23 Eylül 2017 Cumartesi3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:19Güneş 06:45Öğle 13:04İkindi 16:26Akşam 19:09Yatsı 20:28
    • 29°C Adana
    • 25°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 27°C Ağrı
    • 24°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 26°C Artvin
    • 21°C Aydın
    • 20°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,971 0.37
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Yazar ne yazar, nasıl yazar?

Mehmet Şeker

Yazar, yazar... Gezer dolaşır, gördüklerini yazar. Okudukça birikimi artar, öğrendiklerini yazar.

Konuşur, dinler, sohbet eder, oralardan süzülenleri yazar.

Bir toplantıya katılır, izlenimlerini yazar.

Bildiğini, duyduğunu yazar.

Çarşıda pazarda dolaşır, gözlemlerini yazar.

Düşünür ve düşündüklerini yazar.

İlhamı da unutmayalım...

***

Ömer Lekesiz, "Mustafa Kutlu Sempozyumu" ardından yazdığı yazıya öyle bir giriş yapmıştı ki...

Mustafa Kutlu "Ortadaki Adam"ın dünyasına yöneltir ilkin nazarını; "Gönül İşi" kelimelerin evreninden konuşmaya taliptir; "Yokuşa Akan Sular"da arar hayatın, kaderin ve kazanın hikmetini; "Yoksulluk İçimizde" diyerek heceler ontolojinin lisanını; "Ya Tahammül Ya Sefer" üzre bir teslimiyetle biçimlendirir kelimelerini; "Bu Böyledir" diyerek belirtir iyi kulluğun ve has zikirin esasını; "Sır"ların açıldığı bir makama buradan yürür sessiz, sessiz; "Arkakapak Yazıları"nı olmuş, bitmiş olana bir dipnot olarak ekleyiverir.

***

Elbette her bir kitabı tanımlamak maksadıyla yazılan kısa cümle için, o kitabı okumak şart.

İki paragraf için bir külliyat...

Zikredilenlere ilave olarak: Hüzün ve Tesadüf, Uzun Hikâye, Beyhude Ömrüm, Mavi Kuş, Tufandan Önce, Rüzgârlı Pazar, Chef, Menekşeli Mektup, Kapıları Açmak...

Dahası: Huzursuz Bacak, Tahir Sami Bey'in Özel Hayatı, Zafer Yahut Hiç, Hayat Güzeldir...

***

Şimdi Ömer Lekesiz'e -şaka bâbından- şöyle söyleyebiliriz:

"Bütün bunları okuyup okuyup yazıyorsun demek... Biz de seni hep kendi kafadan uydurup yazıyorsun sanıyorduk. O kadar çok kitabı okuduktan sonra herkes yazar, ne var yani?"

Tut ki bir yazarın evine gitmişiz, kitaplarını görmüşüz de, ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra "ne var yani" moduna girmişiz!

***

İşte tam burada bir sırrı paylaşmanın vaktidir.

Mustafa Kutlu evinde kitap tutmaz.

Bürosunda da fazla kitap bulundurmaz.

Bir kitabı okuduktan sonra saklamayı sevmez.

Arılar da dolaştığı çiçekleri getirmez kovanlarına; özünü alır, balını yapar.

***

Yazıya hevesli gençler için not:

Hangisi daha doğrudur?

Kitap saklamamak ve okuduktan sonra birine vermek mi?

Yoksa bazı yazarlar gibi biriken kitaplar için ayrı bir daire tutmak mı?

Orası tamamen kişiye bağlı.

Ne kitap biriktirmekle iyi yazar olunur, ne biriktirmemekle.

***

Aslan ise arıdan farklı bir tarza sahiptir elbette.

Özüyle mözüyle uğraşmaz, bütün avlarını yer; geyik, ceylan, tavşan, antilop...

Ama o hiç birine benzemez.

Arı gibi mi olunacak, aslan gibi mi?

Şu doğrudur demek imkânsız; kişiden kişiye değişir... Yapı meselesi.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.