15 Aralık 2017 Cuma26 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:42Güneş 08:15Öğle 13:06İkindi 15:23Akşam 17:44Yatsı 19:11
    • 8°C Adana
    • 5°C Adıyaman
    • 0°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • -1°C Amasya
    • -1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 2°C Artvin
    • 8°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 109.666 1.40
  • Altın: 156,594 1.76
  • Dolar: 3,8910 1.53
  • Euro: 4,5831 1.68

Karar almak her şeye yetmiyor

Abdulkadir Özkan

YÖNETİCİLER için hemen her alanda önce ne yapmak istendiğini belirlemek ve sonrada kararını alarak (yasal düzenlemeyi yaparak) hayata geçirmek gerekir. Tek başında yapılmak istenenin tespiti yeterli olmadığı gibi, tespitin ardından alınan kararın havada kalması da mümkündür. Söz gelimi kadına karşı şiddeti önlemek için yeni bir yasal düzenlemeye gidildi. Hatta, toplumda bu hususta duyarlılıkta oluştu. Buna rağmen kadına karşı şiddet önlenemiyor. Tek başına yasalarla bu işin önüne geçmenin de mümkün olmadığı görülüyor. Çünkü, sadece kadına karşı değil, her türlü şiddet eylemine karşı yasalar vardı, şiddete başvuranlar cezalandırılıyordu. Bu yeterli olmadı şimdi yeni bir düzenlemeye gidildi. Öyle ise yasal düzenlemenin yanında şiddet olgusunun öncelikli olarak kafalardan silinmesi gerekiyor. Bunun için insanı merkez alan, her türlü düzenlemenin insan için olduğu anlayışının hakim olduğu bir eğitim sistemine ihtiyaç vardır. Eğitimin tek hedefi öğretmek değil eğitiminde en az öğrenme kadar önemli olduğu unutulmadan hareket edilmelidir. Çocuklar okula başladıkları andan itibaren birer yarış atı haline getiriliyor, tek hedef hergün daha fazla test çözmek, anne-babaların istediği bir dalda yüksek eğitim yapmak gösteriliyorsa bu yaklaşımda bir yanlışlığın olduğu kesindir. Anne-baba yanında çocuğun değeri çalışkanlığı ve kazanacağı okul ile belirleniyorsa bilinmelidir ki o toplumda sağlıklı nesiller yetiştirmek mümkün olmaz.

Bu arada insanların değerini cüzdanlarının kabarıklığı ya da bankalardaki hesaplarının miktarı belirliyor, yani madde insanın önüne geçmiş ise insanların içgüdüleri ile hareket etmelerini, kendilerinden başka değer tanımamaları sonucu olarak toplumun her kesiminde şiddet eğilimin artması kaçınılmaz oluyor. Şahsen şiddet deyince sadece kadına karşı şiddetin hatırlanmasını eksik buluyorum. Dikkat edilirse toplumun her alanında insanların birbirlerine karşı tahammülsüzlüğü gözleniyor. Sanki sokakta ya da toplu taşıma araçlarında insanlar patlamaya hazır birer bombayı andırıyorlar. Anne-babalar ile çocuklarının ilişkilerinde de tahammülsüzlük gözleniyor. Belki çoğu zaman bu tahammülsüzlük maddi şiddete dönüşmüyor ama yüksek sesli çatışmalar evlerde eksik olmuyor. Küçük yaşlardan itibaren sürekli gerilim içinde yaşamış bir çocuğun ileri yaşlarında anne-babası ve çevresinden gördüğünü taklit etmesini önleyebilir misiniz?

Kısacası etrafımıza dikkatlice baktığımızda sevgi ve hoşgörüden eser kalmadığını rahatlıkla görürüz. Sevginin yerini çıkarın aldığı bir toplumda isterse herkes günde yüz defa sevgi ve hoşgörüden söz etsin havada kalmaya mahkumdur. Herkes sadece kendisine karşı sevgi ve hoşgörü ister hale geldiğinde, o toplumda sevgi ve hoşgörüden eser kalmaz. Sadece lafı edilir. Hatta giderek sevgi ve hoşgörü sözcükleri insanların gerçek tavırlarını gizlemeye yönelik birer kamuflaj malzemesine dönüşür.

Bir diğer ifade ile sevgi, beklenen bir karşılığın ifadesi haline gelir. Bu da ikiyüzlü, çıkarcı bir toplum demektir.

Bu hale birden bire gelmediğimizi, batılılaşma ve modernleşme adı altında toplumun kendi değer yargılarından kopartılması sonucunda gelindiğini unutmamak gerekiyor. Çünkü, toplumları sahip olduklar değer yargılarından tümüyle koparmak mümkün olmadığı gibi, yerine yeni diğer yargılarını oturtmakta kolay değildir. Böyle olunca sağlam bir değer yargısı olmayan, iki arada bir derede tabir edilen bir konuma düşülür ki sanıyorum bu durum toplumlar için en kötü noktadır. Kaldı ki biz ne olduğu belirsiz bir millet ve toplum değiliz. Medeniyetimizin temellerini İslam oluşturmakta, yüzyıllara ulaşan devlet tecrübesi ve insan anlayışı olan bir toplumuz. Bu toplumu modernleştire ceğiz diyerek perişan edenler bunun hesabını nasıl verirler bilmiyorum ama öncelikli olarak kendi değerlerimizi yeniden hayata geçirmek ve hakim kılmak durumundayız. Böyle olunca toplumdaki tüm şiddet olayları son bulacaktır diyor değilim ama bu işin sadece kanunlarla ve emniyet güçleri ile çözüme kavuşturmanın mümkün olmadığını hatırlatmak istiyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.