23 Ocak 2017 Pazartesi25 R.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Biz, gerçekten insanı en güzel bir biçimde yarattık.Sonra onu, aşağıların aşağısına indirdik.Ancak, iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar için devamlı bir mükâfat vardır.(Ey insan!) Böyle iken, hangi şey sana hesap ve cezayı yalanlatıyor?Allah, hükmedenlerin en iyi hükmedeni değil midir?(Tin 4-8)
  • “Benim misâlimle sizin misâliniz, şu temsile benzer: Bir adam var ateş yakmış. Ateş etrafı aydınlatınca, pervaneler (gece kelebekleri) ve aydınlığı seven bir kısım hayvanlar bu ateşe kendilerini atmaya başlarlar. Adamcağız onları kurtarmaya (mâni olmaya) çalışır. Ancak hayvanlar galebe çalarak çoklukla ateşe atılırlar. Ben (tıpkı o adam gibi) ateşe düşmemeniz için belinizden yakalıyorum, ancak siz ateşe ateşe koşuyorsunuz”Buhârî, Rikâk 26
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:46Güneş 08:15Öğle 13:23İkindi 15:53Akşam 18:17Yatsı 19:41
    • 1°C Adana
    • 0°C Adıyaman
    • -5°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • -4°C Amasya
    • -3°C Ankara
    • 2°C Antalya
    • -5°C Artvin
    • 2°C Aydın
    • -3°C Balıkesir
  • BIST: 83.067 0.93
  • Altın: 146,538 0.01
  • Dolar: 3,7912 -1.01
  • Euro: 4,0490 -0.54

Vur tekmeyi gitsin

Ahmet Kekeç

Yazının başlığını “şımarıklık” koymuştum... Türk Silahlı Kuvvetleri’nin siyasete ve siyasetçiye bakışını, yakın zamana kadar, ancak ve sadece bu sözcük tanımlayabilirdi.

Hadi “cuntalar” diye daraltalım...

Cuntalar, yakın zamana kadar, “şımarıklık” diyebileceğimiz bir tutumla, hem “varlıklarının” kabulünü sağladılar, hem de siyaset üzerinde amansız bir vesayet rejimi kurdular.

Bunu da, ellerindeki silahla, silahın verdiği masuniyetle sağladılar.

Lafı nereye getireceğim?

Özden Örnek’in darbe günlüklerinden söz ediyordum... İşin en önemli kısmını atlamışım.

Paşa, günlüklerinde, sadece Sarıkız ve Ayışığı darbe girişimlerini faş etmiyor, 28 Şubat’ı hayırlısıyla tamamlamış askerin haleti ruhiyesine ilişkin önemli bilgiler de sunuyor.

Günlükleri okuduğumuzda, “Demek ki, direkten döne döne yaşamışız” duygusuna kapılıyoruz...

Ürküyoruz...

Biricik vasfı silah taşımak olan birtakım generaller, oturmuşlar, “Ne yaparız da halkın seçtiği parlamentoyu iskat ederiz” diye, “şımarıkça” hesaplar yapıyorlar.

Bu “hesap” çerçevesinde birtakım siyasilerle, birtakım gazetecilerle, birtakım sivil toplum örgütleriyle müzakereler/pazarlıklar yürütüyorlar.

Bunu da, kendileri açısından “doğal hak” sayıyorlar...

Özden Örnek’in, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na atandıktan sonra yazdıkları, bana önemli bir “kırılma”yı hatırlattı...

Komutanlık, aynı zamanda, bir başka “vazife” için “fırsat” anlamına geliyor. Artık ve sadece komutanlık yapılmayacak, o doğal vazife için de mesai harcanacak. Nitekim, kuvvet komutanlığı dönemine ilişkin günlükler, hep şu sözlerle başlıyor: “Bugün de yoğun görüşmelerle geçti...”

Peki, bu “yoğun görüşmeler”de ne var?

Dahası, bu yoğun görüşmeler kimlerle ve hangi siyasi figürlerle yapılıyor?

Hemen söyleyelim: Bu yoğun görüşmeler, o doğal vazifenin yerine getirilmesi amacına dönük olarak yapılıyor.

Partnerler arasında da, birçoğunu basın ve siyaset dünyasından tanıdığınız isimler bulunuyor: Tuncay Özkan’ından Onur Öymen’ine, Rıfat Hisarcıklıoğlu’ndan Aydın Doğan’ına, Mustafa Balbay’ından Mustafa Özkan’ına, Rahmi Koç’undan İsmail Amasyalı’sına, Can Ataklı’sından Fikret Bila’sına, Kemal Yavuz’undan Mümtaz Soysal’ına, Kemal Anadol’undan Sinan Aygün’üne...

En ilginç görüşmeci, 28 Şubat sürecinde de yararlı çalışmaları bulunan eski Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı.

Karadayı’yla görüşmelerini şu sözlerle anlatıyor Özden Örnek: “Akşam tam çıkarken Genelkurmay eski başkanlarından Karadayı aradı. Bana hem nasihat, hem de mesaj verdi. (....) Hatta laf arasında, ‘hükümet sizi dinlemiyorsa, tekmeyi vurursunuz gider’ dedi. Söylediklerinde gerçek payı var...”

Karadayı’ya “Vurursunuz tekmeyi, gider” dedirten haleti ruhiye nedir?

Bunu, biraz yukarıda, “şımarıklık” olarak nitelemiştim ama şımarıklığın da ötesinde bir psikolojiye işaret ediyor... Daha doğrusu, tedavisi zor bir patolojiye...

Karadayı’nın ismi, şu sıra, “sorguya çekilecekler” arasında geçiyor.

Kamuoyu 28 Şubat’ı Çevik Bir’le Erol Özkasnak’a fatura ediyor ama Karadayı gibi akıl hocalarının varlığını çoğunlukla göz ardı ediyor.

Bu cümleden olarak, “Vurursunuz tekmeyi, gider” demiş, diyebilmiş birinin soruşturmadan muaf tutulması, pek de hakkaniyete uygun olmayacaktır...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.