27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 20°C Adana
    • 20°C Adıyaman
    • 13°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 14°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

CHP'nin yenisi ya da yenilenen CHP nasıl olur?

Abdulkadir Özkan

CHP'de bildim bileli bir yenilenme arzusu vardır ama bu arzu bir türlü gerçekleşmez. Bu yenilenmeyi Ecevit zamanında yakalamıştır ama o da kısa ömürlü olmuş eski çizgisine dönmüştür. Bu bakımdan CHP'de genel başkan değişikliği ve her yeni genel başkanın partiyi yenilemek şeklinde istek ve söylemleri şimdiye kadar bir sonuç vermemiştir. Yani CHP'nin yenilenmesi yönetim kadrosunda değişikliği geçememiştir. Halbuki CHP yenilenecek ise yeni bir söylem ve stratejiye ihtiyaç vardır. Bununda ötesinden CHP'nin yeni bir söylem geliştirmesi de yenilenmesi için yeterli değildir. Bunun için geçmişini elbette inkar edecek değildir ama artık 1930'lu yıllarda olduğu gibi CHP'ye devleti korumak gibi görev yükleyip demokrasi ve özgürlük taleplerini öteleyerek bu partiyi yenilemek mümkün olamaz.

Demek istediğim o ki, devleti kurmuş olabilir ama bu devleti biz kurduk biz koruyacağız gibi kendinden başkalarını dışlayan, hatta devlet düşmanı gören bir mantığı sürdürdüğü sürece CHP'nin yenilenmesi söz konusu olamaz. Ayrıca savunduğunu söylediği Kemalist ideolojinin de günün şartlarına göre ekonomik ve siyasi açılardan yenilenmeye ihtiyacı vardır. Bu yapılamadığı sürece CHP'lilerin söylemleri ile eylemleri arasındaki farklılık sürecek, buda bu partiyi şimdiye kadar olduğu gibi belli bir kesimin temsilcisi olmaya mahkum edecektir.

Geçtiğimiz Pazar ve pazartesi günleri arka arkaya toplanan iki olağanüstü kurultay bile CHP'nin yeni CHP olamayacağını göstermiştir. Çünkü, parti içindeki muhalifler yeterli imzayı toplayarak olağanüstü bir tüzük kurultayı toplanmasını talep etmişlerdir. Bu talebe karşı duramayan genel merkez yönetimi hemen ikinci bir kurultay çağrısında bulunmuş önce kendi topladıkları olağanüstü kurultayda yeni bir tüzük hazırlamışlar, bu tüzük de muhaliflerin de istediği bazı değişikliklere yer vermek suretiyle bir bakıma muhaliflerin istediği kurultayı anlamsız kılmaya çalışmışlardır. Bu taktikleri de tutmuştur. Diyebiliriz ki CHP yönetimi bir yandan hukuki zorunluluk sebebiyle muhaliflerin istediği kurultay için çağrıda bulunmuş, öbür yandan buna ister kurnazlık ister hile deyin karşı bir hamle yapmışlardır. Böylece daha işin başında genel merkez yönetimi muhaliflere işte kapı anlamına gelebilen bir yaklaşım sergilenmiştir.

Söz gelimi CHP devletçiliğin ağır bastığı bir ekonomik söylemden vazgeçebilecek mi? Solda olacaksa komünizmin iflas ettiği bir noktada bunun çizgileri, bir diğer ifadeyle solculuğunun çerçevesi nasıl oluşacak? Sosyal demokrasi deniyorsa bu kavram içinde tüm kesimlere neler vaat edecek? Kısacası kendini yeniden tanımlayabilecek mi?

Her fırsatta Kemalist olduklarını söylüyorlar ama Kemalizmin ortak bir tarifini bugüne kadar yapabilmiş değiller.Altı okla ifade edilen yaklaşım halk tarafından fazlaca ilgi görmüyor.

Bu noktada bir anımı aktarmak istiyorum.

1970'li yılların başında çalıştığım gazetenin patronu bir gün beni odasına çağırarak gazetenin yazı işleri müdürü olmamı istedi. Bu teklifi kabul edebileceğimi ancak birbirimizi anlamada bazı sıkıntıların olabileceğini söyledim. Bunun için bazı kavramlarla ilgili ortak noktalarda buluşabilirsek mesele olmayacağını söyledim. Patron DP Tüzüğünü göstererek anlayışının orada yer aldığını söylemişti. Doğrusu aile olarak DP çizgisinden geliyordum ama o günden 1970'li yılların başına köprünün altından çok sular akmıştı. Benim bazı konulardaki yaklaşımımı bildiği için kendisinin de milliyetçi, ama bunun Atatürk milliyetçiliği olduğunu söylemişti. Yani DP'li fakat Atatürkçü idi. Olamaz mı? Olur elbette... Maksadım bu değil. Demek istediğim o ki, herkesin kendine göre bir Atatürkçülük anlayışı var ona dikkat çekmeye çalışıyorum. CHP'nin Kemalist ideolojisi de herkesin niyetine ve anlayışına göre anlam kazanıyor. Böyle olunca da CHP'nin yenilenebilmesi öncelikli olarak günün şartlarına göre kendisini yenden ve samimi olarak tarif etmesi gerekiyor. Aksi halde çoğu zaman olduğu gibi Atatürkçülük yeri geldiğinde arkasına saklanılacak bir siper olarak görüldüğü sürece CHP'nin yenilenmesi söz konusu olmaz.

Kısacası CHP'nin yenilenmesi isimlerin değişmesi ile sağlanamaz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.