26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 13°C Adana
    • 9°C Adıyaman
    • 4°C Afyon
    • -7°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 1°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 3°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Öncelikli meselemiz başkanlık sistemine geçmek mi?

Abdulkadir Özkan

Bugün ülkemizin en acil sorunlarının başında başkanlık sistemine geçilmesi mi geliyor? Şahsen bu soruya evet diyecek sebep bulamıyorum. Çünkü, Anayasada son yapılan değişiklik ile Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesi uygulaması getirilmiştir. Önümüzdeki ilk Cumhurbaşkanını halkımız belirleyecektir. Böylece Meclis Cumhurbaşkanı seçimleri sebebiyle bir takım çevrelerin baskılarından kurtarılmış oldu, hem de Cumhur, Başkanını kendisi seçecektir. Dolayısıyle yıllardan beri devam edip giden bir takım sıkıntılar önlenmiş oldu. Ayrıca, halkın seçeceği bir Cumhurbaşkanı sırf bu sebepten dolayı daha güçlü hale getirilmiş oldu. Cumhurbaşkanının var olan yetkileri yeterli görülmüyorsa yeni anayasa hazırlanırken bu yetkiler genişletilebilir. Kaldı ki yıllardan beri Cumhurbaşkanının yetkilerinin fazlalığından şikayet edildiğini de biliyoruz. Aslında Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin tartışma konusu yapılmasının esas sebebi seçilen Cumhurbaşkanlarının genellikle Parlamento dışı baskılarla seçilmiş olmasıydı. Böyle olunca da ister istemez kendisini o makama taşıyanlar karşısında Cumhurbaşkanlarının eli zayıf kalıyordu. Bir diğer ifade ile Cumhurbaşkanları halkın değil, bir takım çevrelerin temsilcisi konumda kalıyorlardı. Demek istediğim o ki, bugün ülkemizin halli gereken sorunlarının ilacı Başkanlık sistemine geçilmesi değildir.

Kaldı ki, son anayasa değişikliği ile yıllardan beri halkın iradesine ters düşen uygulamalara son verilmiş, kuvvetler arasında bir denge oluşmuş vaziyettedir.

İşin bir başka boyutu ise Cumhurbaşkanı ile yürütme ve yasama veya yürütme ile yargı arasında zaman zaman ortaya çıkan uyumsuzluk ve çatışmanın sebebi siyasete siyaset dışı müdahalelerdi. Bu müdahaleler halkın iradesinin rafa kaldırılması sonucunu doğuruyor, bu ise halkın oyları ile Meclis'e gelmiş siyasi iradenin elini kolunu bağlıyordu.

Bugün yeni bir anayasa yapılmaya çalışırlırken olmazsa olmazların başında hak ve özgürlüklerin teminat altına alınması gelmektedir. Bu hak ve özgürlüklerin değişen siyasi iktidarların keyfine teslim edilmesini önleyecek mekanizmaların oluşturulması gerekiyor. Özellikle de kurumların yetkilerinin sınırlarının tam olarak belirlenmesi, yasama, yürütme ve yargının birbirinin alanına girmemesi sağlanmalıdır. Bunlar sağlanabilirse başkanlık sistemi arayışına da gerek yoktur. Bu bakımdan tüm siyasi partilerin insan hak ve özgürlerini teminat altına alacak yeni bir anayasaya yoğunlaşması gerekiyor. Tam bu noktada gündeme başkanlık sistemini getirmek ve tartışmaların bu yöne kaydırılması, partiler arası uzlaşmaya gerek duymamak anlamına gelir.

Başkanlık sistemi gündeme getirilmezse Parlamento'da temsil edilen partiler arasında her alanda uzlaşma sağlanabilir mi? Bu soruya evet demenin kolay olmadığını biliyorum ve bu düşüncemi daha önceleri dile getirdim. Ancak, iktidar partisinin şu sırada Başkanlık sistemini gündeme getirmesi ve "Bırakın başkanlık sistemini vatandaş müzakere etsin" demenin anlamı topu taca atmak anlamına gelmez mi?

Mevcut anayasa ile darbecilerden hesap sorulabiliyor, dünün dokunulmazlarına dokunuluyor, hatta tutuklanabiliyorsa eskiye göre sistemde önemli gelişmeler olmuş demektir. Bu bakımdan yeni anayasanın yapımında hak ve özgürlükler ile siyasete siyaset dışı müdahalenin önünü kesecek hükümler önem arz ediyor. Çünkü, tüm darbeciler yargı önünde hesap verirlerken bile ifade vermek üzere tanıklığa çağrılan Meral Akşener'in ifadesinden bir gün önce arabasının kurşunlandığına dair haberler gazetelerde yer almaktadır. Yani bir takım derin güçlere henüz inilebilmiş değildir. Gelişmeler önemlidir ancak, kesin sonuç alınabilmiş görünmüyor.

Bu noktada sözünü ettiğimiz hususlar üzerinde eğer uzlaşma imkanı varsa bu uzlaşmaya zarar verecek tartışmalardan kaçınmak gerekiyor.

Birde yapılan düzenlemelere AK Parti'nin uzun yıllar hep iktidarda kalacakmış gibi yaklaşması yanlıştır. Yapılacak anayasanın gelecek tüm iktidarları bağlayacak, keyfiliklere son verecek bir anayasa olması gerekiyor.

Bu arada Başkanlık sisteminde kusursuz olmadığını,eleştiriye açık yönü olduğunu görmek gerekir. Şahsen Cumhurbaşkanı halkın seçmesi ile geçmişte yaşanan sıkıntıların önemli bir bölümünün önleneceğini düşünüyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.