30 Mayıs 2017 Salı5 Ramazan 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İslam beş esas üzerine bina edilmiştir: Allah"tan başka ilah olmadığına ve Muhammed"in O"nun kulu ve elçisi olduguna şehadet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kabe"ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak. (Tirmizi, İman 3, (2612))
  • " Kim Allah'a inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır." (Buhâri,
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:33Güneş 05:28Öğle 13:09İkindi 17:05Akşam 20:36Yatsı 22:22
    • 24°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 14°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 21°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 16°C Balıkesir
  • BIST: 97.654 -0.07
  • Altın: 146,028 0.25
  • Dolar: 3,5823 0.12
  • Euro: 3,9890 -0.28

Faiz ve IMF ekonominin kanseri!..

Abdulkadir Özkan

Erbakan Hoca ömrünü faizin zararlarını anlatarak geçirdi. Hiçbir iş yapmadan, üretime katkı sağlamadan para sahiplerinin oturdukları yerden para kazanmaları anlamına gelen faiz, bir yandan üretim maliyetini artırdığı için sonunda tüketiciden çıkıyor, öbür yandan küresel sermaye sahipleri dünyanın her köşesini Amerika'dan yönetme imkanı buluyorlar... çünkü, verdikleri borç karşılığı ülkeleri kendilerine bağımlı hale getiriyorlar. Sonuçta gelişmekte olan ülkeler tamamen küresel sermayenin emrine ve hizmetine giriyor, ülke zenginlikleri elden çıkmaya başlıyor. IMF ve Dünya Bankası gibi küresel sermayenin tahsildarı kuruluşlar ülkelerin bağımsızlığına el koymuş oluyorlar. Bir diğer ifade ile bu kuruluşlar küresel sermayenin çıkarlarını gözetmek için kurulmuşlar.

Bu bakımdan Erbakan Hoca 40 yıl boyunca bir yandan ülke ekonomisini bu faiz belasından kurtarmak için mücadele ederken, öbür yandan da IMFprogramları ile ülkemizin kalkınmasının mümkün olmayacağını, bu programla lider ülke değil, bağımlı hale gelineceğini tekrarlayıp durdu. Ekonominin kanser mikrobu demek olan bu iki hususta uyarı görevini yaptı. Ne var ki, yıllar yılı Erbakan Hoca'nın dizi dibinde yetişmiş olanlar kulaklarına kimler tarafından fısıldanmışsa bir reel politika sloganının peşine düşerek her türlü yanlışı bu gerekçe ile topluma doğru göstermenin gayreti içine girdiler... Faiz ile ülke ekonomisinin düze çıkmasının mümkün olmayacağı söylendiğinde "İyi ama hayatın gerçekleri faize karşı durmaya mani oluyor" deyip işin içinden çıktılar. Sanki, hayatın içinde bulunan herşey ve insanların her davranışı mutlaka doğruymuş gibi bir çarpık mantığın esiri oldular. öylesine çarpık bir mantık ki, buna göre hayatın gerçeği deyip her türlü sapıklık ve çarpıklığı kabul mü edeceğiz?

Bu memlekette bir garip hastalık vardır... Siz istediğiniz kadar doğruyu söyleyin ama sesinizi duyuramazsınız... çünkü söylediklerinizin halka ulaşmasını engellerler. Ancak, sizin söylediğinizi ABD'den ithal bir Türk ya da bir yabancı söylerse sanki ilk defa böyle bir şey duyuluyormuş gibi tüm ülke dikkat kesilir... Galiba bize yabancının helvası tatlı geliyor. Bunu bildiğim için Millî Görüşçüler olarak yıllardan beri IMF'ye hayır kampanyaları yürütmüş olmamıza rağmen ülkenin bugün IMF'ye teslim edilmiş olmasının ülkemizi sürüklediği çıkmazı sanıyorum artık görmeyen kalmadı. Sürekli olarak artan iç ve dış borç stoku, buna paralel olarak alınan borcun yıllık faizindeki yükselişin artık ülkenin tüm gelirini alıp götürme noktasına geldiğini de görmek isteyenler görebiliyor. Artık kara göründü. IMF bu ülkeye sadece bağımlılık getiriyor, onun dışında hiçbir derdimize derman olmuyor... Dermanmış gibi görünen uygulamalarda artık iflas etmiş durumda.

Bu noktada Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz açıklamasına gelmek ve bazı alıntılar yapmak istiyorum... Yıllardan beri tekrarlayıp durduğumuz gerçekleri bir de yabancının ağzından aktarırsak belki bazılarının uyanmasına vesile oluruz.

Bakın Stiglitz neler söylüyor:

"Dış borç ve istikrarsızlık Türkiye'yi bağımlı yapıyor.

Artık IMF ile yola devam etmeyin, size karşı diktatör olur"

Bunlar gazetelere yansıyan iki başlık... Stiglitz görüşlerini şöyle açıklıyor:

"Birçok ülke IMF programlarına devam etmedi. Oysa, Türkiye sözü dinlenmediğinde diktatör rolünü üstlenen IMF'yi bir anlamda destekliyor. IMF'nin yaptığı işlerde para Türkiye'den geliyor. IMF'yi işin içinde tutmak Türkiye'nin cömertliği olur."

Sözler gayet açık... Stiglitz"Kendi insanınızdan kısıp IMF'ye aktarıyorsunuz" demeye getiriyor. İşin doğrusu da bu değil mi?

İşçimiz, memurumuz ve emeklimizden kesip IMF'nin arzularını yerine getirmiyor muyuz? Böyle bir ülkenin bağımsızlığından nasıl söz edebiliriz?

Bu noktada elbette kötü yöneticilere kızmak hakkımız ama yıllardan beri yapılan uyarılara rağmen hâlâ faizcileri ve IMF'cileri iş başına getirenlerın suçu yok mu?

Oy vermenin bir sorumluluk olduğunu unutursak, heyecanlarımızın yönlendirmesiyle hareket edersek bir de bakarız gemi karaya oturmuş... O zaman işleri düzeltmek şimdiden daha zor olacaktır.

Faizsiz ekonomi olmaz demek suretiyle Allah'a karşı savaş açanlar Allah'ın yardımı olmadan ne yapabileceklerini sanıyorlar?


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.