Süleyman Yaşar

Süleyman Yaşar

28 Şubat'ın halka maliyeti ne oldu?

28 Şubat'ın halka maliyeti ne oldu?

Türkiye ekonomisi 2001'de daha önce görmediği büyüklükte bir kriz yaşadı. Tam iki milyon kişi işsiz kaldı. Peki neydi bu krizin gerçek nedeni?
Her gün giderek açığa çıkan olaylarla daha iyi anlaşılıyor ki, bu krizin nedeni; İstanbul sermayesi, asker, medya tarafından yapılan 28 Şubat darbesiydi. Zaten elimizdeki ekonomik veriler de bu tezi doğruluyor.
Gelelim 2001 krizinin ekonomik gerekçesine... Bir kere şu olmazsa olmazdır. Her darbenin ardında muhakkak bir ekonomik paylaşım sorunu vardır.
28 Şubat darbesinin ekonomik açıdan perde arkası, Turgut Özal döneminde güçlenen ve giderek İstanbul'un bayisi olmaktan çıkıp kendisi üretmeye başlayan Anadolu sermayesinin gelişimini durdurmaktı ve Anadolu'nun cebinde birikmiş parayı almaktı. Ayrıca yüksek faizle KİT'lere ve devlete para satıp kolay kazanç sağlamak da İstanbul sermayesinin başlıca hedefiydi. 28 Şubat darbesiyle statükocu büyük sermaye istediklerini elde etti. Anadolu sermayesinin gelişimi bir süreliğine durduruldu, darbenin ardından yükselen bütçe açıkları faizleri hızla yükseltti. Necmettin Erbakan'ın başbakanlığındaki Refah-Yol Hükümeti'nin 1997'de darbeyle düşürülmesinin ardından, tüm o süreçte canla başla darbeyi destekleyen daha doğrusu darbeyi olduran işadamları birer birer banka kurma izni aldı. Bu işadamlarının kredi alacak yeterliliği olmadığını, Hazine Müsteşarlığı bilmesine rağmen darbeyi destekledikleri için onlara banka sahibi olma izinleri verildi.
Bu süreçte neler neler yaşanmadı ki! Bazı darbe destekçisi gazeteciler bürokrat atamaya, patronlarının teşvik ve vergi işlerini takip etmeye başladı. Anadolu sermayesinin teşvikleri kesilirken, generallerin kampanyalarıyla yeşil sermaye diye ürünlerine satış yasakları konup şirketleri birer birer kapatılırken, darbeyi destekleyenlerin işleri hızla gelişti.
Hatta bazı gazetecilerin sahte Hazine tahvili satan bankanın işlerine aracılık ettiği Hazine Müsteşarlığı koridorlarında görüldü. Anlatılanlara bakılırsa işler öyle noktaya vardı ki... Bu gazeteciler, patronlarının rakiplerinin bankalarına el konması için dönemin bürokratlarını da tehdit etmekten çekinmedi. Adeta bazı gazetecilerin Hazine'yi yönetir hale geldiği dillerde dolaşmaya başladı.
Bunun sonunda tabii bütçe açığı hızla çoğaldı. Faiz ödemeleri arttı. Bütçe açığının milli gelire oranı 1997'de yüzde 7.6 seviyesindeyken, 1999'da 11.9, 2000'de 10.9 ve 2001'de 16.9'a yükseldi. Faiz ödemelerinin milli gelire oranı 1997'de yüzde 7.7 seviyesindeyken 1998'de 11.5, 1999'da 13.7, 2000'de 16.3, 2001'de 23.3 seviyesine yükseldi. Ve milli gelir 1997'de 194.1 milyar dolar tutarken 2001'de 180.3 milyar dolara geriledi.
Kısacası, 28 Şubat darbesinin ardından darbe destekçilerinin bankaların içini boşaltması ve yüksek bütçe açıkları nedeniyle milli gelir azaldı. Halkın refah seviyesi düştü. Anlayacağınız 28 Şubat darbesinin ardından yaşanan kamu maliyesi soygunu 2001 büyük krizine neden oldu.
Gelelim darbeyle gelen büyük krizin topluma maliyetine... 2001 krizi Hazine'ye tam 380 milyar liraya mal oldu. Ayrıca sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçildiğinden kimsenin haberi yokken bazılarının (!) haberi oldu. Merkez Bankası'ndan iki günde 6 milyar dolar para çekildi. Bazıları bir gecede zengin oldu.
Peki bu maliyeti kim ödedi? Bu maliyeti krizle birlikte işini kaybeden, geliri düşen vatandaş ödedi. Vatandaşın sırtına yüksek vergiler bindi. İnsanlar yoksullaştı, bu yüksek vergileri sıradan insanlar ödedi. Şimdi herkes, 28 Şubat darbesinden ve darbecilerinden halka yaşattıkları bu acımasızlığın, insafsızlığın, hırsızlığın, haksızlığın hesabını sormalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Süleyman Yaşar Arşivi