26 Temmuz 2017 Çarşamba29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:58Güneş 05:47Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:35Yatsı 22:15
    • 28°C Adana
    • 31°C Adıyaman
    • 24°C Afyon
    • 18°C Ağrı
    • 23°C Amasya
    • 24°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 20°C Artvin
    • 28°C Aydın
    • 31°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,619 0.05
  • Dolar: 3,5635 0.19
  • Euro: 4,1526 0.34

Bana nefretlerini değil, sevdiklerini anlat!

Haşmet Babaoğlu

Hiç fark etmiyor... İster gündelik hayatta, ister iş hayatında, ister siyasette ve medyada olsun...
Tavır hep aynı!
Ne yazık ki, dünyayı nefretlerimiz ile tarif ediyor; hayatı sevmediklerimizin listesini çıkartarak kuşatıyoruz.
Yani ergenlik çağından, lise dostlukları ve çekişmelerinden bir adım ileri gidememiş koca bebekleriz aslında.
***
Yeniyetmelik çağınızı hatırlayın...
Mesela bir teneffüste veya bir mahalle ortamında...
Bir başkasıyla yakınlığınız nasıl başlıyordu?
Önce sevilmeyen hatta nefret edilen şeyler bir bir ortaya dökülürdü.
"A sen de mi o müzikten nefret edersin? O şarkıcıyı sen de benim gibi sevmez misin? Desene aynı yemeklerden, aynı muhabbetlerden şikâyetçiymişiz?" heyecanları birbirini izlerdi.
Kimi ve neyi sevdiğinden daha önemlisi, kimden ve neden hiç hoşlanmadığındı.
Yıllar böyle oluşmuş "kankilikler", "kan kardeşlikleri", tatlı arkadaşlıklarla geçerdi.
Sonra insanın sevdiği ve hayalini kurduğu şeyler hayat yolunu belirlemeye başlayınca, yetişkinliğin kapısı yavaş yavaş açılırdı.
***

Ama bakıyorum da...
Pek büyümüyoruz!
Görünüşte yetişkiniz!
Olgunlaşmayı istiyor muyuz, ondan da kuşkuluyum. Koca koca adamlar; hatta hali tavrı pek anaç kadınlar bile çocuksuluğun imtiyazlarını ve benmerkezciliğini sonuna kadar kullanmaya kararlılar.
Oysa olgunluk...
Sevmek ve sevdiklerini çoğaltmak, sevmediklerini zihninin gerilerine atmak, onların üzerinde uzun boylu oyalanmamaktır.
Dünyayı düşman olduklarımızla değil, dostluklarımızla tarif edip sevebilmektir.
Sadece olgun insanlar uzlaşma ve anlaşmaların "ihanet" olmadığını kavrar.
Sevincin yolu budur!
Ama nerdee!
***

Siyasetin de bu bakımdan sıradan insanların gündelik yaşamından farkı yok!
Milliyetçiye bakıyorum...
Hemen iç ve dış düşmanlar listesi hazırlayıp koyuyor önüme. Ama "neden ve nasıl seviyorsun bu ülkeyi, onu anlat!" deyince öyle sıradan ve hamasi laflar birbirini takip ediyor ki, insanın içi acıyor.
Muhafazakâra dönüyorum...
Öfke ve müthiş bir inançla muhafaza edilemeyen değerleri listeliyor. Ama neyi muhafaza ettin, neye sevgiyle sahip çıktın bugüne kadar, diye sorduğumda liste bir anda cılızlaşıyor.
Solcuya bakıyorum...
Hep şikâyet, hep mağduriyet, hep nefret!
Hep ayrılık gayrılık!
Ya sevdiklerin, diyorum. Uzak, ütopik ve dışı parlak, içi soluk sloganlarla geliyor cevap.
Bilmem ki, bu upuzun süren yeni yetmeliğimiz ne zaman bitecek?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.