23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 27°C Adana
    • 26°C Adıyaman
    • 17°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 14°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Baylar Bayanlar Boşuna Protesto Etmeyin Oyun Kuralına Göre Oynanmaktadır

M. Şevket Eygi

Baylar bayanlar, hiç şaşırmayınız, protesto etmeyiniz, aaa böyle de olmaz ki, demeyiniz. Oyun, sizin koymuş olduğunuz kurallara göre oynanmaktadır.

Bu işler hukuk değil siyasettir diyorsunuz. Sizin yaptıklarınız, alkışladıklarınız hukukî miydi, yoksa yüzde yüz siyasî mi idi?

Hiç boşuna, yasalar çiğneniyor, nizamlara ters işler yapılıyor demeyiniz, Yapılanlar yasalara, nizamlara tamamen uygundur.

öylesine uygundur ki, sanıklardan biri “Ben polise konuşmam...” diyor, susma hakkını kullanıyor, onun bu hakkına riayet ediliyor.

Bu bir darbedir diyorsunuz. 27 Mayıs 1960 darbesini iyi hatırlıyorum. Koskoca sivil bir iktidar, Cumhurbaşkanı, Başbakanı, bakanları, Meclis çoğunluğu, büyük bürokratları ile yanlarında genelkurmay başkanları ve birkaç orgeneralleri olduğu halde tutuklanmıştı. İtilmişler, kakılmışlar, hakarete uğramışlar, bazıları dövülmüş, İçişleri Bakanı iyice hırpalandıktan sonra pencereden atılarak intihar ettirilmişti. Bugün çok şükür öyle hukuksuzluklar, işkenceler yok. Sanıklara beyaz eldivenle muamele ediliyor.

Hukukun, kanun ve nizamların, adaletin güvencesi altındasınız. Sivil mahkemelerde açık bir şekilde yargılanacaksınız. Avukatlarınız olacak, Yargıtay’a müracaat hakkınız olacak. Bütün dünya olup bitenleri dikkatle takip ediyor.

Hasretini çektiğiniz 1930’larda böyle miydi?

İstiklal Mahkemelerini hatırlıyor musunuz?

Savcıları hakimleri içinde hukukçu olmayanlar bile vardı.

Kanunlara dayanmadan muhakeme ettiler, suçlu buldular. Kararlarının temyizi memyizi falan yoktu. Bugün tebliğ ediliyor, yarın asılıyordu.

Ulemadan ve müderrisînden İskilipli Atıf Efendi için savcı hapis cezası istemiş, mahkeme heyeti idama mahkum etmişti. Ertesi sabah onu cezaevinden aldılar, Ulus’un alt tarafında Ankara Palas Oteli önünde bir darağacında şehit ettilerdi. O sırada civardaki Zincirli Camii’nde sabah ezanı okunuyormuş. Hocanın titrek dudakları ezana icabet etmiş. Bir müddet ipte çırpınmış, sonra ruhunu teslim etmiş. Cesedi sabah rüzgarıyla darağacında nazlı nazlı sallanıyormuş... Mezarı bile belli değil... Hocanın idamından sonra zevcesi Zahide hanım ile kızı Melahat ne acılar, ne sefaletler çekmişti... Niçin mi idam edilmişti? Şapka Kanunu çıkmadan önce yazdığı küçük bir risaleden dolayı... Ceza hukukunun temel bir kuralı vardır: Ceza kanunları makabline (kanundan önceki hadiselere) işlemez. Atıf Hoca, Şapka Kanunu çıkmadan önce yazmış olduğu risaleden dolayı idam edilmiştir. Ne korkunç zulüm, ne korkunç hukuksuzluk, ne korkunç cinâyet...

Evet baylar bayanlar, hiç bağırmayın, protesto etmeyin... Oyun, sizin koyduğunuz kurallara göre oynanmaktadır. Hem de kadife eldivenlerle, çok centilmen bir şekilde...

Geleneksel El Sanatları Fuarı Dolayısıyla Pendik Belediyesini Tebrik Ediyorum

Pendik Belediye Başkanı Erol Kaya, Başkan Yardımcısı Atilla İpek beyefendileri ve diğer belediye ilgililerini ve hizmetlilerini, gerçekleştirdikleri “Geleneksel Türk El Sanatları Fuarı” (2-9 Temmuz tarihleri arasında) ve diğer kültür ve sanat faaliyetleri dolayısıyla yürekten tebrik ediyorum.

Hem el sanatlarını teşvik etmek, hem de halk kitlelerinin ilçede ilgisini ve merakını çekmek için bu gibi fuarları, imkanı olan her büyük belediye yapmalıdır.

Geleneksel millî el sanatları ve zanaatları deyip geçmeyelim. Bunlar teşvik edilse, belki de bir milyon işsiz vatandaşımıza iş sağlanmış olur, maddî sıkıntı çeken ailelerin bütçelerine ilave gelir temin edilir. Her yerde büyük sayıda vatandaş böyle sanat ve zanaat eserleri üretse acaba satılır mı sorusu yersizdir. İnşaallah satılır. ülkemize her yıl 20 milyondan fazla turist gelmektedir. Onlar hatıra olarak alır... Halk bu gibi sanatları severse içte de talep olur.

Bu konuda zenginlerimize, tuzu kuru kesimlere büyük vazifeler düşmektedir. Onların böyle el sanatı ve zanaatı eserlerini/ürünlerini, teşvik için satın almaları gerekir.

Pendik’teki fuarın mekanı sahilde büyük bir çadır. Standları zevk alarak gezdim, birkaç eşya satın aldım.

