Sayaç
25 Ekim 2014 Cumartesi1 Muharrem 1436
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. "Rabbimiz! Bunu boş yere yaratmadın, seni eksikliklerden uzak tutarız. Bizi ateş azabından koru" derler. Âl-i imrân, 3/191
  • “Hz Peygamber (s.a.s)’e hangi amelin daha faziletli olduğu soruldu: ‘Allah ve Rasûlüne imandır’ buyurdu. Sonra hangisi diye sorulunca, ‘Allah yolunda cihaddır’ dedi. Bundan sonra nedir? denilince, ‘Makbul bir hacdır’ karşılığını verdi.” (Buhârî, "Hac",4,)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:52Güneş 07:19Öğle 12:55İkindi 15:48Akşam 18:19Yatsı 19:39
    • 25°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 16°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 20°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 79.417 -0.10
  • Altın: 590,89 -0.02
  • Dolar: 2,2335 -0.22
  • Euro: 2,8285 -0.04

BDP-PKK kafasının bakış açısı!

Ali Karahasanoğlu

Türkiye’de “Kürt sorunu” mu var? Yoksa, “terör sorunu” mu var?


PKK üzerinden, “Türkiye’yi fakirleştirme, etkisizleştirme sorunu” mu var? Yoksa, “Kürtleri asimilasyon politikası” mı var?
Daha yüzlerce benzer soruyu alt alta yazıp, sorgulayabiliriz.
Bu soruları, AK Parti öncesindeki dönem için, sıhhatli bir şekilde cevaplamanın zorluğunun farkındayım..
Ama son dönem açısından baktığımızda, yukarıdaki sorulara cevaplar, biraz daha net olarak cevaplanabilir durumda..
Tabii durduğunuz nokta, doğru nokta ise..
Baktığınız pencere, olayları net gören pencere ise..
Bazı bilgileri abartan birinci kat penceresinden bakarsanız, ayrıntıları “öz olarak” yorumlayabilirsiniz. Haliyle, “öz” de, “ayrıntı” sanılabilir.
20. kat penceresinden bakarsanız, görüntülerin artık flulaştığı, net görme imkanı olmayan bir bakış açısı ile olayları yorumlamaya kalkarsınız.
Bodrum katın havalandırma deliğinden bakarsanız, büyük ihtimalle hiçbir şey göremez, kafadan atarak yorum yaparsınız..
Somut olay..
Fatih’te bir genç, polisler tarafından dövülüyor.
Dayak yiyen gencin, kendi ağzından olayı anlatımı, teröristlere yakın bir ajans (sadece teröristlere değil, KCK sanıklarının paralelinde yayın yapan.. Liberal görünen aydınların desteklediği bir ajans) tarafından, tam bir “örnek çarpıtma olay” şeklinde kamuoyuna yansıtılıyor.
Ajans, şöyle koymuş Fatih’teki dayak olayının başlığını: “Fatih’teki polis şiddetinin nedeni, ‘Kürtçe konuşmak’..”
“Bir kişiye atılan dayağın haberini, niye böyle önemsiyorsun”, demeyin..
Çok önemli bir olay bu!..
Bu olaydan hareketle, Güneydoğu’da binlerce insanımızın can verdiği, yüzlerce milyar dolarlık maddi zarara sebebiyet veren PKK sorununun da çıkışı ve 30 yıldır sürmesinin sebebini net olarak görmek mümkün..
Kısır bakış açısını...
Kısırlıktan öte, tarafgir bakış açısını.. Ard niyetli bakış açısını..
İstismar kokan bakış açısını..
Hatta dış güçlerin oyuncağı olan bakış açısını görmek mümkün. “Kürtlere haksızlık mı teröre sebebiyet veriyor? Yoksa terör sebebi ile mi Kürtler haksızlıklara uğrayabiliyorlar?” sorusunu, bu haber özelinde cevaplayabiliriz.
Ayrıntıya girelim..
“Dayak yeme”yi Kürtçe konuşmaya bağlayan ajans, mağdurun ağzından olayı şöyle veriyor: “Ahmet Koca, ‘Yol meselesi gibi gözükse de aslında değil. Akrabalarımı eve bırakıyordum, onlardan birisi hamileydi. Onu hastaneye götürmek isterken polisler ters köşeden geliyordu. Bana işaret ettiler. Ben kendilerine ‘Memur bey, acil hastaneye yetiştirmem lazım’ deyince, ‘Bana ne lan!’ diye karşılık verdi’ dedi. Asker olduğunu ve bunu polislere söylediğinde ‘Bize ne senin askerliğinden’ diye kendisine cevap verildiğini belirten Koca şunları söyledi: ‘O sırada abimi telefonla aradım ve onunla Kürtçe konuştum. Bu kez de polisler bana Kürtçe konuştuğum için ‘Sen teröristsin’ diye hep birden saldırdılar.”
İşe bakın siz..
Polis, yolunda giden aracı çeviriyor.
Niye?
Belli değil.
“Hastaneye gidiyorum” diyene, “Bana ne lan” diyor.. “Askerim” deniliyor, “Bana ne lan senin askerliğinden” cevabı veriliyor..
Tüm bunlarda sanki bir sorun yokmuş gibi, dayak yiyen gencin abisi ile telefonda Kürtçe konuşma yaşanınca, dayağın sebebi birden ortaya çıkıveriyor!
İşte bu bakış açısı, olayları net gören pencereden değil, olayın bir kısmının göründüğü pencereden bakıldığını ispatlıyor.
Ya bodrum katın havalandırmasından bakıyorsun.. Ya da, olayların flu göründüğü 20. kat penceresinden.
Ki, dayak yemenin sebebini, “Kürtçe konuşma”ya bağlıyorsun.
Orda bir sorun var. Polis genci çeviriyor. “Bana ne lan” diye hakaret ediyor..
Eğer bir şeyden şüphelendi ise, “Siz bizim arabaya buyrun, hastayı birlikte hastaneye götürüp, sonra gerekli işlemi yapalım” diyeceklerine, “Lan” ile başlayıp, “Lan” ile biten cümleler kullanıyorlar..
Bunlar benim için, o polislerin görevden alınmalarına yeterli sebep.
Sonrasında, “Kürtçe konuştuğu” için dayak yemişmiş!
İşte bu bakış, “Güneydoğu’daki insan hakkı ihlalleri, orda yaşayanlar Kürt oldukları için yapılıyor” diyen BDP’lilerin, PKK’lıların istismarcı bakış açısının tekrarı.
Hem gerçeklere aykırı. Hem de açık bir iftira..
Bir sorun var..
Ama o sorun, Kürtçe değil..
Çünkü polis ile genç zaten tartışmaya başlamış.. Ama o tartışma sırasında, Kürtçe yok ortada. Sonradan “Kürtçe konuşma” yaşanıyor..
Olaylara hep “Kürt” açısından bakarsanız, her kavgayı, Kürt ayrımcılığına bağlarsınız.
Her yanlışın sebebinin “Kürtleri insan yerine koymamaktan kaynaklandığı”na şartlanırsanız..
Yine dayak yiyen gencin kendi açıklamasını görmezsiniz: “Özgür diye bir memur vardı ama onu dinlemediler.”
Özgür de, Türk polisi değil miydi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.