Hasan el-Benna ve İhvan Sempozyumu

Hasan el-Benna ve İhvan Sempozyumu

Müslüman dünyanın sömürgeleşmesinin tamamlanması ile hilafetin kaldırılması arasında doğrudan bir ilişki olmuştur. Hilafetin kaldırılması ile birlikte dünya siyasetinde Müslümanları temsil edecek, Müslümanların haklarını savunabilecek bir odak kalmamış oldu. Bu sahipsizlik durumu Müslüman dünyanın bütün bölgelerinin tek tek düvel-i muazzama tarafından kolaylıkla peşkeş çekilmesine yol açtı.

Halifesizleşmeye ve sömürgeleşmeye karşı Müslüman dünyanın sergilediği farklı tepkiler oldu tabi. Örneğin kendi içindeki sivil toplumu harekete geçirmek, kendi yöneticilerini bypass ederek doğrudan başka halklarla bir bütünleşme arayışı ve iradesi sergilemek bu tepkilerden oldu. Bu arayış ve irade yirmili yılların sonları gibi kısa bir dönem içinde Mısır'da Hasan el-Benna'nın kurduğu İhvan-ı Müslimin hareketi ile Hindistan'dan başlayıp Pakistan'ın kuruluşuna da refakat eden Mevdudi'nin liderliğindeki Cemaati İslami hareketini önplana çıkardı. Her ikisinin söylemleri, hareket tarzları ve dayandıkları toplumsal kesimler başından itibaren oldukça benzer, birbirleriyle de sıkı bir etkileşim halinde idiler.

Bu iki sivil hareket kısa süre içinde bütün İslam dünyasında toplumlar düzeyinde bir iletişim, etkileşim ve kültürel beslenme ağı oluşturarak halifeliğin kaldırılması ve ulus-devletlerin kurulmasıyla bölünmüş ve parçalanmış İslam dünyasında bir siyasi birlik duygusunu, bir özlem ve ideal olarak da bir fiil olarak da canlı tuttular.

Her iki hareketin önde gelen isimlerinin kitapları atmışlı yıllardan itibaren Türkçeye çevrilmeye başlandı. Bu kitapların Türkiye'de uzun yıllar İslami eğitimden ve düşünceden yoksun bırakılmış kesimler üzerinde derin bir etkisi oldu. Bu zamana kadar bir hayli geleneksel, hatta epey milli kalıplarda yaşayan İslami anlayış, bu çevirilerin etkisi altında daha Kur'an merkezli, iradeci, değişimci, içtihadı ve akıl-vahy dengesini yeniden kurmaya talip bir harekete dönüştü.

Bilhassa İhvan'ın Türkiye'deki Müslüman düşüncenin ve siyasanın gelişimi üzerindeki etkisi bir hayli fazla olmuştur. Esasen diğer İslam ülkelerine olan etkisine bakıldığında İhvan'ın doğrudan örgüttlenmeden sadece düşünce üzerinde etkili olduğu tek yer belki de Türkiye'dir. Özellikle bugün bir tür baharın yaşandığı Arap ülkelerinin hemen hepsinde İhvan hareketi halen sivil toplumun en örgütlü yapısına denk geliyor. Mısır, Tunus, Libya, Suriye, Cezayir ve Fas gibi ülkelerde İhvan devrim süreçlerini kendine özgü siyasetiyle yönetiyor.

Mısır dışında halen 18 ülkede örgütü bulunan İhvan ve kurucusu Hasan el-Benna yeterince tanınıyor mu? Son zamanlarda Arap dünyasında yaşanan değişim kuşkusuz bir iki günün değişimi değil. Arkaplanında çok derin tarihsel ve sosyolojik oluşumlar var. Bütün bu değişimlerin sonucunda İhvan öne çıktığına göre devrim süreçlerindeki rolü nedir?

Kuşkusuz İhvan anlaşılmadan, İhvan'ın Hasan el-Benna tarafındna kurulduğu saatten itibaren bugün kadar yaşadıkları veya geçirdiği değişimler anlaşılmadan Arap Baharını anlamak mümkün değil.

Bugün Kocatepe Camii Konferans Salonunda Genç Birikim Dergisinin organizasyonuyla Hasan el-Benna ve İhvan sempozyumu gerçekleşiyor. Arapça'dan sayısız çevirileri ve kitaplarıyla bildiğimiz M. Beşir Eryarsoy'un yönettiği sempozyuma Türkiye'den ve dünyanın bir çok yerinden düşünür ve akademisyen yukarıdaki sorulara cevap arıyor. İki gün sürecek sempozyuma ben de "Hilafetin Yokluğunu Telafi Yolu Olarak Uluslararası İhvan Hareketi" başlıklı bir tebliğle katılıyorum.

SOSYOLOGLAR DERNEĞİ

Bugün, Ankara'daki Hasan el-Benna Sempozyumuna katılmam dolayısıyla İstanbul'da katılamadığım bir dernek açılışı var. Sosyoloji ve sosyologların, Türkiye'de farklı alanlarda daha etkin, verimli bir rol üstlenmesini sağlamak amacıyla, farklı üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin öncülüğünde organize olan sosyologlar, Sosyologlar Derneği çatısı altında biraraya geliyor._Aslında TBMM çatısı altında başta Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Beşir Atalay olmak üzere bir çok milletvekili bulunuyor. Siyasette ve değişik kurum ve örgütlerde hiç bir zaman olmadığı kadar mevcutlu olan sosyologların bu varlığını ayrı bir mesleki dayanışma örgütüne dönüştürmek önemli bir ihtiyaç, çünkü bir yandan da sosyoloji mesleğinin ciddi sorunları var. _Derneğin Başkanlığını üstlenen Sakarya Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Sami Şener, derneğin misyonunu "kamu yönetiminin sosyolojiden daha fazla istifade etmesini ve sosyoloji mezunlarının daha etkin görevler üstlenmesi" olarak ifade ediyor ve, Türkiye'deki tüm sosyologları ve sosyoloji sevenleri açılışa ve derneğe destek olmaya davet ediyor.

Ben de katılamayacağım açılışa buradan hayırlı olsun dileklerimi iletiyor, başarılar diliyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi