13 Aralık 2017 Çarşamba25 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:40Güneş 08:13Öğle 13:05İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:10
    • 22°C Adana
    • 15°C Adıyaman
    • 9°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 8°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 108.313 -0.68
  • Altın: 153,536 -0.23
  • Dolar: 3,8493 0.31
  • Euro: 4,5167 0.26

Koca Reis, AP ve sağda ayrışma

Abdulkadir Özkan

Uzun yıllar siyaset sağ ve sol olarak nitelendirildi. Sol neydi, sağ ne ifade ediyordu bununda kesin bir tarifi ve çizgisi yoktu. DP geleneğinden gelen Adalet Partisi sağ , CHP ise sol olarak nitelendirildi. Daha sonraki yıllarda sağda ve solda ayrışmalar başladı. O zaman CHP'ye merkez sol, AP ve onun devamı olan DYP merkez sağ olarak nitelendirildi. Peki iki zıt kutup gibi gösterilen DP ile CHP arasında ne fark vardı? Daha doğrusu CHP'nin sol, DP'nin sağ olarak nitelendirilmesini gerektiren çok önemli farklar var mıydı? Çünkü DP'yi kuran kadroların tamamı CHP'den gelmiş, orada en üst görevlerde bulunmuşlardı.

Maksadım ülkemizdeki sağ ve sol siyaset ayrışımının temellerini sorgulamak olmadığı için esas konuma dönmek istiyorum. Koca Reis Sadettin Bilgiç'in vefatı beni eskilere, gençlik yıllarıma, heyecanlarıma götürdü.

27 mayıs 1960 darbesinin ardından DP'nin devamı olarak Adalet Partisi kurulmuş bizde DP kökenli bir aileden geliyor olmak sebebiyle Adalet Partisi taraftarı olmuştuk. Bu bakımdan zaman zaman Adalet Partisi'nin Necatibey Caddesi'ndeki genel merkezine giderdik. Bu ziyaretlerimizden birinde kendimi Genel Başkan Gümüşpala'nın karşısında bulmuştum. Sanıyorum bir partili elimden tutup Gümüşpala'nın karşısına çıkarmıştı. Bu arada lise çağlarında genci karşısında gören partideki bir görevli propaganda yapmayı ihmal etmemiş, partinin o zamanki amblemini oluşturan açık bir kitap ve karşılıklı sayfalarındaki A ve P harflerini göstererek, kitabı Kur'an, A ve P harflerini de bize Allah ve Peygamber olarak izah etmişti. Aradan geçen bunca yıla rağmen hafızamdaki canlılığını bu anı korumaktadır.

Gümüşpala'nın vefatının ardından yeni genel başkanı belirlemek üzere Adalet Partisi büyük kongresi gündeme geldi. Başlangıçta tek aday olarak Sadettin Bilgiç görülüyordu. Hem parti tabanı tarafından seviliyor hem de partiyi Gümüşpala'dan sonra kısa sürede olsa yönetmişti. Kongreye çok kısa bir zaman kala Demirel'in adaylığı gündeme geldi ve ne olduysa oldu kongre gecesi hava değişti ve Demirel genel başkan seçildi. Bu konuda daha sonraki yıllarda çeşitli değerlendirmeler yapıldı ve Demirel'in iç ve dış destekçileri üzerinde duruldu. Kongredeki bu ikili yarış Adalet Partisi'nde partinin Demirelciler ve Bilgiççiler diye iki gruba ayrılmasına yol açtı, sonuçta Bilgiççiler tasfiye edildi. Tasfiye yeni partiyi doğurdu. Adalet Partisi içindeki bu ayrışma parti içindeki dini hassasiyete sahip olanlar ile milliyetçi unsurların kendi partilerini kurmalarına zemin hazırladı ve çeşitli fikirlerin sahiplerini merkez sağ adı altında aynı torbanın içinde toplayan anlayışın geçerliliğini yitirmeye başlamasını sağladı. Gerçi Bilgiç ve arkadaşları daha sonra Adalet Partisi'ne dönmüş merkez sağ anlayışlarını sürdürmüş olsalar da kişisel rekabet zaman içinde fikri ayrışmaya sebep olmuştu. Söz elimi Sadettin Bilgiç'in genel başkanlık yarışında Demirel'e yenilmesi benim bu partiye duyduğum sempatinin giderek zayıflamasına yol açmış kendimi sağcı olarak tarif etmekten kurtulmama vesile olmuştur. Olayın bugün gelinen noktada kişisel bir yarışın ötesinde ciddi bir fikri ayrışmaya yol açtığını rahatlıkla söylemek mümkündür.

Şunu söylemek mümkündür ki; Bilgiç, Demirel'e göre parti içindeki milliyetçi ve inançlı kesimlere daha yakın durmuştur. Ancak, bu kesimlerin partileri oluştuğunda onlarla birlikte hareket etmemiştir. Sadece onlara sempati desteği vermiş, kapısını çalan gençlere ilgisini esirgememiştir. Belki de böylece merkez sağ içindeki fikri ayrışmanın keskinleşmesini geciktirmiştir diye düşünülebilir.

Ne var ki merkez partiler ve arkalarındaki güçler bu saflaşmak anlamına gelen ayrışmaya hemen "aşırı uç" ya da "radikal" damgası vurarak fikri temele oturan siyasi hareketleri kamuoyunda mahkum etme yoluna baş vurmuşlardır. Bu işi seçmen planında da, "Oyunuz boşa gitmesin", "Bölünmeyelim" yaklaşımı ile sürdürmüşlerdir. Bu yaklaşım bugün bile sürdürülüyor. Bu bakımdan diyebiliriz ki Adalet Partisi içindeki Bilgiç-Demirel yarışı sağ siyasette fikri saflaşmaya giden yolda ilk adımını oluşturulmuştur. Bu arada o yarış özellikle sağ seçmenin bir bölümünü ortada görünmeyen ama siyasetin yönünü belirlemede etkili olanları, bir diğer ifadeyle olayların perde arkasındaki güçleri aramaya etmiştir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.