Kayseri'de patlama...        Bahçesaray'ın ilk ve tek fabrikası...        Uyuşturucu çetesine darbe...        Siyasi duruşu külliyat oldu...        Başbakan'ın sözleri Çelik'e mi?...        Gül, sürücüsüz Google arabası ile hız limitini aştı...        Davutoğlu, Danimarkalı meslektaşı ile bir araya geldi...        Efes 2012 tatbikatı nefes kesti...        Bazı ülkelerin borsalarında son durum...        Apple'dan Gül'e Türkçe klavye sözü...        Posta kutunuz hırsız çekiyor...        işte Mısır'daki seçim sonuçları  ...        
USD Alış 1.839 USD AlışUSD Satış 1.849 USD SatışEuro Alış 2.311 Euro AlışEuro Satış 2.326 Euro SatışAltın Alış 92.7630 Altın AlışAltın Satış 93.2020 Altın  Satış
 
 
4 Recep 1433

25 Mayıs Cuma 2012
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazı Boyutu:  12 14 16
 
D.Mehmet Doğan - Yeni Akit
2012-02-23

Kafalar küçülüyor; ayaklar, mideler büyüyor!

Basın-yayın araçları ülkenin aynası sayılmalı.

Basın-yayın araçları insanı hedefler, onun ihtiyaçlarına -gerçek veya uyandırılmış- yönelir. Yönelmekle kalmaz, ihtiyaç uyandırır!

Büyük gazetelerimizin bir çoğu tersten okunduğunda, sekiz on sayfalık spor gazetesi mahiyetinde; daha doğrusu futbol gazeteleri görünümünde.

İnsanımızın bilhassa ayaklarına, sonra da ellerine ve pazularına vs. yönelik yayın çok geniş ve kapsayıcı. Televizyonların spor programları keza. (Yine alışkanlıkla “spor” dedik, “futbol” demeliydik.) Diğer sporlar ancak futboldan yer kalırsa sözkonusu ediliyor. Ya haftanın maçları üzerine dörtlü beşli “otorite”lerin ahkâm kestiği saatlerce süren programlar?

Elbette ayaklarımız önemli! Ayaklarımız bu kadar önemli olmasa, basın yayın araçları bu kadar zamanlarını bu uzuvlarımıza tahsis ederler miydi? Sırf ayaklarımız üzerine kurulmuş bir ekonomik dünya var!

Ayaktan yukarı doğru çıkarsak, başka “mühim” beden bölgelerimizi ve organlarımızı da keşfedebiliriz. Elhak gazetelerimiz bu bölgelere yönelik yayında da mahirdirler. Bu gazetelerde yer alan resimler, magazin haberi denilen uydurma metinler hep bu taraflarımızı hedef alır. İlk sayfa “bomba”sı, son sayfa güzeli, üçüncü sayfa dilberi… olmayan gazeteye “büyük gazete” denmez!

Zaten bir zamanlar neredeyse bütün büyük gazetelerimizin patronu olan zat, bu resimlerden duyduğu hoşnutluğu izhar etmemiş miydi?

Elbette televizyonlarda bu alanla ilgili haberler, programlar ve filmler azımsanmayacak miktardadır.

Erkeğin kalbine mideden gidilirmiş… Basın-yayın araçlarımıza bakılırsa, erkek kadın fark etmiyor, midemiz kalbimizin anahtarı…

Son yıllarda, muhtemelen refahın yaygınlaşmasıyla, gazetelerde yemek sütunları ve sayfaları, televizyonlarda da bitmek tükenmez, yemek ve mutfak programları ortaya çıktı.

Envaı çeşit yemek, dünyanın taamı, nevalesi ve damak zevki. Gurmeler, şikemperverler gırla gidiyor! Patlayıncaya, çatlayıncaya kadar yemenin tam zamanı!

Midemize seslenmeyi tercih eden medya, kalbimizi midemizin mütemmim cüzü saydığı için bu uzvumuza yönelik yayına ihtiyaç duymuyor.

Ya daha yukarılara çıkıyor mu? Elbette can boğazdan gelir ve midenin başlangıcı ağızdır!

Gözümüz gönlümüzün bayram etmesi için de her şey yapılıyor. Haksızlık etmeyelim!

Kaldı bir kafamız… Kafa dediysek, başımızın bir bölümü. Beynimiz…

Basın-yayın araçları beynimizi sadece diğer organların ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede kullanarak tasarruflu davranmak istiyor. Kendine çevrilmesine, düşünce üretmesine fırsat vermek istemiyor.

Zihnimizi, aklımızı, düşünme melekemizi, tefekkürümüzü, tahayyülümüzü, havsalamızı ilgilendiren yayın yok mesabesinde.

Hadi bazı televizyonlar, gazeteler bu organımızı gereksiz görüyorlar diyelim. Ya fikir üzerine müesses kurumlar olarak işe başlayan gazetelere, televizyonlara ne oldu?

Bir şey olduğu yok! Onlar da araziye uydular. Fikir, ideal, inanç bu araçları elde edene kadardı!

