28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 33°C Adana
    • 37°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 35°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 37°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 107.693 -0.64
  • Altın: 143,291 0.09
  • Dolar: 3,5369 0.12
  • Euro: 4,1404 0.44

Yasaklayanlar gider, türküler kalır

Mehmet Şeker

Anadolu'nun romanını yazmak isteyenlere, mutlaka türkülerden başlamayı tavsiye eden Tanpınar, şöyle söyler: "Bu cemiyeti ruhundan mı öğrenmek istiyorsunuz? Musikisine ve halk havalarına, tekke nefeslerinize bakacaksınız. O zaman bizi biz yapan, hayatla oynamaktan hoşlanan coşkunluğu, onun sanatta ifadesi olan büyük lirizmi keşfedersiniz." (Gördünüz mü 'tekke' dedi, 'takke' değil.)

Huzur romanında kahramanı İhsan'ı "Halkımıza ve hayatımıza ne kadar yaklaşırsak o kadar mesut olacağız. Biz bu türkülerin milletiyiz" şeklinde konuşturur ve şunları söyletir: "Türküler, hayatın sürekliliği içinde, bir yığın değişmeye rağmen daima değişmeyen asli yanımızı ifade ederler."

Bize göre de öyledir ama farklı düşünen kesimleri de görmezden gelemeyiz.

Bir görüp gelmek, sonra aynı yerde ikamete devam etmekte fayda var.

* * *

Bayram Bilge Tokel'in "Türküler Kalır" isimli son kitabına başvuralım.

Yıllardır 'şarkı' ve 'türkü' gibi iki popüler forma hapsettiğimiz, mümkün olduğunca birbirinden ayrıştırarak ve uzaklaştırarak andığımız mûsıkîmizin bu iki türünü illa karşılaştıracaksak şu söylenebilir: 'Şarkı'yı içermeyen türkü belki olabilir ama 'türkü'yü içermeyen şarkı olamaz, olmamalı. Hele türküyü güya şarkının lehine dışlamak, dilbilgisi kurallarını bilmiyor diye, analarımızın konuştuğu dili Türkçe saymamak gibi vahim bir garabettir. Birini diğerinden daha çok sevmek, birinden daha çok zevk almak şüphesiz ayrı bir konudur ve normaldir. Normal olmayan, birini sevme tercihini, ötekini inkâr üzerine kurmak cehaleti ve bağnazlıktır.

* * *

Bağnazlık dönem dönem öyle ileri boyutlara ulaşmıştır ki 'koruma' adına yapılan yanlışlar ve 'ilericilik' adına yapılan yanlışların, dünyada örneği görülmemiştir.

İlericilik adına Türk müziği toptan yasaklandı bir dönem.

Bir başka dönem ise Kırşehir türkü ve bozlaklarını Neşet Ertaş'tan dahi koruma aşamasına varıldı.

Doğrusu bu kadar yanlışlığın cehaletle yapılması mümkün değil; olsa olsa fazla bilmektendir.

* * *

Bayram Bilge, "Türk Halk Müziği" şeklindeki isimlendirmeyi de irdeler ve doğru olmadığını ifade eder ama eldeki malzeme bu olduğundan, mecburen kullanmaktadır.

"Türk Halk Müziği, TRT tekelinin sona erdiği 90'lı yıllara kadar, büyük ölçüde üç önemli ismin düşünce, zevk ve uygulamaları etrafında şekillenmiş üç ana dönemden geçerek bugünlere gelmiştir" dedikten sonra o isimleri zikreder: Muzaffer Sarısözen, Nida Tüfekçi ve Mehmet Özbek.

* * *

Geçenlerde Bayram Usta ile oturduk bir hesap yaptık, birkaç ay sonra otuzuncu yılını bulacağını gördük arkadaşlığımızın.

Gördük de "Vay" dedik.

Çalıp söylemenin ötesinde müziğin teorisi üzerine de ciddi çalışmalar yapan ve bu çalışmalarını bizlerle paylaşan Bayram Bilge'nin önceki kitapları Neşet Ertaş Kitabı, Bağımıza Gazel Düştü isimleriyle yayınlanmıştı.

Hazırladığı belgeseller de çok ilgi görmüştü. Özellikle Neşet Ertaş belgeseli vasıtasıyla biz o büyük ustayı yeniden keşfettik.

Çok kişinin Neşet Usta'yı unuttuğunu ve radyolarda türküleri anons edilirken kimi zaman 'Merhum' ifadesinin kullanıldığını hatırlatırsak, o hizmetlerin anlamı biraz daha net görülebilir.

Hazırlayıp sunduğu televizyon programlarını da analım: Gönül Dağı ve Salkım Söğüt.

* * *

Son kitabına verdiği isim de çok etkileyici geldi: Türküler Kalır.

Ne kadar doğru...

Türküleri yasaklayanlar gider, türküler kalır.

Şahlar, krallar gider; bakanlar, başbakanlar, genel müdürler, özel müdürler gider, türküler kalır.

Türküleri lay lay lom'dan ibaret saymayın lütfen. Biliyorum, öyle görenler var. Onlar, Yunus Emre'nin şu mısralarına nasıl bakarlar merak ederim:

Yürük değirmenler gibi dönerler
El ele vermişler Hakk'a giderler
Gönül kâbesini tavaf ederler
Muhammed'in kösü çalınır bunda
Ol serverin adı anılır dilde

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.