D.Mehmet Doğan

D.Mehmet Doğan

Yunus Emre Ankaralı mı?

Yunus Emre Ankaralı mı?

“Bu da nereden çıktı!” diyenleri işitir gibi, öfke ile köpürenleri görür gibi oluyorum!

Şu sıralar iki ilimiz açıkça “Yunus Emre bizdedir/bizimdir” diye çekişiyor. Kısa zaman önce Eskişehir’de Yunus Emre etkinlikleri vardı, Karaman’da ise Dil Bayramı... Elbette ve tabiî olarak Karaman Dil Bayramı’nın da vazgeçilmez ismi Yunus Emre idi.

Birkaç sene önce bir Erzurum seyahatimizde, şehrin çok yakınında bulunan Yunus Emre’nin kabrini de ziyaret ettik. Tabiî, Tapduk Emre de oradaydı... Mahallî belediye mezarlığa şöyle bir tabela koymuştu: “Burası Yunus Emre’nin makamı değil, kesinlikle mezarıdır!”

Yunus Emre’yi türkçe konuşan, türkçeye âşina olan, dili türkçe olan herkes sever ve benimser. Bu tabiî bir hâldir. Çünkü Yunus şiirlerini adeta süt dişlerimiz için yazmıştır! Onda benimizi aşan, ötelere çağıran diriltici derunî bir ses, uhrevî bir nefes vardır. Şiirleri sadedir, yalındır ve fakat o nisbette de derindir.

Ağladığım isteyene, gözüm pınar olsun ona!

Öyleyse, Yunus Emre’ye Türkiye’nin bütün illerinin sahip çıkmaya hakkı vardır! Onun sınırları aşan bir türkçesi olduğunu da unutmamalıyız. Batımızı, Balkanları bir tarafa bırakıyorum; Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan ve hatta bütün Türk dünyası Yunus Emre’yi kendinden sayabilir.

Karaman’da sonradan mı yakıştırıldı, bilemiyorum, Yunus Emre ile ilgili türbe, cami gibi mekânlar da var. Daha önemlisi, Divan’ının ilk kayda geçirildiği iki yerden biri Karaman. (Diğeri İstanbul). Bu yüzden Karaman’ın “Yunus bendedir” demeye daha fazla hakkı var.

Ya Eskişehir? “Sarıköy”lü Yunus? Bu da bize tuhaf gelmez. Eski kaynakların, Sarıköy, Sivrihisar gibi yer belirtenleri olduğunu biliyoruz.

Bize tuhaf gelen şudur: Siyasî/idarî sınırlar değiştikçe aidiyetin değişmesi!

Bir türlü başlığa gelemedik: “Karaman’a hak verdin, Eskişehir’e hak verdin, peki Ankara neyin nesi!”

Yunus Emre’yi Ankaralı saymamız, Yunus Emre üzerine ciddi çalışmalar yapan ve divanını en geniş şekilde yayınlayan Mustafa Tatçı’nın son günlerde Nallıhan’da Tabduk Emre mezarına dikkat çekmesi değil.

Yunus Emre eğer Eskişehir’e mal ediliyorsa, bu yakın zamanlara ait bir hâldir. Çünkü, Yunus Emre’nin kabrinin bulunduğu yer olarak ilân edilen Sarıköy, sonradan olma “Eskişehirli”dir!

Sarıköy, Osmanlı döneminde, Ankara merkeze bağlı Mihalıçcık kasabasının bir köyü idi. 1325 (1907) Ankara Vilayeti Salnamesi’nden okuyalım: “Mihalıçcık kasabası 39 derece, 32 saniye arz-ı şimali ve 29 derece 15 dakika 52 saniye tul-i şarkide vâki ve Mihalıçcık silsile-i cibâlinin cenub sathı maili üzerinde ve fakat hemen sırtında az meyilli etrafı çamlarla mestur bir yaylada kain ve Sarıköy istasyonuna bir şose ile merbuttur... Kasabanın arazisi şimalen Nalluhan, şarken Zîr nahiyesi, cenuben Sivrihisar ve garben Hüdavenedigâr vilayeti arazisi ile mahdutdur.”

Kısaca izah edelim: Batısı Hüdavendigâr (Bursa) vilayeti arazisi, güneyi Sivrihisar kazası arazisi -ki Ankara’ya bağlı bir yerdir- kuzeyi halen de Ankara’ya bağlı olan Nallıhan kazasıdır. Fakat daha da önemlisi, Mihalıçcık’ın doğusunda “Zîr” nahiyesinin bulunmasıdır. Zîr, şimdi “Yenikent” denilen yerdir ve Sincan’ın çok yakınındadır. Arada başka kaza merkezi yoktur, o zaman Polatlı bir köydü. Bu demektir ki, Sarıköy Ankara merkez topraklarına bitişik bir Ankara köyüdür!

Şimdi Yunus Emre “Eskişehirli” ise, mesela Sivrihisar il olursa, ki bir aralar sözkonusu idi, bu sefer “Sivrihisarlı” oluverecektir!

Efendim, böyle mühim, herkese mal olmuş şahsiyetleri mahallilikle tarif etmek, kısıtlayıcı bir tutumdur. Yunus’u nüfusuna geçirmek isteyen her mahal onu bütün Türkiye ile, hatta Türk dünyası ile paylaşmaya hazır olmalıdır.

Bu görüşlerim, Karaman seyahatinde daha bir tavazzuh etti. Karaman’da Dil Bayramı’nın Yunus Emre zemininde sürdürülmesi, doğru bir yaklaşımdır. Nitekim bu sene Türk Dil Bayramı vesilesiyle Yunus Emre’nin Divan’ı ve Risâletü’n-nushiyesi güzelce basılmış ve kutu içinde hediye edilmiş. Türk Dil Bayramı’nda en güzel hediye!

Divan’dan seçmeleri Prof. Dr. Turan Karataş yapmış, 14. Yüzyılın şive özelliklerini yumuşatarak metinleri bugünün okuyucusu için daha kolay kavranır hale getirmiş. Risâletü’n-nushiye’yi yayına hazırlayan ise, değerli dostumuz Mustafa Özçelik.

Evet, bütün illerimiz gibi, Ankara da Yunus Emre’yi kendinden sayabilir! Hatta biraz önce belirttiğim üzere, Ankara Yunus Emre’ye sahip çıkabilir!




Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
D.Mehmet Doğan Arşivi