19 Ekim 2017 Perşembe28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:47Güneş 07:13Öğle 12:56İkindi 15:55Akşam 18:26Yatsı 19:46
    • 16°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 5°C Ağrı
    • 11°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 18°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 108.434 1.41
  • Altın: 151,343 -0.06
  • Dolar: 3,6580 -0.38
  • Euro: 4,3278 -0.02

İstanbul, film festivaliyle güzel!

Haşmet Babaoğlu

Geçen pazar akşamı... Kestane kebapçıların önünde biriken minik toplulukları saymazsak, İstiklal Caddesi pek tenha.
Çünkü öyle bir yağmur yağıyor ki, ne şemsiye kâr ediyor, ne de üzerimizdeki trençkotlar.
Yine de bir sinema salonundan ötekine koşturmanın tatlı heyecanı yağmurun sıkıntısını bastırıyor.
Az önce Atlas sinemasındaki Aşkın Karanlık Yüzü filmindeydik.
İngiliz yönetmen Terence Davies film başlamadan önce yaptığı konuşmada "bu korkunç havada" filmini izlemeye gelen seyircilere teşekkür etmiş ama "bir İngiliz olarak bu sayede kendini evinde hissettiğini" söylemişti.
Şimdi sırada Fitaş'ta gösterilecek Dipnot var.
Vitrinlerden caddenin ıslak zeminine yansıyan rengârenk ışık huzmelerinin dansına bakarken...
Düşünüyorum da...
Yağmur da yağsa, fırtına da çıksa, kış geri dönmüş numarası da yapsa nisanda İstanbul çok güzel!
Ve bunda hiç kuşku yok ki, 31. yaşına giren İstanbul Film Festivali'nin büyük payı var.

***
Başka şehirlerde yaşayan okurlar içlerinden "deli misiniz, neden bir filmden ötekine koşturuyorsunuz?" diye geçirebilirler.
Doğrusu, ben de festival telaşına birkaç yıllığına ara vermiştim. Merak ettiğim filmlerin dvd'lerini getirtip evde ayaklarımı uzatarak seyretmenin konforunu yaşıyordum.
Geçen yıl gençliğimin güzel hatıraları tekrar kapımı çaldı! Festival koşturmacasına geri döndüm.
Olay şu! Film festivalleri karın doyurmayı değil, bir şölen sofrasında her tabağın tadına bakma hazzını hedefler.
Hele iki film arasında Beyoğlu kahvelerinde soluklanıp laflamak yok mudur, işte o apayrı bir keyiftir!
Tabii iyi sandığınız filmlerin katlanılamayacak kadar kötü çıktığı da olur. Ama zaten gerçek bir sinemasever tutkuyla çilenin neredeyse iç içe olduğunu bilir!
***
Son olarak vurgulamadan geçemeyeceğim bir nokta var.
Emek Sineması olmadan ne festival tam oluyor, ne de Beyoğlu!
Bir boşluk var ki, doldurulamıyor!
Yetkililere sesleniyorum: Emek'i bozmadan, kırıp dökmeden ve daha fazla uzatmadan sinemaseverlere geri verin!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.