18 Aralık 2017 Pazartesi30 R.Evvel 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 06:44Güneş 08:17Öğle 13:08İkindi 15:24Akşam 17:45Yatsı 19:12
    • 19°C Adana
    • 13°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • -1°C Ağrı
    • 15°C Amasya
    • 8°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 15°C Aydın
    • 11°C Balıkesir
  • BIST: 110.157 0.76
  • Altın: 155,759 -0.09
  • Dolar: 3,8482 -0.40
  • Euro: 4,5394 -0.24

Yargıya saldırının hedefi etkilemek olabilir mi?

Abdulkadir Özkan

Kılıçdaroğlu'nun özellikle grup konuşmalarında yargıya, daha doğrusu özel yetkili mahkemelerin savcı ve hakimlerine yönelik sözlerini şaşkınlıkla izliyorum. Hemen belirteyim ki yargıda farklılığa karşı olanlardanım. Bu bakımdan sıkıyönetim ve devlet güvenlik mahkemelerine geçmişte karşı olduğum gibi bugün de özel yetkili mahkeme oluşturulmasını doğru bulmuyorum. Hatta, yargının askeri ve sivil olarak ayrılmış olmasını da normal bulanlardan değilim. Buna karşılık CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun özellikle Silivri'deki savcı ve hakimleri hedef alan,eleştiri sınırlarını aşan, meydan okuma olarak nitelendirilebilecek çıkışlarını da doğru bulmak mümkün değil. Bu hakim ve savcıları iktidarın emrinde imiş gibi göstermenin ciddiyetle bağdaşır yanı olamaz.

Bu mahkemelerin bazı uygulamalarını yanlış bulmak ve bunu eleştiri olarak dile getirmek elbette herkesin hakkıdır. Ancak, özellikle son grup toplantısında söylenen sözler sanki bu yargıçlara saldırmayı Kılıçdaroğlu siyasi bir strateji haline getirmiş olduğunu düşündürüyor.

Yargıda tutukluluk sürelerinin uzunluğunu, tutuklamanın esas değil tedbir olarak ele alınması gerektiğini savunmak elbette normaldir ama, hiç kimsenin hiçbir şekilde savcı ve hakimlere eleştiri adı altında hakaret etmeye hakkı yoktur. Bunun demokratik hak olarak izah edilmesi de mümkün değildir. Eğer bu ülkede herkes mevcut yasalara uymak zorunda ise sanıyorum bundan Kılıçdaroğlu'nun kendisini muaf kabul etmesi yasaları çiğnemek olur. Olaya bu açıdan bakınca sanki CHP genel Başkanı Kılıçdaroğlu giderek toplumda kaybettiği desteğini savcı ve hakimleri kendisine karşı harekete geçmeye zorluyor ve birde sanki darbelerin ve darbecilerin yargılanmasını şu ya da bu yolla engelleme telaşı görüntüsü veriyor. Böylece bir takım çevreleri harekete geçirmenin peşinde olabilir mi diye düşünmeden edemiyorum.

Bu noktada elbette her dönem yargıdan şikayet eden kesimlerin farklılık arz ettiğini, yine yargıya dönük eleştiriler hususunda farklı tavırların sergilendiğini hatırlatmakta yarar var. Bir zamanlar CHP ve onunla aynı görüşü paylaşan bir takım kesimler yargının her kararına ve uygulamasına alkış tutarken bununda ötesinde yargıçları harekete geçmeye zorlarken bugün yargıdan şikayetçidirler. Galiba yargı desteğini kaybetmiş olmanın telaşını yaşıyorlar.

Yargı yanlış karar vermez mi? Onlar da insan, hepimiz gibi onların da yanlışı olabilir? Ancak, olay geçmişin darbecilerine yönelik operasyonlara gelince bazılarının harekete geçmesini, yargıyı hedef tahtası haline getirmelerini eleştiri olarak nitelendirmek mümkün olur mu?

Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını, buna karşılık çeşitli alanlarda ihtisas mahkemeleri oluşturulmasını savunanlardanım. Zaten yargıda bu uygulama uzun yıllardan beri var. Buna yeni ihtisas alanları ilave edilebilir. Ancak, devam eden mahkemeleri sonuçsuz bırakmaya çalışmak anlamına gelebilecek söz ve davranışlardan kaçınmak gerekmez mi?

Bırakın savcı ve hakimleri doğrudan hedef haline getirmeyi bu ülkede bir zamanlar verilmiş kararları eleştirmek anlamına gelen yazılardan dolayı davalar açılmış, pek çok meslektaşımız da mahkum olmuştur. Eleştiri bazı savcı ve hakimler tarafından hakaret olarak telakki edilmiş, iki üç yılı bulan yargılamalar söz konusu olmuştu. Şimdi ise bu gerçek biline biline Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamalarla sanki yargıyı hakkında harekete geçilmesi için zorluyor. Böylece mağdur ve mazlum pozuna bürünerek sanki bazı çevrelerden destek sağlamak istiyor.

Tutuklu milletvekilleri konusunda yürütülen kampanyadan sonuç alınamamış olması da sanki Kılıçdaroğlu'nun üslubunu ağırlaştırmasına sabap olmuş görünüyor.

Halkın oyu ile seçilmiş kişilerin cezaevinde tutuklu kalmasını doğru bulmayanlardanım. Ama bunun yanında tutukluların aday olarak gösterilmesini, tutukluların aday olabileceğine itiraz etmeyen kurumların tavırlarını da yanlış buluyorum. Ancak, tutuklu milletvekillerinin tutukluluğunun kaldırılması, onların yargılanmasına son verilmeyeceğine göre bu işe bir çözüm bulunması gerekirdi. Bunun için yeni bir yasal düzenlemeye de gerek yoktu. Nedense bu sonuç alınamadı. Bu da Kılıçdaroğlu'nun yargıya saldırısının bahanesi haline getirildi.

Yargının böylesine hedef haline getirilmesini devam eden mahkemeler hususunda tehlikeli buluyorum. Bu yoldan Kılıçdaroğlu'nun siyasi bir yarar sağlayacağına inanmıyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.