29 Mart 2017 Çarşamba1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:46Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:33Yatsı 20:54
    • 14°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 7°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 3°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 13°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 12°C Aydın
    • 9°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,216 0.93
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

Garip Bir Mezar 2

Cemal Nar

Evet, tuhaf bir şey olur.

Ne mi olur?

“O ıssız yerde, sanki davet edilmiş gibi cenazesi kalabalık olur. Maraş ve Elbistan tarafından gelen yolcular cenaze cemaatini artırırlar. İçlerinden bazıları daha sonra; “Köyünde olsaydı belki bu kadar Kur’an okunmazdı... Bu kimmiş, neymiş?” derler. Ve yine derler ki: "Bundan sonra burası ‘Garipler Mezarlığı’ oldu.”

Gerçekten de kışın kara tutulup ölenler, baharda buraya defnedildiler. Yazın bile civarda ölen garipler buraya getirilerek gömüldüler. Bu sözler dua mıydı, temenni miydi bilinmez, ama burası hala “gariplik” veya “garipler mezarlığı” olarak anılır.

Güblüceli Delibekirliler'den Abdurrahman Hâfız'ın oğlu Osman Hâfız, gariplerin başını çekmiş, onlarla beraber Gariplik'te yatmaktadır.

Güblüceliler, kara haberi köye, Emine'ye çabuk ulaştırırlar. Kara haberle köye figan getirirler. İki çocuğu ile Emine, çaresiz figan eyler; damı başına keper, ocağı söner...

Emine bir zaman sonra aynı köyden Gökahmetoğlu Mevlüd ile evlenir. Buna daha sonra “Cüce Mevlüd” de derler. Yine epey sonra, ikinci kocasıyla Maraş’a gelirken Gariplik'te yüreğinin sızısı yekinir, ağlar da ağlar. Mevlüd gözleri kan çanağına dönen karısını yerden zor kaldırır, Gariplik'ten zor ayırır…

Hikâyenin bundan sonrası da var ama elim varmaz gayrı yazmaya. Eşi dostu tanıyanı varsa, okusun gerisini adını verdiğimiz kitaptan, bir Fatiha okuyarak yazara da, hafıza da, herkese de.

Bu dünyaya bir sınav için gelmişiz. Allah Teâlâ’yı bilme, sevme ve kulluk etme sınavı için. Bize verilen ömrü, belirlenen ecelimize kadar bu sınavda başarılı olmak için harcamalıyız aslında. Kalıcı değiliz burada. Sonsuza dek kalıcılık sadece ahirette. Ya Cennette, ya Cehennemde…

Sevgili Peygamberimiz Efendimiz (sav) “dünyada bir garip gibi ol” dermiş. Sanki bir yolcuyuz da, şu dünyada azıcık oturmuşuz, gölgeleniyoruz bir ağaç altında.

Öyle değil mi ya, hepimiz öleceğiz ve torunlarımızdan sonra bizi kimse bilmeyecek, kimse hatırlamayacak. Bir varmış, bir yokmuş olacağız.

Ah, keşke bunun bilincinde olabilsek de bu hayat fırsatını en güzel biçimde değerlendirebilsek!






Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.