24 Mart 2017 Cuma26 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:27Güneş 06:54Öğle 13:18İkindi 16:43Akşam 19:28Yatsı 20:48
    • 11°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -4°C Ağrı
    • 5°C Amasya
    • 2°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 4°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 7°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,514 0.17
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Kırmayın Umutlarımızı

Cemal Nar

İnkâr etmiyoruz yapılan iyilikleri. Nasıl edebiliriz ki daha dün dedik burada “az ya da çok, yapılan her iyilik, her faaliyet pek değerlidir” diye. Buna ülkenin en ücra köşesindeki insan gibi hükümet de dâhildir herhalde.

Hükümetin görevi devraldıklarındaki Türkiye’yi iyi biliyoruz. Üstelik nasıl etkisizleştirilmeye çalıştıklarını hem yaşadıklarımızla, hem de süren davalarla görüyoruz. Buna rağmen huzur, istikrar, hak ve hukuk, eğitim ve ekonomideki kısmi başarılarını da iyi niyetlerinin birer ifadesi olarak anlıyoruz.

Bu şartlarda en uygunu oldukları kanaatiyle seçimlerde destekledik de. Ama bütün bunlar bir yazar sorumluluğu ile yeri gelince eleştiri yapmayacağımız, yapamayacağımız anlamına gelmez. “İyiliği emretme, kötülükten sakındırma” temel ilkelerimizdendir bizim.

Elbette farkındayız, bu sinek üreten bataklık gibi kokuşmuş bozuk düzende kötülük bitmez. İşin içinde “insanın özgürlüğü” adıyla “insanın dinden bağımsızlaştırılması”, yani bir çeşit “tanrılaştırılması”, yani “laikleştirilmesi” varsa, hatta çok çirkinlikler yasal hale gelecek, onlarla mücadele kanunla engellenecektir. Biz, bunun farkındayız ve bu sistemden bütün iyilikleri gerçekleştirme ve bütün kötülükleri yasaklamayı, bu “büyük ve mukaddes cihadı” zaten beklemiyoruz.

Bu dediğimiz, yani küfrün, fıskın, fücurun, haramın çirkin sayılıp etkisizleştirilmesi ancak bir İslam toplumunda İslam devleti eli ile mümkün olabilecektir. Bizim nihai amacımız da budur.

Ama bu zamana kadar elden geldiğince iyiliklerin de hiç olmazsa hak ettiği imkânlardan yararlanması için çaba harcamalıyız. Laik düzende dindar siyaset ancak bunu başarabilir. Bundan fazlasını ondan istemek, mümkün değildir. Üstelik ne kadar haktır, o da tartışılır.

Biz Ak Parti’ye bu nazarla bakıyoruz. “Elindeki imkânlarla halka hizmet et, sıkıntılarını gider, sorunlarını mümkün mertebe çöz” diyoruz. Yoksa ona “ülkeye şeriat getir” diyemiyoruz. Biliyoruz ki bunu yapmayacaklardır. Yapamayacaklardır da.

Sadece onların mı?

Bu düzende bu yasalar ve imkanlar ile hiçbir partinin harcı değildir bu! Aksini söyleyenler ya bu sistemi bilmeyerek kendini kandırıyordur, ya da halk kandırmaya çalışıyordur.

Ama biz yine diyoruz ki “ma la yüdrekü küllüh, la yütrekü küllüh”. Yani, “hepsine erişilmeyen şeyin, hepsi de terkedilmez.”

Öyle ise bu düzende siyaset en azından bu ülkede Müslümanların da varlığının tabii olduğunu, onların da asli veya ayrıntı hak ve hukuklarının korunması gerektiğini savunup gerçekleştirebilir. Bu konuda var olan fiilî ve psikolojik engelleri kaldırabilir. Bizim siyasetten beklediklerimiz de bunlardır zaten.

Bu düzen öteden beri akaryakıta vergiyi kat kat koyarak fiîlî zamlar ile bir yerde benimle memleketin en zenginin vergisini eşitlemiştir. Avukat, doktor vs. mesleklerden bazen asgari ücretli işçi kadar vergi alamamıştır. Bu da bir garabettir.

Zavallı ücretlilerden herkese yaptığı gibi yılda iki kere değil, daha cebine bile girmeden vergiyi almış, böylece kaşık kaşık toplamış, sonra da millete tepeden bakan devlet zenginlerine oluk oluk akıtmış, kendini destekleyen güçlü bir kesim ortaya koymuştur. Millete en büyük darbeleri vuran medya patronlarını zaman zaman vergiden muaf tutmuş veya cezalarını affetmiş. Hazinenin parasını babasının malı gibi kepçe kepçe dağıtmış.

Nerde görülmüş bu zulüm ey devletli efendiler?

Bunlarla mücadele “şeriat getirmek” değil ki! Anayasaya ve yasalara uygun yasal bir iş, hatta bir vazifedir. Hatta ve hatta milletin sevgisini kazanmak ve sürekli iktidarda kalmak demektir.

İşte Ak Partiden biz bunu beklemekteyiz. “Bu zulme, bu yağmaya ve talana bir son ver, memleketin nimetlerinden herkesi faydalandır” diyoruz. “Kötü de olsa hukukun üstünlüğünü sağla. Emniyet, asayiş ve istikrarı sağla. Gelir dağılımında dengeyi kur” diyoruz. Bunun için destek verdik.

Aradan yıllar geçti, ekonomik değerler değişti, milli hasıla yükseldi, fakat bu halka olduğu gibi yansımadı, zulüm onların boynunda kaldı. Yine iyi niyetle “şimdiye kadar yarayı temizlediler, tedaviye yeni sıra geldi” dedik. “İyi şeyler olacak” dedik.

Ama o da ne?

Biz ne bekliyoruz, ne görüyoruz?

Ne yapıyor ve ne diyor şu Maliye Bakanına Allah aşkına!

Vatandaşa en ufak bir cezasını ödeyemediğinde icra memuru gönderen Maliye Bakanlığı, ülkenin en zengin patronlara kestiği "usulsüz sanal kumar cezasını yeniden gözden geçirerek, idari bir tasarrufla silmesiyle ilgili haberlere, evlere şenlik bir açıklama göndermiş.

Nasıl olmuş bu?

Yazı uzadı, gelecek yazıya kalsın mı?



Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.