çin’den Tokti Baki isminde bir el yapımı kağıt sanatkarı gelecekmiş, Vize alamamış. El yapımı kağıdın ülkemizde mutlaka (inşaallah) canlandırılması gerekir. Dünyanın bütün köklü ve medenî ülkelerinde bu sanat yaşatılıyor, üretilen kağıtlar dünyanın her yerinde satılıyor, “Bu devirde el yapımı kağıt mı olurmuş!..” diyenler aman konuşmasınlar. Cahillikleri, bilmezlikleri ortaya çıkar. Bu konuda Pendik Belediyesine küçük bir rapor sunacağım. Mütevazı bir şekilde başlanır, küçük bir kurs açılır ve arkası gelir... Bir ara ülkemizde, merhum üstad Mustafa Düzgünman ve bir iki kişi dışında ebru yapan yoktu. Şimdi ise Türkiye, ebru sanatında dünya birincisi oldu. Şu anda binlerce sanatkar bu millî sanatımızı icra ediyor, her yerde ebru kursları faaliyet gösteriyor. Bütün sanatlarımızı bu hale getirmeliyiz.

Pendik Geleneksel El Sanatları Fuarı’nda ilk stand ebru sanatkarı üstad Timuçin Tanarslan’ın ve mahdumunun. Masa üzerindeki teknede ebru yaparak ziyaretçilere gösteriyorlar. Bendenize merhum Hattat Hamid beyin ebru zemin üzerine nefis bir yazısını hediye etmek lütfunda bulundular. Teşekkür ediyorum.

Hatırımda kalan, not aldığım birkaç standı yazıyorum: Malezya’dan Masrina Abdullah (Batik)... Bosna’dan Cevdo Başçavuş (Bakır dövme cezveler, nefis eşyalar. Bende vardı ama bir de oradan işlemeli bir kahve cezvesi alıverdim)... İran’dan Hüseyin Sercugiyan (Kalemkar... üzerleri işlemeli nefis çerçeveler vs. Bir çerçeve aldım)... Tokat’tan Birdane Uçak (üzerine şimşir kalıplarla desenler basılmış kumaşlar. Seccade olarak kullanmak üzere dikdörtgen şeklinde bir kumaş aldım)... Eskişehir’den Fehmi Yavuz (Lületaşından çeşitli süs ve hatıra eşyası. Bir tesbih ile bir de zarf açacağı aldım. Lületaşı ülkemizin talihli sanatlarındandır. Korunuyor, ilgi görüyor, teşvik ediliyor, okulu bile var. Bütün el sanat ve zanaatlarımız böyle olmalı. Orta halli bütçesi olan ve cep telefonu konuşmalarına para veren herkes bu gibi sanat ürünlerine de harcama yapmalıdır. Aksi takdirde revaç bulmaz, kazanç getirmez ve sanatkarların şevkleri kırılır.) Erzurum’dan Necdet Gür (Oltu taşı, gümüş)... Yalova’dan Mehmet Atışan (Boynuz, gümüş)... Kastamonu’dan Mustafa Temekoğlu (El dokuması kumaş)... K.Maraş’tan Hüseyin Kopar (Deriden çarık, millî ayakkabılar. Benim çocukluğumda her şehirde yemeniciler çarşısı veya sokağı vardı, Anadolu usulü ayakkabı yapılırdı)...

İsimlerini yazamadığım sanatkarlardan özür diliyor, oradaki herkesi sanata ve kültüre yaptıkları katkı ve hizmetten dolayı tebrik ediyor, hayırlı başarılar diliyorum,

İsviçre ve Japonya gibi dünyanın en zengin ve ileri ülkelerinde bile millî geleneksel sanatlar korunuyor, mesela el tezgahlarında kumaş dokunuyor. Bizim gibi geri kalmış (veya kasten geri bırakılmış) bir ülkede bu sanatlar niçin yaşatılmasın, geliştirilmesin?

Bu hizmeti en iyi belediyelerimiz yapar,

Pendik Belediyesi’nin Semt Konağındaki İpek halı kursunu gezdik. Hanımlar ve kızlar nefis ipek halılar dokuyordu. Belediye bu konuda kesenin ağzını açmış, ehil ve layık olanlara yardımcı oluyormuş. Bendenize duvara asmak üzere elde dokunmuş bir besmele hediye ettiler. Değerli öğretmen Münevver Şahin hanımefendiye teşekkür ediyorum.

Neyzen Tevfik çini atölyesini ve kursunu da gördük. İnşaallah böyle giderse birkaç sene sonra “Pendik çinileri” meşhur olacaktır. Elle boyanmış nefis bir duvar tabağı hediye ettiler, teşekkür ediyorum, öğretmen hanımefendiye ve öğrencilerine de tebrikler...

Güzel bir şekilde restore edilmiş olan M. Akif Ersoy Sanat Merkezi’ne de uğradık. Pendik Belediye Başkanı, ilçedeki eski köşkleri, tarihî binaları tamir ettiriyor, kurtarıyor.

Pendik’in nüfusu 520 bin. Bir şehrin gerçekten şehir (Medine) olması için mutlaka orada ilim, irfan, medeniyet, sanat, kültür, mimarlık olması gerekir. Tek kelime ile “şehirlilik”. Muhterem Belediye Başkanı Erol Kaya ve yardımcısı Atilla İpek beyler ve diğer ilgili personel bu konuda kendilerinden çok ümitli olduğumuz kimselerdir. Sanatta, ilimde, irfanda, kültürde, bu konulardaki hizmetlerde sınır yoktur, durmak yoktur, “çok şey yapıldı, artık yeter...” yoktur. Hayırlı başarıların ve hizmetlerin devamını, çeşitlendirilmesini, bütün Türkiye’ye örnek olunmasını temenni etmekteyim.

(Zahmetleri için Belediye Danışmanı Ali Şahin beye de teşekkür ediyorum.)

Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.