21 Temmuz 2017 Cuma27 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:51Güneş 05:43Öğle 13:18İkindi 17:13Akşam 20:39Yatsı 22:22
    • 34°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 27°C Afyon
    • 33°C Ağrı
    • 29°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 33°C Aydın
    • 29°C Balıkesir
  • BIST: 106.942 0.19
  • Altın: 141,866 0.55
  • Dolar: 3,5300 0.26
  • Euro: 4,1089 0.33

Kaddafi'yi devirmek ABD'nin, Esad bölgenin işi!

Abdulkadir Özkan

Mevcut dünya düzeni ve hakim güçlerin anlayışı sürdüğü müddetçe zalimlerden hesap sorulması, mazlumun hakkının alınması mümkün olmayacak görünüyor. Çünkü, tüm sistem güçlünün çıkarlarını koruma üzerine oluşturulmuş. Zaten materyalist anlayışın belirleyici olduğu bir dünyada hak ve hukuktan söz etmek sadece mazlumları kandırmak için birer malzemeden öte geçmiyor.

Yaşanan olaylar ve bu olaylar karşısında dünyanın hakim güçlerinin takındığı tavır bunu açıkça gösteriyor. Bu bakımdan mazlumların biran evvel ayağa kalkması, gücü değil hak ve hukuku esas alan bir düzenin dünya üzerinde belirleyici güç haline gelmesi gerekiyor. Durup dururken bu konuya yeniden dönmüş değilim. Son birkaç olaya baktığımızda gördüğümüz manzara bu bilinen hususları tekrar gözümüzün içine sokuyor.

Dünkü bir gazete haberinde İsrail'in BM İnsan Hakları Konseyi ile ilişkiyi kestiğini belirtiliyor şu bilgi veriliyordu:

"İsrail Filistin topraklarındaki Yahudi yerleşim birimlerini incelemek için özel ekip kuran BM İnsan Hakları Konseyi ile çalışmayı kesti."

Peki İsrail'in bu tavrı karşısında BM bir yaptırım kararı alabilmiş mi ya da alabilecek mi? Bu soruya geçmiş uygulamalara bakıldığında 'evet' demek mümkün değil. Böyle olunca da İsrail kendisini sıkıştıracak hiçbir incelemeye izin vermeyecektir, vermiyor da. Buna karşılık geçmişte Irak'ta bugün de İran'da BM her isteğinde arama ve araştırma yapma hakkını kendinde görüyor. Eğer izin verilmeyecek olursa da ABD eliyle müdahale etmekle tehdit ediliyorlar. Aynı durum İsrail söz konusu olduğunda işlemiyor/ işletilemiyor. Kısacası zalimlerin oluşturduğu bir düzenden adaletin tecelli etmesini beklemenin anlamı olmadığı tekrar tekrar görülüyor.

Denebilir ki BM ve NATO zalim sömürgeci güçlerin sopası işlevini görüyor. Bu noktada Başbakan Erdoğan'ın Seul'de BM'ye yaptığı, "Suriye'deki insan hakları ihlalleri son safhaya geldi. Her geçen gün Türkiye'ye göç akını artıyor. BM biran önce harekete geçmeli" çağrısından sonuç beklemek mümkün olabilir mi? Kaldı ki sanki böyle bir çağrı bekleniyormuş gibi Başbakan'ın açıklamasından birgün önce bir gazetede yer alan ABD Başkanı Obama'nın en güvendiği danışmanı Brzezinski'nin "Esad'ı devirmek bölgenin işi" sözleri durumu açıklığa kavuşturmak için yeterli olacaktır. Elbette hemen akla, "Kaddafi'yi devirmek ABD ve NATO'nun işiydi de şimdi Esad'ı devirme işi niçin bölgenin oluyor? sorusu geliyor.

Ya da Irak'ta Saddam'ı devirmek için bu ülkeyi işgal etmek Atlantik ötesinin işi olurken Suriye söz konusu olduğunda sorumluluk niçin bölgeye yükleniyor? Daha pek çok soru sıralamak mümkün. Ancak, hemen belirtelim ki tüm gelişmeler emperyalistlerin çıkar hesapları ve İsrail'in güvenliği ile yakından ilgili.

Bu arada Güney Kore'nin Başkenti Seul'de düzenlenen Nükleer zirvede ABD Başkanı Obama'nın söylediği şu sözlerle yukarıda sıraladıklarımızı birlikte düşünmekte yarar var. Obama Nükleer silahsızlanmayı savunurken, caydırıcı güç olmak için nükleer silahın şart olmadığına vurgu yaparak, "Nükleer silah güvenliği artırmaz, azaltır" demiş.

İyide o zaman sizin ve sizin gibi ülkelerin ellerindeki nükleer silahlar ne işe yarıyor. Bölgemiz söz konusu olduğunda İsrail'in elindeki nükleer silahlar o ülke için neden güvenliğini azaltıcı bir etki yapmıyor da İran söz konusu olduğunda bu ülkeye vurmak dahil her türlü müdahale seslendiriliyor? İsrail'in elindeki nükleer silahlar bölge için tehlike oluşturmuyor da ileride sahip olabileceği ileri sürülen İran'ın nükleer silahı daha ortaya çıkmadan vurulmaya çalışılıyor. Hemen belirteyim ki nükleer silahsızlanmanın sonuna kadar yanındayım. Ama bunun için önce başta İsrail olmak üzere nükleer silahlara sahip ülkeler ellerindeki silahları tasfiye yoluna gitmeli, ondan sonra yeni ülkelerin nükleer silaha sahip olmasının önüne geçilmeye çalışılmalıdır.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.