16 Aralık 2017 Cumartesi26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:07İkindi 15:23Akşam 17:45Yatsı 19:11
    • 16°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • -11°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 0°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 109.330 -0.31
  • Altın: 155,894 -0.46
  • Dolar: 3,8638 -0.70
  • Euro: 4,5501 -0.72

Eski defterler

Abdurrahman Dilipak

Sanki eski defterler açılmaya başladı gibi.. Kimin kime hıncı varsa, şimdi tam günüdür.

Birileri düne kadar sesini çıkartmıyordu. “Ya geri dönerlerse” korkusu vardı. Şimdi birileri eskinin hesabını sormaya hazırlanıyor. 28 Şubat davası açıldıktan sonra kızılca kıyamet kopacak..

Çiller, Yılmaz, herkes konuşuyor. İşin ucu Sabancı suikastine kadar uzandı. Ertosun’un sesi bundan sonra eskisi kadar güçlü çıkmayacak gibi gözüküyor, gizli tanıkların ifadesine bakılırsa..

Hadi, Merve Kavakçı’ya karşı Ecevit’i savunun bakalım; savunabiliyorsanız..

Bu arada Nazlı Ilıcak’ın da söyleyecek, bugüne kadar söylemediği sözleri olsa gerek..

Sahi şu bakan istifa ettiren gazeteciler, medya patronları kimlerdi?..

80 milyar dolarlık avanta hangi gazetecilerin cebine gitti?..

Finansal tetikçiler o günlerde kimlerin ipini çekti?

Toplum derin bir uykudan uyanır gibi.. Korkulu bir rüya gibi idi 28 Şubat. Şimdi 28 Şubat’ın tetikçileri bile yavaş yavaş derin uykularından uyanıyorlar..

Alçaklar! Toplumu dinden uzaklaştırmak için fuhşu, çıplaklığı, alkolü desteklemişler.. Dayatmışlar.. Fişleme yapmayan kurum ya da fişleme yapmadıkları kişi bırakmamışlar adeta..

28 Şubat’ın acıları o kadar sıcak ki, 12 Eylül’ün kabuk bağlamış yaralarına sıra gelmedi hâlâ. Aslında hâlâ kanayan 12 Eylül yaraları yok değil. 28 Şubat’ı, 12 Eylül’ü konuşuyoruz da, oradan birden 27 Mayıs’a atlıyoruz. 12 Mart’ı unutuyoruz.

12 Mart 1971’de Türkiye’de ordu bir muhtıra verdi.. Parlemento feshedilmedi ama anayasa askıya alındı. Tarafsız bir başbakan aranıyordu, bulundu! Nihat Erim 26 Mart’ta istifa etti, böylece “bağımsız” olmuş oldu ve böylece emekli bir general olan Nihat Erim, “Partilerüstü Reform Hükümeti”ni kurdu! Aslında hukukçu biri ama, militarist ruhlu bir adam. Ve tabii Kemalist. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edilmesi ile sonuçlanan, Balyoz Harekâtı olarak bilinen uygulamaları başlatan kişi nedeniyle Balyoz lakabıyla anılır. “Gerekirse demokrasilerin üstüne şal örtmeli” sözünün sahibidir. 1980’de bir suikast sonucu hayatını kaybetti. Bugünkü Balyoz darbe planı da Erim döneminden ödünç alınmış olabilir mi? Bu Balyoz harekatı o zaman, İsrail Başkonsolosu’nun kaçırılıp öldürülmesinden hemen sonra başlatılmıştı. Gördüğünüz gibi, bu işler İsrail olmadan olmuyor.

12 Mart da aslında postmodern bir darbe. TSK; Genelkurmay Başkanı Memduh Tağmaç, Kara Kuvvetleri Komutanı Faruk Gürler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Celal Eyiceoğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’un imzasıyla Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’a bir muhtıra verdi. Hükûmet istifaya zorlandı. Aslında Cumhurbaşkanı da bir general.

Kanlı Pazar da bu planın bir parçası idi. İşin içinde polis de vardı, asker de, Yunanistan’dan da İran’dan da destek alınmıştı o işte.

Sonuçta MNP kapatıldı, daha sonra Erbakan İsviçre’ye gitti, döndü MSP’yi kurdu. CHP ile koalisyona gitti. Ardından 1. MC, 2. MC derken 12 Eylül oldu.

CHP-MSP koalisyonu döneminde Kıbrıs harekatı sonrası Ecevit tek başına iktidar olma hayallerine kapıldı. O zaman bir de Afyon konusu vardı. ABD solu bıraktı ve sağa kapı aralandı. Ecevit döneminde derin yapı sol kadroların eline geçti. MC döneminde bu yapı sağcılaştırılmaya çalışıldı. Her iki kesim de kendi adamlarından oluşan derin yapılar oluşturdular. Soldaki yapı Doğan Avcıoğlu’nun kontrolünde idi, sağda Türkeş bu işin patronu idi. 12 Eylül öncesi yaşanan olaylar, bu derin kadrolar arasındaki iç savaşın eseri idi aslında. 12 Eylül biraz da bu derin kavgayı durdurmak ve devletin yeniden yapılandırılması, derin kadroların yeniden düzenlenmesi için yapıldı..

Faik Türün, Ziverbey tartışmaları, bu işlerdeki Soğuk Savaş eseri, özel harp taktikleri olarak hâlâ aklımızda. Ben 12 Mart’ta, MNP davasında mahkum oldum ve yurtdışına kaçmak için İstanbul’a geldim ve burada kaldım.. 1974 affıyla içeri girmekten kurtuldum.

Devrim gazetesinin genel yayın yönetmeni Hasan Cemal kitabında o zamanki maksatlarının “ulusalcı” subayları ikna ederek onlarla birlikte bir “Milli Demokratik Devrim” darbesi yapmak olduğunu anlatır. Kendi penceresinden gördükleri dışında yaşanan başka gerçekler de vardı aslında. Ama nedense bir çok kişi bildiklerini yazmıyor..

9 Mart 1971 tarihinde planlanan bir darbe planı vardı aslında. 12 Mart biraz da bu girişimi engellemek için yapıldı.. Aralarında Mahir Kaynak ve Mehmet Eymür’ün de bulunduğu MİT mensuplarının durumu GKB Memduh Tağmaç ve 1. Ordu Komutanı Faik Türün’e haber vermesiyle girişim başarısız oldu..

12 Mart’ta 12 Mart’ı hatırlatmak istedim.. Pazar günü de Topkapı’da Ehlibeyt vakfının düzenlediği bir panelde bu konuyu konuştuk.. Geçmişten ibret alalım diye selam ve dua ile.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.