27 Temmuz 2017 Perşembe3 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:00Güneş 05:48Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:34Yatsı 22:14
    • 33°C Adana
    • 36°C Adıyaman
    • 28°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 30°C Ankara
    • 30°C Antalya
    • 28°C Artvin
    • 30°C Aydın
    • 28°C Balıkesir
  • BIST: 108.352 1.07
  • Altın: 143,327 -0.03
  • Dolar: 3,5324 -0.59
  • Euro: 4,1408 0.23

“Şeriat İslam mı?” 4

Cemal Nar

Soru şuydu: “Şeriat cumhuriyete karşı mıdır?”

Cevap basit: “Ne münasebet?”

“Peki, bu acılar neden?”

Nedeni şu: Cumhuriyet ile laiklik arasında aynılık kabulüdür. Şeriat, laikliğe mutlak ve muhakkak karşıdır. Ama onlar “laiklik olmadan cumhuriyet olmaz, öyleyse şeriat bize karşıdır” diyorlar.

Şeriat niçin cumhuriyete karşı olsun ki? Sanki şeriat padişahlıktır, krallıktır.

Yok öyle bir şey.

Güya “şeriat istemek irticadır. Yani geriye dönüştür.”

Niye ve neye irticadır şeriat? Yani nereye geriye dönüştür?

Cevap hazır: “Padişahlığa, köleliğe, orta çağın karanlığına, ilkelliğe, cahilliğe geri dönüş istemektir.”

Yalan söyleyenin Allah belasını versin mi?

İslam Şeriatı zulme, diktaya, krallığa en fazla karşı çıkan bir dindir.

İslam Şeriatı zulme karşıdır, çünkü hukukun üstünlüğünü, adaleti, eşitliği ve barışı ister. Hukuk, devlet başkanı, üst düzey yöneticiler dahil herkese hakimdir. Kanunlar herkese eşit olarak uygulanır. Adalet mülkün temelidir.

İslam şeriatı diktatörlüğe, krallığa, saltanata karşıdır, onun için yöneticisini ehil olanlar arasından seçimle iş başına gelmesini emreder. İşler şura, yani istişare, meşveret ve danışma ile yönetilir. Böyle bir din ve sistem Cumhuriyete neden karşı olsun ki?

Ama ne yazık ki İslam Devlet ve Şeriatının başına Emeviler döneminde “saltanat” ve “veliahtlık” taşı düşmüştür. Bu yüzden kafalar sersemlemiş ve bir daha da asr-ı saadette uygulanan “hilafet”e dönülememiştir maalesef. Bunun suçu İslam Şeriatında değil, maalesef Müslümanlardadır. Saltanatın ceberut yönetiminde İslam Şeriatının kamu İdare Hukuku yazık ki hakkıyla işlenememiştir. Çünkü alimler canlarından korkmuşlardır. İmam Muhammed’in bu konuda yazdığı bir kitaptan ötürü neredeyse katledile yazdığını ve başına gelen acı olayları “İslam’da Devlet ve Siyaset” ile “İlim ve İktidar” kitaplarımızda yazmıştık, bakılabilir.

Bugüne gelirsek maalesef Müslümanlar şimdi daha da korkunç bir hata yapıyorlar. Bu sefer sadece hak hukuk ve hürriyetler değil, ne acıdır ki iman da elden gidiyor. Özeti şu, “İslam laikliği kabul etmez, onu küfür sayar.” Küfür ise kat kat karanlıktır. Ama ne acıdır ki Kur'an’da küfrü ifade eden kelime ile İslam’ı ifade eden kelimeye yer değiştirdiler ve: "Şeriat karanlık, laiklik aydınlıktır" dediler. Oysa hakikat tam tersidir.

Artık şeriat, padişahlık, saltanat, hilafet, cumhuriyet, demokrasi, laiklik, devrim, reform, insan hakları, aydınlanma, modernizm vb. kelimeler ve kavramlar, birer kurşun gibi kullanılıyordu. Kimse içeriğini bilmeden veya değerlendirmeden birbirlerini vurmaya çabalıyorlardı bu kelimelerle...

İşi "kahrolsun şeriat" diye mitingler tertipleyip sokaklarda yürümeğe kadar götürdüler. İnsanları en çok fişlemeler ve haklarında dosya tanzim etmeler, mahkemelerde en çok açılan davalar, ne yazıktır ki şeriat isteme, irticai faaliyette bulunma, laiklik karşıtı olma, demokrasi ve devlet düşmanlığı, dinin siyasete alet edilmesi, din istismarı türü davalar olmuştur…

Artık yeter!

Bu ayıp bitmeli!

Bu toz duman içindeki kör dövüşü, yerini ilme ve hukuka bırakmalıdır.

Çok şükür bırakıyor da. Şimdi herkes işin aslını araştırıyor. Sistemin sahipleri ne kadar kafa karıştırırsa karıştırsın, medya ne kadar çarpıtırsa çarpıtsın, üniversite ve okullar ne kadar örtmeye çalışırsa çalışsın, artık halk, özellikle de gençlik soruyor ve araştırıyor:

Şeriat nedir?

Şeriat İslam mıdır?

İçerik, kapsam, iman ve uygulamada aralarında ne gibi farklar vardır?

Bir Müslüman şeriatı ret edebilir mi?

Şeriatı inkar, şeriata hakaret, kişiyi küfre götürür mü?

Şeriat çağdaş hukuka, insan haklarına, modern yaşama biçimine, laikliğe ne kadar aykırıdır?

Şeriat, saltanat ve krallık mıdır?

Şeriat insanı, özellikle de kadını ezmiş midir?

Şeriat, akla ve ilme karşı mıdır?

Şeriat, teokrasi midir?

Şeriat, katı bir şiddet ve terör müdür?

Şeriat, özgürlüğe aykırı mıdır?

Şeriat, Arapçılık mıdır?

Şeriat, Arap emperyalizmi midir?

Şeriatsız İslam olmaz mı?

Şeriatta reform yapılabilir mi?

Sorular, sorular, sorular…

Ve bu sorular elbette cevap isteyen sorulardır. Çünkü doğrudan iman ile alakalıdır. İnsan zihninde bu sorulara doğru cevaplar bulamazsa, yani inkar olmasa bile bu konuda şek ve şüpheler varsa, iman yoktur demektir. Çünkü iman kesin inançtır, şek şüphe ve zan kaldırmaz. Şek ve şüpheyle, zan ve tahminle iman yan yana olmaz.

Gerçekten bu sorular iman açısından hayatî sorulardır ve cevabı muhakkak bilinmelidir.

Öyleyse gelecek yazıyı heyecanla beklemek zorundayız.



Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.