23 Ocak 2017 Pazartesi25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:53Akşam 18:17Yatsı 19:41
    • 1°C Adana
    • 0°C Adıyaman
    • -5°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • -4°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 2°C Antalya
    • -5°C Artvin
    • 2°C Aydın
    • -3°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,538 0.01
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Garip Bir Mezar 2

Cemal Nar

Evet, tuhaf bir şey olur.

Ne mi olur?

“O ıssız yerde, sanki davet edilmiş gibi cenazesi kalabalık olur. Maraş ve Elbistan tarafından gelen yolcular cenaze cemaatini artırırlar. İçlerinden bazıları daha sonra; “Köyünde olsaydı belki bu kadar Kur’an okunmazdı... Bu kimmiş, neymiş?” derler. Ve yine derler ki: "Bundan sonra burası ‘Garipler Mezarlığı’ oldu.”

Gerçekten de kışın kara tutulup ölenler, baharda buraya defnedildiler. Yazın bile civarda ölen garipler buraya getirilerek gömüldüler. Bu sözler dua mıydı, temenni miydi bilinmez, ama burası hala “gariplik” veya “garipler mezarlığı” olarak anılır.

Güblüceli Delibekirliler'den Abdurrahman Hâfız'ın oğlu Osman Hâfız, gariplerin başını çekmiş, onlarla beraber Gariplik'te yatmaktadır.

Güblüceliler, kara haberi köye, Emine'ye çabuk ulaştırırlar. Kara haberle köye figan getirirler. İki çocuğu ile Emine, çaresiz figan eyler; damı başına keper, ocağı söner...

Emine bir zaman sonra aynı köyden Gökahmetoğlu Mevlüd ile evlenir. Buna daha sonra “Cüce Mevlüd” de derler. Yine epey sonra, ikinci kocasıyla Maraş’a gelirken Gariplik'te yüreğinin sızısı yekinir, ağlar da ağlar. Mevlüd gözleri kan çanağına dönen karısını yerden zor kaldırır, Gariplik'ten zor ayırır…

Hikâyenin bundan sonrası da var ama elim varmaz gayrı yazmaya. Eşi dostu tanıyanı varsa, okusun gerisini adını verdiğimiz kitaptan, bir Fatiha okuyarak yazara da, hafıza da, herkese de.

Bu dünyaya bir sınav için gelmişiz. Allah Teâlâ’yı bilme, sevme ve kulluk etme sınavı için. Bize verilen ömrü, belirlenen ecelimize kadar bu sınavda başarılı olmak için harcamalıyız aslında. Kalıcı değiliz burada. Sonsuza dek kalıcılık sadece ahirette. Ya Cennette, ya Cehennemde…

Sevgili Peygamberimiz Efendimiz (sav) “dünyada bir garip gibi ol” dermiş. Sanki bir yolcuyuz da, şu dünyada azıcık oturmuşuz, gölgeleniyoruz bir ağaç altında.

Öyle değil mi ya, hepimiz öleceğiz ve torunlarımızdan sonra bizi kimse bilmeyecek, kimse hatırlamayacak. Bir varmış, bir yokmuş olacağız.

Ah, keşke bunun bilincinde olabilsek de bu hayat fırsatını en güzel biçimde değerlendirebilsek!






Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.