Onlar da artık ayaklarımıza, midemize yönelik yayın yapıyorlar. Ayak kaslarımız habire güçleniyor, midelerimiz büyüyor, vücutlarımızın çapı artıyor.

Ya kafamız? Gittikçe küçülüyor!

Sadece vücudumuzun bazı uzuvlarını işletmeye yönelik bir yayıncılık almış başını gidiyor. Kalbimiz, zihnimiz devreden çıkarılıyor.

Beyinlerimiz de bu robotun hareketlerini tanzim edecek kadar olsa yeter!

¥

Kitap hattı:

Fahri Celâl’in hikâyeciliği. A. Cüneyt Issı Cumhuriyetin ilân tarihi olan 1923’ten başlamak üzere 1973’e kadar 8 hikâye kitabı yayınlayan önemli bir hikâyecimizi hatırlatıyor bize. Fahri Celâl Göktulga, Meşrutiyet döneminde yazmaya başlayan memleketçi-gerçekçi hikâyecilerimizden. Asıl mesleği tabiplik olan Fahri Celâl, dil ve üslubu ile edebiyatımıza güzel hikâye örnekleri armağan etmiştir. Maalesef, diplomalı okur yazarlığımız tavan yaparken, okuma alışkanlığımız yerlerde süründüğü için o da unutulanlardan. (Roza Yayınevi, bilgi@rozayayinevi.com)







 
 
 
  Henüz Yorum Yazılmamış
Arkadaşına Gönder Yazdır
  Haberi Paylaş
 
Google Facebook Yahoo Haber.gen.tr
 
 
 
 
 
 
 
 HABERVAKTİM YAZARLARI
Apo'ya da "Hayvan" diyebilecek misiniz?...
 
"Şeriat İslam mı?" 9 Son ...
 
Bid’at Meselesi...
 
SELAM
REGÂİP KANDİLİ...
 
"Besmele her hayrın başıdır!"...
 
Orhan Pamuk ödülün kıymetini bilemedi...
 
Erik 5 tl...
 
Kürtçüyseniz baştacı Mustazaf'sanız tu kaka?...
 
 
 
 
 HAVA DURUMU
Hava Durumu
 
Hasan Karakaya Kocatepe muhribimizi vuran da biz değil miydi...
 
Abdurrahman Dilipak SPAG ve S&P...
 
Ali Karahasanoğlu İthal kanunlardaki tartışma: Süt kardeşliği...
 
Yener Dönmez Başbakan'la Kazakistan'da...
 
M. Şevket Eygi Çocukların Anayasa İstekleri...
 
Abdullah Büyük Farklı açılardan, farklı bir mesaj ...
 
Süleyman Yaşar Türkiye'ye yapılan bir reyting skandalıdır...
 
Erdal Şafak Masal gibi......
 
Refik Erduran Anestezi...
 
Şevki Yılmaz Önce gönüllerimizi kilitlediler, sonra Ayasofy...
 
Yavuz Bahadıroğlu "Tazminatsa tazminat" mı?...
 
Merve Kavakçı İslam Bir ipte iki cambaz...
 
Serdar Arseven Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu Külliyatı ve Hakkı Öznur...
 
Hayrettin Karaman Altan bey soruyor...
 
Engin Ardıç Batılı böndür az biraz...
 
Sibel Eraslan Kadın çizerse: Ümeyye Cuha...
 
Fatma Tuncer Hayat denen şey...
 
Hüseyin Öztürk Cami mimarisinde masonizm...
 
Zeki Ceyhan Tazminatsa tazminatmış!...
 
Mehmet Şeker Kaç çocuk yeter?...
 
Mehmet Barlas Medyadaki öfke ve kamplaşma toplumda yok......
 
Taha Kıvanç San Francisco'da bir gece...
 
Abdulkadir Özkan Açıklama için bugüne kadar beklemeye gerek var mıydı?...
 
Hüseyin Gülerce Uludere için acil durum......
 
Fehmi Koru Gül ve ilkeli liderlik...
 
Ersoy Dede PKK'nın elindeki yurttaşlarımız...
 
Ahmet Çakır Kazanmak önemli de......
 
Atilla Özdür İkinci 19 Mayıs......
 
Ahmet Kekeç Uludere'deki odun ve Sanem'in babası...
 
 
 
E-Devlet
 
 FAYDALI LİNKLER
 
 
 NAMAZ VAKİTLERİ
 
İmsak
3:37
Güneş
5:31
Öğlen
13:08
İkindi
17:04
Akşam
20:33
Yatsı
22:17
 
 BİR AYET
İnsanların mallarında artış olsun diye verdiğiniz herhangi bir faiz, Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekâta gelince, işte zekât veren o kimseler, evet onlar (sevaplarını ve mallarını) kat kat arttıranlardır.
Rum Suresi 39. Ayet
 
 BİR HADİS
Resulullah (sa) buyurdular ki: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Resulüne ise, onun hicreti Allah ve Resulünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."
Müslim, İmaret 155
 
 
 
 
 
       
RSS
 
 
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.