25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 25°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 14°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 106.711 -0.12
  • Altın: 143,514 0.58
  • Dolar: 3,5567 0.57
  • Euro: 4,1387 0.43

“Sayın terörist” deme özgürlüğü

Faruk Köse

Hukuk okudum ama, “hukukçu” olacak kadar değil. Bu yüzden mahkeme kararlarını, hele bir de Yargıtay gibi yüksek mahkeme ise eleştirmek “caiz” midir, değil midir bilemiyorum. O yüzden, ne olur ne olmaz ihtiyatıyla eleştirmeden, önemli gördüğüm bazı hususlara dikkat çekmekle yetineceğim.

“Ne demek istiyorsun, konuya gel” diyeceksiniz. Geliyorum.

Yeni bir “özgürlüğümüz” daha oldu: “Teröriste ‘sayın’ deme özgürlüğü!...”

Yargıtay, teröristbaşı Öcalan için “sayın”, PKK’lılar için de “gerilla” ifadesinin kullanılmasına “cevaz” vermiş. Artık “terörist” için daha sevimli olan “gerilla” tanımlaması yapabilir, “teröristbaşı”na da “sayın” hitabıyla saygı duyabilirsiniz.

İster misiniz, teröriste “sayın” demek “durumdan vazife çıkaran işgüzarlar” tarafından bir de “zorunlu” hale getirilsin! Töbe töbe!.. Aklıma neler de geliyor böyle? Ama son on yıllık süreci bir incelerseniz, hani “bu da olur” diyeceği geliyor insanın. Yani tabiî ki Ergenekon’a hayır, ama bu kadarına da pes! Acaba bu yeni durum, Başbakan’ın, terör örgütüyle müzakere konusunda sözünü ettiği “iplik”lerden biri, ya da “bağ”ın gereği olabilir mi?

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, kararına, “ifadelerin Anayasa’nın 26. Maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin ifade özgürlüğünü düzenleyen 10. maddesi kapsamına girmesi”ni gerekçe gösteriyor. Sonuç, binlerce kişinin katili ya da katledilmesinin müsebbibi bir teröriste saygı duyabilirsiniz; bugünkü hukuk sisteminde size hiçbir şey olmaz. Çünkü teröristbaşına saygı duymanız sizin “ifade özgürlüğü”nüzdür. Öyle ya, kapı gibi Yargıtay Kararı var! Koskoca Yargıtay böyle karar verdiyse bizim gibi “cahiller”e “amenna” demekten başka ne düşer?

Ha, kararın getirdiği “ifade özgürlüğü” sadece bundan ibaret değil. Şimdi artık, bir terör örgütünün, ülkeyi bölüp paramparça etmek isteyen bir ayrılıkçı hareketin, ya da başka bir yasadışı yapılanmanın elebaşıları hakkında duyduğunuz “saygı”yı o “terör yapılanmasının yayın organları”na demeç vererek, yazı yazarak, açıklama yaparak, terör örgütü yandaşlarının veya bağlı kuruluşlarının etkinliklerine katılarak vs. de ifade edebilirsiniz. Çünkü Yargıtay’ın “özgürlük” olarak tanımladığı eylem, koskoca TC Devletinin kapatılması için kıyameti kopardığı PKK’nın illegal yayın organı Roj TV’de işlenmiş. Demek ki, artık ülkeyi bölmek isteyenlere saygı duyabilir, bu saygıyı ifade edebilir, bu ifadenizi “bölücü taife”nin yayın organlarına çıkarak yapabilirsiniz ve size de bişeycikler olmaz. Korkmayın, arkanızda dağ gibi Yargıtay kararı var!

Ancaaak!

İşbu noktada, “Devlet baba”nın açtığı kapının “emsal” alınarak daha başka nerelerde kullanılabileceğine dair bazı “havatır”lar gelişebiliyor.

Bir kişi çıksa da Yargıtay’ın PKK ve Öcalan için verdiği kararı emsal alarak, mesela “Hizbullah” ya da “el-Kaide” mensupları için “gerilla” ya da “mücahid” dese, acaba bu da “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilip sözü söyleyen “suçsuz” sayılacak mı? Ya da Usame b. Laden için veya devletin ya da ABD’nin “terörist” kabul ettiği başka bir “örgüt lideri” için birisi “sayın” deyip saygı duysa, üstelik bunu o “örgüt”ün yayın organlarında kullansa, ya da sözkonusu örgüt her ne ise, onun etkinliklerine katılarak ifade etse, bu kişi “ifade özgürlüğü”nü mü kullanmış sayılır, ABD’nin dünyaya dayattığı konjonktür gereği derhal “derdest” edilip canına mı okunur?

Sorunun muhtemel cevabı için aynı Yargıtay’ın aynı 9. Ceza Dairesi’nin verdiği başka kararlara bakmak fikir verebilir. Baktığınızda, “bu işin içinde başka bir şey mi var acaba?” diye sormadan edemeyeceksiniz. Nitekim aynı daire, terörün, kalkışmanın, ülkeyi bölmek için silahlanarak dağa çıkıp onyıllarca savaşmanın olmadığı durumlarda hiç tolerans tanımamış. Mesela “gösteri kanununa muhalefet”ten mahkûm olanların davasını “idamla yargılanmaları istemiyle bozma” kararı vermiş. Nerede? Sivas’ta... Hadi Sivas’ı geçelim. Suç ve eylem olmamasına rağmen, mesela Anadolu Federe İslam Devleti, Umut, Malatya, Vahdet Vakfı, Salih Mirzabeyoğlu, Kudüs vb. davalarda, İslami duyarlılığa sahip vatandaşları mahkûm ederken “ifade özgürlüğü”nü esas almamış. İsrail’i eleştirenleri, başörtüsü yasağını protesto edenleri, tutuklu ve hükümlülere yardım edenleri, düşüncelerini açıklayanları mahkûm eden kararları onamaktan çekinmemiş.

Örnek çok. Şimdi geçmişi ve yeni kararı birlikte ele aldığımızda, özellikle Müslümanlar açısından bundan sonrasını nasıl yorumlamamız gerekiyor?

“Sayın terörist!..”

Yok, ben bunu tutmadım. Yargıtay da karar verse, nâhoş bişey!




UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.