma personelince öğrenilmiş olduğu halde, korunmasına yönelik istihbarat birimlerinin gerekli çalışmaları yapmadığı, işbirliğine gitmediği, idarî makamların da, her kademedeki sorumluların zincirleme eylemleri sonucunda, tehlikeyi önlemek için gereken tedbirleri almadıkları belirtildi.

Raporun önemi şu: Emniyet, jandarma ve valiliklerdeki kamu görevlileri hakkında, ana cinayet davası kapsamında soruşturma açılması ve yargılanmaları gerekiyor.

Dink davasında bu kamu görevlileri konusu çok önemli. Çünkü davanın savcısı, cinayetin arkasında Ergenekon terör örgütünün bulunduğunda ısrar ediyor. Dink suikastının, Malatya'daki Zirve Yayınevi ve Trabzon'daki Rahip Santoro cinayetiyle de bağlantıları bulunduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçirilen Kafes Eylem Planı'nda Dink cinayetinden "operasyon" olarak bahsediliyor. Balyoz Darbe Planı iddianamesinde yer alan belgelere göre, olası darbe sürecinde Dink, "hedef isimler" arasında yer alıyor. Yani Dink cinayetinin, darbe teşebbüsü davalarında kilit bir rolü var.

Kafaları karıştıran şu oluyor: Hükümet, devlet içindeki çetelerle mücadele ederken, nasıl oluyor da kamu görevlileri bu hükümet döneminde bir koruyucu kalkan bulabiliyor?

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, aslında bu konuya üç hafta önce açıklık getirdi ama Dink davasında bilgi kirliliği ve kafa karışıklığı için çırpınan odaklar, bu açıklamanın yeterince yankı bulmasını engelledi. Dink davasında iktidarın gevşek davrandığı algısını kuvvetlendirdiler, hatta Dink kararının ardından yapılan yürüyüşte hükümet, suçlamaların adresi haline getirilmek bile istendi. Aynı numara, Susurluk davasında da yapıldı. Derin devleti hedef göstermekle başlayan ışıkları açıp kapama kampanyası, daha sonra Refah-Yol hükümetine yöneldi.

Sayın Çelik, AK Parti'nin kamu görevlileri ile ilgili koruyucu, himayeci bir tavrı olmadığını, böyle bir tavrın başka yerlerden geldiğine dikkat çekmişti. Önce 6 emniyet mensubu, daha sonra 7 kamu görevlisinin soruşturulması için dönemin İstanbul Valisi Muammer Güler'in soruşturma izni verdiğini ama her iki defasında da bölge idare mahkemesinin reddettiğini söylemişti.

Yine iki MİT görevlisinin, azınlıklardan sorumlu İstanbul vali muavininin odasında Hrant Dink'i tehdit ettikleri konusuyla ilgili olarak da, "Sayın Başbakan bu konuyla ilgili o görevliler hakkında soruşturma izni vermiştir ama sayın savcı, zamanaşımı gerekçesiyle takipsizlik vermiştir. İtiraz üzerine Sincan Ağır Ceza Mahkemesi'nde süreç devam ediyor." demişti.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu, Dink davasının yeniden açılması için şimdi hukukî bir zemin sağlıyor. Yine rapor, söz konusu kamu görevlilerinin soruşturmasının ve yargılanmalarının cinayet davasına dâhil edilmesini gerekli kılıyor.

Dink davası, Türkiye'nin demokratikleşmesi yolundaki önemini koruyor... Bu konuda samimi herkes, bu davanın takipçisi olmalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.