27 Mayıs 2017 Cumartesi2 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:36Güneş 05:30Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:33Yatsı 22:18
    • 25°C Adana
    • 26°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 97.533 -0.18
  • Altın: 145,781 1.23
  • Dolar: 3,5801 0.37
  • Euro: 4,0019 0.03

Ve Çerkez Ethem olayı

Aziz Üstel

Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan, hala üzerinde bir uzlaşma sağlanamayan olayıdır Çerkez Ethem hadisesi.

Çerkez Ethem’in emrindeki 5 bin kişilik Kuva-yı Seyyare birlikleri, Şubat-Eylül 1920 tarihleri arasında Mustafa Kemal’e omuz veren, Anadolu’daki silahlı ve güvenilir tek güçtü.

Peki, o zaman Ethem’le yaşanan anlaşmazlık nereden kaynaklanıyordu? Mustafa Kemal’in Ethem’in tavırlarından, konuşmalarından, fikirlerinden yavaş yavaş kuşku duymaya başladığı doğrudur. Özellikle Ethem’in “saltanatçı” olduğu yolunda kimi söylentiler Mustafa Kemal’i tedirgin etmişti. Cumhuriyet kurulduğunda Ethem’in “ayak bağı olacağı” yolunda fısıltılar arttıkça artıyordu Ankara’da. Böyle bir ortamda, düzenli orduya geçilişte Ethem’e ciddi bir sorumluluk vermek tehlikeli olabilirdi. Askeri ve siyasi yetki tümüyle Meclis’te elinde kalmalıydı. Ancak Ethem’in Meclis’in yetkisine el koymak, Mustafa Kemal’e karşı başkaldırmak, düzenli orduya direnmek gibi bir niyeti olmadığı gibi, bunu doğrulayacak birtek belge de yoktur. (Cemal Şener-Çerkez Ethem Olayı)

Ethem Bey’in düzenli orduya karşı çıktığı söylentisini çürüten en önemli kanıt, Ali Fuat Paşa ve askerleriyle omuz omuza düşmana karşı çarpışması, Ali Fuat Paşa’nın da sözünden çıkmamasıdır. Ethem’i “çıldırtan”, kendisi iç ve dış düşmana karşı savaşırken İsmet Paşa’nın çok sonradan Milli Mücadele’ye katılması ve hak etmediğine inandığı Batı Cephesi Komutanlığı’na getirilmesidir. (a.g.e) Yani Ethem’in duruşu, düzenle değil İsmet Paşa’yla ilgilidir kısacası. İsmet Paşa da bunu doğrular zaten: “Ethem ve kardeş leriyle çatışmam, Garp Cephesi Komutanlığına gelmemle başladı!”

Ne olursa Ethem Bey rahatsızlanıp komutayı geçici süre için kardeşi Tevfik Bey’e devredince olur. Tevfik Bey son derece gururlu ve başına buyruktur. Hele de İsmet Paşa birlikler arasına adamlar gönderip Mustafa Kemal’in Ethem’i Meclis’in önünde asacağı “yalanını” yayması Tevfik Bey’i zıvanadan çıkarır. Ethem Bey bu dedikoduları içeren bir rapor yollar Mustafa Kemal’e ve artık İsmet Paşa’yla çalışamayacağını bildirir; yanıt alamaz. Daha sonraları Mustafa Kemal böyle bir rapor almadığını belirtecektir. (TBMM Gizli Oturum Konuşmaları)

Soğukkanlı olmayı beceremez, siyasetten, ayak oyunlarından anlamaz Ethem Bey. Ve durup dururken Milli Mücadele’ye karşı konumuna düşürülür. Yazık ki ne yazık! Sonunda İsmet Paşa kuzeyden Refet Bey güneyden Ethem’e saldırır. Bu saldırıdan önce, uzlaşmak amacıyla Mustafa Kemal bir heyet gönderirse de bu heyeti Tevfik Bey kabul etmez. (Dagobert von Mikusch—Asya’yla Avrupa Arasındaki Adam Mustafa Kemal) Ethem Bey kuvvetlerini savaşa sürmemiş, serbest bırakmış, çok büyük bir bölümü düzenli orduya katılmış, bir bölümü dağa çıkıp Yunanlılara karşı savaşmış, 40-50 kişiyse Yunanlılara sığınmıştır. Albay Kazım Bey, “Ethem, emrindeki, kuvvetleri bizim üzerimize salmadı; engel oldu, hemen hepsini dağıttı” demiştir.
Ethem Bey çok hastadır artık. Kardeşleri Yunanlılara sığınırken o Manyas köyüne gider. Ne var ki sonunda Yunanlılara teslim olur, önce Atina’ya ardından da Berlin’e geçer.

Sonra gurbet rüzgarı onu Mısır’a ve Ürdün’e sürükler. Ağabeyleri 150’likler için çıkan aftan yararlanıp yurda döner ama o ihanet suçlamasını kabul etmediğinden, yargılanmak için başvurur, kabul edilmez. Ve Eylül 1948’de, Ürdün’de, bir Çerkez topluluğu içinde vefat eder. Naaşı hala Ürdün’dedir... Allah rahmet eylesin.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.