24 Temmuz 2017 Pazartesi29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:56Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:37Yatsı 22:18
    • 35°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 30°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 30°C Amasya
    • 28°C Ankara
    • 37°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 37°C Aydın
    • 35°C Balıkesir
  • BIST: 107.148 0.29
  • Altın: 143,559 0.61
  • Dolar: 3,5506 0.39
  • Euro: 4,1367 0.38

28 Şubat'ların esas sebebi...

Hüseyin Gülerce

Yaşadığımız günlere bir de geniş açıdan bakalım. Böyle yapınca farklı bir boyuta geçiyorsunuz.


Anadolu Müslümanlaşınca, Hz. Muhammed (sas) sevgisi, bu topraklarda bir uçtan bir uca yayıldı. Öyle ki, O'nun adı anılınca kalpler titredi, gözler yaşla doldu. Hiçbir beşere nasip olmayan bu muhabbetle biz Allah sevgisine, kulluk şuuruna ulaştık. Kimileri bu kulluk meselesine takılıyor. Hâlbuki kulluğun hiç rahatsızlık vermeyenidir, Allah'a kulluk. Zira insan Allah'a kul olunca, kendisine yakışmayan bütün kulluklardan kurtulur.

Hz. Muhammed (sas) insanlığın kurtuluşu için bir çaredir. İnsanlığın dermansız görünen dertlerinin çaresidir. O'nu bulan her şeyi bulmuştur, O'nu kaybedenin bulacağı bir şey yoktur. Allah ile irtibatsız bir hayatın kocaman bir yalan olduğunu, sıfıra sıfır elde var sıfır olduğunu, bize O anlatmış, O göstermiştir. O'nun yolu, hayatı hayat kılan yoldur...

Şimdi bugün bir daha O'nu buluyor, bir daha O'nu tanıyor, savrulup giden hayatların yolcuları, yollarda düşüp kalanlar bir daha O'nu soruyor, O'na koşuyor. Bir asırdır, mana köklerimize baltalar indirenler, aslında bizi O'ndan koparmak istediler. Bugün de en büyük rahatsızlıkları O'na olan hasretimizi giderme heyecan, şevk ve arzusudur. O'nun sevdalıları gurbetten döndükleri için bütün hazımsızlık ve anlayışsızlıklar...

Bazı kesimlerdeki rahatsızlık aslında ne imam hatipler, ne cemaatler yüzündendir. Mesele, bu milletin, bilhassa da gençlerin Hz. Muhammed'e (sas) kavuşmalarıdır. O'nun ismini sinelerden söküp atmak isteyenler başarısız oldular. O'na varmayı engellemek için konmuş bütün mânialar aşıldı. Dikkatli bakanlar görüyor ki, artık camileri gençler dolduruyor, O'na ithaf edilen şarkıları gözleri Hz. Muhammed (sas) sevgisiyle parlayan çocuk koroları söylüyor.

İşte şu günlerde Kutlu Doğum programları yurdu sarıp sarmalıyor. Statları dolduran on binler O'na kavuşmanın heyecanını anlatmıyor da ne anlatıyor? 28 Şubat'ı yapanlar da gerekçe olarak bu Kutlu Doğum programlarını göstermemiş miydi?

Bugünlerde bir defa daha Efendimizin (sas) hayatını okuyorum. Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'nin, beş cilt olarak yeni çıkan ve bir ayda 1,5 milyon baskı adedine ulaşan "Sonsuz Nur" kitabını okurken, O'nun hesabına bütün dünyadaki dirilişi daha yakından görüyorum. Dünyanın dört bir yanında insanlık adına kurulan barış korolarını, o korolarda bahar şarkıları söyleyen çocukları, gençleri, yaşı ilerleyenlerden biri olarak "hoş geldiniz, hoş geldiniz..." diye selamlıyorum.

Çocuklar ve gençler, en evvel ve en yürekten onlar seviyor, onlar konuşuyor artık, İnsanlığın İftihar Tablosu'nu. İnsanımızı ve insanlığı, çöllere mahkûm etmek isteyenlere ne anlamlı bir cevaptır bu. Tarih boyunca böyle olmuştur. İnsanları doğruya, güzele, hayra çağıranlar anlayışsızlıklarla, tepkilerle karşılaşmıştır. İnsanlık çağrılarına karşı duranlar neden böyle yapıyorlar? Şundan: Çünkü zalimler. Çünkü kibir, gurur ve hırsla dolular. Çünkü kin ve öfke onları esir almış. Çünkü haset, hazımsızlık ve kıskançlık yüreklerinde pas tutmuş. Çünkü ön yargılarından kurtulamıyor, konumlarını, imkânlarını terk etmek istemiyor, inatlarından vazgeçmiyorlar. Çünkü mahalle baskısı altında, "bunları desteklersek, onaylarsak bize ne derler?" endişesi ve korkusu taşıyorlar. 28 Şubat'ların esas sebebi budur...

Bunları bilerek Peygamberimiz'in yolundan gitme kararlılığı gösterilmelidir. Bu yolda mukabele-i bil misil yoktur. Bu yolda intikam duygusu yoktur. Bu yolda başa kakma, kınama yoktur. Merhamet vardır, şefkat vardır, affedicilik vardır. Empati yapıp, yanlış algıları sabırla, yumuşaklıkla düzeltme çabası vardır.

Haksızlığa uğrayanların, kendilerine zulmedilenlerin davası bunun dışındadır. Zira zalime merhamet, onun zulmünü artırır. Kimse yargıyı baskı altına almamalı, kimseye de yargısız infaz yapılmamalıdır.


h.gulerce@zaman.com.tr

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.