18 Ekim 2017 Çarşamba28 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:46Güneş 07:12Öğle 12:56İkindi 15:56Akşam 18:28Yatsı 19:47
    • 26°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 19°C Afyon
    • 12°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 14°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 24°C Balıkesir
  • BIST: 106.926 -0.06
  • Altın: 151,366 -0.06
  • Dolar: 3,6718 -0.12
  • Euro: 4,3291 0.22

Kediler, köpekler ve biz...

Haşmet Babaoğlu

Kedi nankör, köpek sadıkmış...
Kedi bencilmiş, köpek sencil...
Köpek sevilmekten, kedi sevmekten hoşlanırmış...
Bir dakika, burada duralım!
Çünkü hayvanlara dair kültürel yargıların listesini yapmaya kalktık mı, sonu gelmez.
Hepimizin onlara dair anlatacak ne çok şeyi vardır.
Hepsinin de tartışılmaz doğruluğuna yürekten inanırız.
Ve mesela...
Kedinin "nankörlük" diye algılanan davranışlarını veya köpeklerin sahiplerine "bağlılıkları"nı anlatırken onların türlerine ait genetik özellikleri falan umurumuzda değildir.
O güzelim küçük kedilerin uzak atalarının yalnız ve yırtıcı "avcılar" olduğunu hiç düşünmeyiz! Hani derler ya, "kedilerin cesareti köpeklerin çenesinden güçlüdür" diye, belki bundandır!
Ya köpekler! Onların bizimle kıpır kıpır bir iletişim içinde olmasının; bizi sürekli bir "oyun"un içine çağırmalarının altında genetik köklerine yerleşmiş "sürü hayvanı" olma özelliğinin yattığını aklımıza bile getirmeyiz.
Hepsi bir yana, asıl olan şudur ki...
Evcil hayvanlarımız hakkındaki yargılarımız onlardan çok bizi anlatırlar.
Bizim sevme veya sevilme arzularımızı; bizim sadakate ve bağlılığa duyduğumuz ihtiyacı, bizim huy veya huysuzluklarımızı...
***

Neden bu konuya daldım birdenbire, anlatayım.
Hayatımıza girdiği aya istinaden adını Temmuz koyduğumuz sevimli sokak kedisini görmeyeli aylar olmuştu.
Onu çok özlemiştik.
Ama bizi, evi, belki sokağı bile unuttuğundan emindik. Çok soğuk geçen kışı kim bilir nerede geçirmişti! Beslendiği yerlerin değişmiş ve çok uzaklara gitmiş olma ihtimali yüksekti.
Geçen hafta yazlığa gittik.
Pencereleri açıp evi havalandırırken...
İncecikten bir miyavlama ve ardından müthiş bir gurultu sesi işittik.
Temmuz kapıdaydı!
Hiç duraksamadan aylar önce bıraktığı yerden evle sokak arasında kurduğu düzene geri dönmesi on dakikadan fazla tutmadı.
***

Neydi Temmuz'u böyle davranmaya iten? Sadakat mi? Özlem mi? Hani o kediydi?
Hayır! Bunlar hoşumuza giden fakat "yararsız" akıl yürütmeler!
Çünkü nankörlük, sadakat, bencillik gibi şeyler toplumsal, kültürel dinamikleri çok derin ve gayet "insani" davranış ve duygular.
Bizimle yaşamaya zorladığımız hayvanların ne günahı var ki, onları da bu epeyce sorunlu "insani" alana çekmeye çalışıyoruz?
Oysa ne bizden birileridir kediler ve köpekler ne de sahiplendiğimiz oyuncaklar!
Karşılık beklemeden, varlıklarını ezip büzmeden, kendi duygusal dalgalanmalarımıza alet etmeden onları sevmeyi öğrenmeliyiz!
Hem... Vazgeçtim, bize bağlanmalarından...
Bize "katlanıyor" olmaları bile büyük bir şey!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.