25 Mayıs 2017 Perşembe28 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:38Güneş 05:31Öğle 13:08İkindi 17:04Akşam 20:32Yatsı 22:16
    • 15°C Adana
    • 12°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 6°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 98.314 0.61
  • Altın: 144,066 0.19
  • Dolar: 3,5732 0.14
  • Euro: 3,9941 0.01

Mustafa’nın cibilliyeti

Ahmet Kekeç

Diyorum ki, “Senin mutlakiyet dediğin şey, sakın ola meşruti monarşi olmasın Mustafa?”

Cevap: “Yandaş, yalaka, para uşağı, padişah kulu...”

Diyorum ki, “Bir düşüncen varsa yaz Mustafa. Neden küfrediyorsun?”

Cevap: “Kekeç Ahmet adlı Star gazetesi yazarı... Bla bla bla...”

Diyorum ki, “Kekeç Ahmet diyerek aklın sıra mizah mı yapıyorsun? Ben de şimdi sana Mutlu Mustafa desem, esprili bir yazar mı olacağım? Nedir bu hallerin Mustafa?”

Cevap: “Padişah kulu, para kardeşi, cemaat uşağı...”

Diyorum ki, “Bu Mustafa’yla fikri münakaşa yürütmenin imkânı yok. Sahipleri ağzına biber sürsünler...”

Cevap: “Beni patronuma şikâyet ediyor, kalemimin elimden alınmasını istiyor... Yandaş, yalaka, hükümet uşağı...”

Diyorum ki, “Küfretmek Atatürkçülüğe sığar mı Mustafa? Üstelik hem Atatürkçü, hem sosyalist olduğunu söylüyorsun. Bu topraklar senden önce de hem Atatürkçü, hem sosyalistler gördü. Hiçbiri de senin gibi terbiyesiz değildi. Mesela Attila İlhan... Attila İlhan’ın farkı, bir düşünceden gelmiş olması, söylediklerini epistemolojik bir temele dayandırması. Senin epistemolojin nedir, söyle de bilelim?”

Cevap: “Lafı kıçından anlayan adam, yandaş, yalaka, cemaat uşağı...”

Diyorum ki, “Adabıyla tartışacaksak, tartışalım Mustafa... Böyle devam edersen, mahkemeye verip 20 kâğıdını alırım. Demedi deme...”

Cevap: “(Hafif tırsak) Ben Ahmet Kekeç’e küfretmedim ki! Ahmet Kekeç bana küfretti. Üstelik beni patronuma şikâyet etti. Hüngür...”

Diyorum ki, “Korkma Mustafa, mahkemeye vermeyeceğim. Bugüne kadar kimseyi mahkemeye vermedim, kalemimle icaplarına baktım. Ama sen de biraz edebini takın yahu... Çok mu zor?”

Cevap: “Savcılar yetişin, Star gazetesi yazarı Kekeç Ahmet 28 Şubat’ın soruşturulacağını ve hangi gazetecilerin tutuklanacağını yazdı, soruşturmanın gizliliğini ihlal etti. Durmayın, üç yıl hapis cezasıyla yargılayın, bu suçu basın yoluyla işlediği için cezasını yarı nispetinde artırın... Koşun!”

Diyorum ki, “28 Şubat’ın soruşturulacağını 40 gün önce yazmışım muhbir Mustafa... Henüz başlamamış bir soruşturmanın gizliliğini nasıl ihlal etmiş olabilirim? Ayrıca hangi gazetecilerin ismini zikretmişim?”

Cevap: “Utanmaz, sıkılmaz, ispiyoncu, jurnalcinin hası, zırlak, çağdaş sosyalizmden nasibini almamış adam...”

Bu ne?

Mustafa Mutlu’yla polemik yapıyoruz

Mustafa Mutlu “toplumcu gerçekçi bir romancı” olduğu ve “aydın onuru” taşıdığı için (taltif ifadeleri kendisine aittir), boka “bok” dermiş, benim gibi laftan anlamayanlara “lafı kıçından anlıyorsun” dermiş, cemaate yağ çekmekten başka fonksiyonu olmayanlara da “cemaat uşağı” dermiş...

Mustafa’nın “terbiye sorunu” devam ediyor gördüğünüz gibi.

Benim buna yapabileceğim bir şey yok. Hekimlerin işi...

Peki söyler misin, “aydın onuru” taşıyan hem sosyalist, hem Kemalist Mustafa...

Toplumcu gerçekçi edebiyatta terbiyesize ne denir? Ahlaksıza ne denir? Cahile ne denir? Muhbire ne denir? Anlamadığı, anlamayacağı, anlamasına imkân ve ihtimal bulunmayan konularda ahkâm kesenlere ne denir? Türkçe bilmeden roman yazanlara ne denir? Ergenekon’a toz kondurmayanlara ne denir? Kendi mahallesinin darbecisini anlayan ve kollayan yazılarla “sosyalist yazar” olunacağını sanan kifayetsizlere ne denir?

Müteakip eserinde bu soruların da cevabını rica ediyorum.

Müteakip küfürlerinle birlikte tabii...

Bir de, toplumcu gerçekçi bir romancı olarak yazdığın pespaye yazıya bir göz at bakalım, “zırlamak” fiili kime daha çok uyuyor?

Mustafa Mutlu bir Kemalist...

Literatürde “Kemalist terbiye” diye bir şey var mıdır bilmiyorum ama bu ideolojinin kuramcıları “ahlak” konusunda da bir öğreti geliştirmek durumundadırlar.

HAMİŞ:

Toplumcu gerçekçi edebiyatın bir verimi olan romanını okudum maalesef Mustafa... “Ağlak” ve “arabesk” laf kesmelerine toplumcu gerçekçi edebiyat dendiğini bilmiyordum. Sen önce otur biraz Plehanov, biraz Lukacs, biraz Suchkov, biraz Fischer karıştır... Bir toplumcu gerçekçi romanı al, en az 45 kere oku. Sonra roman yaz!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.