28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 28°C Adana
    • 33°C Adıyaman
    • 20°C Afyon
    • 28°C Ağrı
    • 22°C Amasya
    • 22°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 24°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 107.700 -0.64
  • Altın: 143,961 0.56
  • Dolar: 3,5286 -0.12
  • Euro: 4,1426 0.49

Tek Vatan + Tek Bayrak + Tek Devlet = Federasyon mu?

Faruk Köse

Hükümetin, “terör”ü gerçekten bitirmek istediğinden kuşku duymuyorum. Ancak çözüm için ileri sürülen formüllerde sanki ne yapacağını bilemez hali var gibi görünüyor. Baştan itibaren “istikrarlı bir çözüm stratejisi” projelendirilmiş de takip ediliyor mu? Hayır! Gelişen “yeni durumlar”a ilişkin olarak anlık üretilmiş “yeni çözümler”in sıralanmasında görüyoruz bunu. Anlayacağınız, “köklü bir strateji”nin “istikrarlı takibi” sözkonusu değil. “Toplumsal sorunlar”ın çözümüne dair getirilen yaklaşımlar bile “sosyolojik gerçeklik”i gözetmekten uzak bir nitelik arzediyor. Kimse “esas”a dair bir çözüm peşinde değil; hiç kimsenin tabu haline getirilmiş ve “ülkenin sosyolojik dokusu”na uymayan “rejim”e “dokunma”ya niyeti yok.

“Çözüm sürecine katkı sağlayacak partner” arama çabaları, “Anadolu’da Kürt Devleti”ni reddederken Kuzey Irak’ta kurulan “Kürt Devleti”ne razı olma duruşu, İsrail’e posta koyarken İsrail’siz ve İsrail çıkarlarının hilafına adım atmayan ABD’yi çözüm sürecinin en önemli aktörü haline getirme politikası, bölgesel oyuncuları yok sayarken onların ayağa dolanması karşısında ne yapacağını bilemez haldeki bocalamalar, uluslararası arenadaki diğer etkin güçlerin oluşturduğu bölgesel dengelerin odak noktasını keşfedememiş, bölgesel denklemleri çözememiş olmanın getirdiği şaşkınlık ve daha niceleri... Bütün bunlar, “terör”ü bitirmek için oluşturulmaya çalışılan “iyimser hava”yı dağıtan unsurların en önemlileri.

Hükümet’in, terörü bitirmek için takip ettiği çalışmalarda tek istikrarlı nokta, Başbakan’ın her fırsatta dile getirdiği “tek vatan, tek bayrak, tek devlet” ön şartı. Başbakan, bunları “olmazsa olmaz” sayıyor ve “çözüm”ün, bu üç kırmızı çizginin oluşturacağı üçgen içinde bulunması şartını koşuyor. Şimdi asıl konu, resmi söylemce “çözümün olmazsa olmazı” kabul edilen “tek vatan, tek bayrak, tek devlet” kırmızı çizgilerinin teşkil edeceği üçgenin içine nelerin girebileceğine karar verilmesi. Satranç tahtasının başına oturanlar, üçgene kendilerini temsilen daha neleri sokabileceklerine dair hamleler yapacaklar. Yeni anayasa çalışmaları da bu satranç müsabakasının aşamalarından biri, aslında.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın PKK dağ kadrosu ile Kuzey Irak’ta silah bırakmaya giden görüşmeler olduğunu açıklaması, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun görüşmelerin uzun süredir devam ettiğini, Amerika, Türkiye ve Irak arasında üçlü mekanizmanın çalıştığına dikkat çekmesi, “kırmızı çizgiler üçgeni”ne ABD’nin ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin “çözüm partneri” olarak kesinlikle girdiğini gösteriyor. Hatta bundan, Türkiye’nin, Kuzey Irak’ta kurulan Kürt Devleti’ni resmen tanımaya razı olduğu anlamı bile çıkarılabilir. Şimdi sırada “silah bırakma”nın üçgene girip giremeyeceği var. Zira Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay’ın “Kuzey Irak’ta silah bırakmaya, teslim almaya kadar giden görüşmeler var” sözlerine karşın, PKK bölücü terör örgütünün siyasi kanadı olan BDP’nin milletvekili Hasip Kaplan, Twitter üzerinden bunu yalanladı; “Hayaldir, aldatmacadır” dedi. Kırmızı çizgiler üçgeni tamam, şimdi içi dolduruluyor.

Bu kapsamda, merak ettiğim bir hususu Başbakan’a sormak istiyorum: Sayın Başbakan, “Tek vatan, tek bayrak, tek devlet”ten müteşekkil “kırmızı çizgiler üçgeni”ne “federasyon” dahil mi, değil mi? Zira tanımı yapılmaksızın ısrarla vurgulanan kırmızı çizgilerin oluşturacağı bu üçgen dahilinde olmak şartıyla “her türlü” çözüme razı olma gibi bir durum anlaşılıyor.

Gelinen aşamada Devlet, Türkiye’nin siyasi-idari yapısının yeniden biçimlendirilerek “federal” bir yapıya dönüştürülmesine razı mı oldu? Eğer “vatan” bölünmeyip “tek” kalırsa, şekli şemaili değişse de “tek bayrak” dalgalanacaksa, farklı unsurlar “tek devlet” çatısı altında kalacaksa, “federasyon” da olur, “eyalet sistemi” de olur, “güçlendirilmiş yerel yönetimler” de olur, “yerel özerklik” de olur veya başka bir tanımlama da olur mu?

Nitekim çözüm sürecinin partnerlerinden ABD’nin idari yapısı eyalet sistemi. ABD, tek vatanda dalgalanan tek bayrak altında tek devlet; ama federal bir idari sistem sözkonusu. Her eyaletin kendine özgü yapısı, sistemi, hukuki farklılıkları, yerel güvenlik birimleri, meclisi falan var. Yani Başbakan’ın üç kırmızı çizgisinin teşkil edeceği üçgenin içine “federasyon” rahatlıkla girebiliyor. Zaten bu tip bir sistemi “AKH (Ayrılıkçı Kürt Hareketi)” de zaman zaman dillendiriyor. Şimdi, “tek vatan”da egemen olan “tek bayrak” altındaki “tek devlet” yapısı “üniter”likten çıkarılarak “federal” bir yapıya dönüştürülecek mi, dönüştürülmeyecek mi? Bu yapılırken, “AKH (Ayrılıkçı Kürt Hareketi)”nin rızası gözetildiği kadar, ihmal edilemez bir kitle teşkil eden “Türk unsuru”nun ne düşündüğüne de bakılacak mı?

Peki, Kürt’üyle, Türk’üyle “müslüman” olan bu toplumun “İslami duyarlılığı”nı hesaba katan var mı?


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.