Mahir Kaynak

Mahir Kaynak

Sûriye pilavı

Sûriye pilavı


Sûriye daha bizi çok uğraştıracak. 1918’den sonra, Türkler sözümona târih sahnesinden silinirken Batılılar’ın, başka pek çok yer gibi Arab Yarımadasında da zorlayarak, sun’î şekilde ve her türlü ahlâkî kaygıdan âzâde olarak yaratdıkları problemlerin acısı doksan sene sonra hâlâ ceste ceste çıkmaya devâm ediyor.

Eğer Sultan Hamîd Han İmparatorluğu sükûnet ve disiplin içinde tasfiye edebilseydi bugün Ortadoğu bambaşka bir yer olurdu.

Ama bu sütun yazısının dar çerçevesinde târih özetlerinden sarf-ı nazar ederek pratik duruma bir göz atsak iyi olur.

Sûriye’de muhâlefetin Beşşar Esad’a karşı başarılı olması imkânsız denecek derecede zor, zîrâ birbirleriyle boğazlaşmakdan onun zulüm rejimiyle mücâdeleye tâkatleri kalmıyor.

Gerçi hafta başında muhâlefet temsilcileri İstanbul’da toplanarak kâğıt üzerinde bir tür birlik sağladı ama kâğıt üzerinde!

Buna göre bir “Sûriye Ulusal Dîvânı” (Syrian National Council) muhâlefetin dışarıya karşı sözcüsü oluyor. 11 Ağustos 2011’de kurulmuşdu. Katar Emîri bunları destekliyor.

Ama bunun yanısıra geçen Şubat Ayı’nda bu SUD’den kopma yirmi kadar kalburüstü isim “Syrian Patriotic Group/Vatanperver Sûriye Grubu” adlı bir örgüt kurdu. Bunlar yegâne kayda değer sonucun silah zoruyla alınabileceği görüşündeler. Sûriye içindekilere askerî yardım meselesine önem veriyorlar.

Öte yandan SUD içindeki

Kürdler, Türkler’e ve Türkiye’ye karşı allerjileri bulunduğundan bu örgütün İstanbul ağırlıklı olmasından şikâyetçiler. Sanki aksi kolaymış gibi Türk etkisi onları rahatsız ediyor. Alışacaklar tabii, ama biraz zaman alacak. Oysa içinde Türkiye ağırlığı bulunmayan bir Sûriye çözümü, içinde süt bulunmayan yoğurt gibi bir nesne olur, onun farkında değiller.
Ben şahsen bu örgütlenmenin biraz laf ebeliğinden teşekkül etdiği kanaatindeyim. Boğaziçi’nde oturarak Sûriye’yi düşünmek elbet hoş bir şey ve faydadan ârî değil ama

asıl mücâdeleyi verenler belki de merkezi Şam’da, yâni ülkenin başkentinde bulunan “National Coordination Commitee for Democratic Change” (Demokratik Değişim İçin Ulusal Komite) adlı örgüt.

Bunlar, yabancı güçlerin Sûriye’ye askerî müdâhalesini de muhâlefetin silahlandırılmasını da kesinlikle reddediyorlar, çünki bir iç savaşdan ve netîceten ülkenin kesinlikle parçalanmasından haklı olarak endîşe ediyorlar.

Esad’la müzâkere ederek bir çözüme varma arzûsu bu gruba “işbirlikçi” damgası vurulmasına yol açıyorsa da hâriçden gazel atmak ve de bekâra karı boşamak kolay gelir tabiatıyla.

Anlaşılan Esad Rejimi de bunlara karşı belirli bir tolerans göstererek ne kadar “demokratik” olduğunu ısbatlamaya uğraşıyor. Aslında bu grup önderleri ömürlerini Esad’ın zındanlarında geçirmiş yaşlı başlı insanlar.

Bir de “Free Syrian Army/Hür Sûriye Ordusu” var ki resmî ordudan kaçan askerlerden oluşuyor ve sayıları da 2.000 ile 40.000 arasında tahmîn ediliyor.

Sayıları gibi örgütlenme biçimleri de belli değil. Müşterek bir kumanda altında değiller.

Görüldüğü üzere bu Sûriye pilavı daha çok su kaldırır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mahir Kaynak Arşivi