21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 34°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 26°C Afyon
    • 32°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 32°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 32°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 106.646 -0.08
  • Altın: 141,780 0.49
  • Dolar: 3,5310 0.28
  • Euro: 4,1134 0.44

Hiçbir kuşak "yüksek" eğitimli değil!

Haşmet Babaoğlu

Kim Milyoner Olmak İster'de "Parlamento" yerine "Yüce Divan" diyen siyaset bilimcisi genç kıza twitter yoluyla "okulumuzu rezil ettin" diyen arkadaşları neyi, ne kadar biliyorlar acaba, merak ediyorum.
Değil siyaset bilimi lisansı, o dalda yüksek lisans yapan nice öğrenciler gördüm ki...
Burunlarından kıl aldırmıyor, orta öğrenimlerini geçirdikleri "kolej"lere toz kondurmuyor ama anayasa ile ceza hukukunu veya örnek bu ya, "modernizm" ile "modernite"yi birbirinden ayıramıyorlardı.
İşin gerçeği... Tek bir okulun rezil olması diye bir şey yok!
Öğrenmeye değil, bellemeye; bilmeye değil sınıf geçmeye odaklı eğitimin tamamı rezil!
Son yıllarda bakıyorum da, üniversite mezunu, sürüsüne bereket! Ancak sandığımız kadar çok "yüksek" eğitimli insan var mı, orası çok kuşkulu!
***

Fakat ezbercilikten daha da beteri ne ezberlediğindir!
İlkokuldan üniversite sona kadar resmi ideolojinin cenderesi altında okumanın nasıl zihin ve perspektif sakatlığı yarattığını hâlâ anlayabilmiş değiliz.
Bir tanıdığımı hatırlıyorum...
Yurtdışında sosyal bilimler dalında yüksek lisansa gitmişti.
İlk ödevi de "modern Türkiye" hakkında bir konuşma yapmasıydı.
Hem hocalarını, hem de arkadaşlarını dehşete düşürmüştü. Çünkü ilkokuldan beri alıştığı gibi Atatürk'ün adının geçtiği her yerde "ulu önder" sıfatını eklemişti.
Bu tür bir tanımlamanın gelişmiş ülkelerde, hele bir bilim yuvasında çok tatsız "Führer" çağrışımlarına yol açtığını anladığında çok geçti!
Hele bir sınıf arkadaşının "Atatürk kendisine böyle hitap edilmesini mi isterdi?" sorusuyla karşılaştığında başından aşağı kaynar sular dökülmüştü.
Konuşmasında sık geçen "çağdaşlık" ve "laiklik" kavramlarının onu dinleyen ve pek çağdaş (!) olduklarını düşündüğü Batılı arkadaşlarında hiçbir ortak çağrışım yaratamayışını da şaşkınlıkla fark etmişti.
***

"Şimdiki gençler pek cahil" deyip durmak da haksızlık!
Eskiler de cahildi!
Şimdikilerinki pop cehalet!
Oysa çocuklarına "biz başkaydık" havaları atanlar da basmakalıp siyaset ve kültür yargılarını bilgi diye ezberlemekten öteye gitmemişlerdi, bakmayın siz!
Yoksa hakikaten bilgili olsalar ve öğrendikleri peşin yargıdan öteye bir değer taşısaydı...
Mesela...
"Yahu Diyanet kurumunun olduğu yerde laiklik mi olur?" diye sorduğunuzda apışıp kalmaları kırk yıl sürmezdi!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.