28 Temmuz 2017 Cuma5 Zilkâde 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:01Güneş 05:49Öğle 13:18İkindi 17:11Akşam 20:33Yatsı 22:12
    • 33°C Adana
    • 38°C Adıyaman
    • 25°C Afyon
    • 34°C Ağrı
    • 36°C Amasya
    • 26°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 33°C Artvin
    • 31°C Aydın
    • 27°C Balıkesir
  • BIST: 107.840 -0.51
  • Altın: 143,621 0.32
  • Dolar: 3,5343 0.04
  • Euro: 4,1419 0.47

Müslüman Kafir Olur mu?

Cemal Nar

Yazılara yorumlar yapılırken Müslümanların birbirlerini tekfir veya teşrik etmelerinin ne kadar yanlış ve bizi ne çok üzdüğünü yazmıştım. Şimdi bu konuyu biraz daha derinden görmeye çalışalım inşallah.
Bu yazılar da ucu açık yazılar olacaktır. Maksada kafi görene kadar gideceğiz beraberce inşallah.
Bilindiği gibi “tekfir”, “küfür” kelimesinden türetilmiştir. Müslüman sayılan bir insana “kafir oldu” diyerek onu küfre nisbet etmek demektir. Bu manada akaid ve kelam ilmini ilgilendirirken, doğacak sonuçlarının yasal düzenlenmesi bakımından da fıkıh ilmini ilgilendirir. Bir başka açıdan irtidat, inançla alakalı olduğu kadar hukuk, siyaset, genel idare, iktisat, eğitim ve terbiye açısından da önemlidir.
Zamanımızda maalesef göz ardı edilemeyecek boyutta bir “irtidat”, yani “Müslüman iken dinden dönme” gerçeği olunca, ister istemez tekfir meselesi de çokça gündeme gelmektedir. Bunun da olumlu ve olumsuz yanlarıyla yaşadığımız hayatta güncelliğini koruduğunu görüyoruz.
Bilindiği gibi irtidat, akıllı ve ergin bir kişinin kendi özgür irade ve ifadesiyle dinden çıkmasıdır. Bazıları belki bilmeyebilir , ama Müslüman olduktan sonra dinden çıkılmaz diye bir kural yoktur. Girildiği gibi çıkılır da. Peki, hangi durumlarda bu gerçekleşir?
Akaid kitaplarımız imanın sağlıklı ve Allah Teala katında geçerli olmasının şartlarını genellikle üç maddede özetlerler:
1.İman, hayattan ümit kesildiği son anda, yani ölüm anında olmamalıdır.
2.Kur’an ve mütevatir sünnetle tespit edilen hiç bir iman esası inkar edilmemeli, yalanlanmamalıdır. Çünkü iman bir bütündür, bölünme ve parçalanma kabul etmez. İman esaslarından birini inkar, tümünü inkar gibidir.
3.Farz ve haram gibi dini hükümlerin, kanunların, şeriatın, emir ve yasakların, iman esasları gibi güzel ve faydalı olduğuna, fert ve toplumun dünya ve ahiret saadetini temin ettiğine kesin inanmalı, bunları yaşamada inat ve kibirlilik göstermemeli, bunları zamansız, yararsız, çirkin, çağdışı, gericilik ve yobazlık olarak görmemeli, ne bunlarla, ne de bunlara inanıp yaşadığı için Müslümanlarla alay etmemeli, küçük görmemeli, hafife almamalı ve gıcık kapmamalıdır.
Aksi takdirde, kişi kendini mü’min saysa da hiç şüphesiz o, Allah ve Müslümanlar katında mü’min değildir. Bu, Allah adına ahkam kesmek değil, Allah’ın bildirdiği ilke ve ölçülerini ilim ile tespit edip ortaya koymaktır.
Öyleyse bu mesele çok önemlidir. Her zaman ve her insan için çok önemlidir, ama özellikle de bizim zamanımızda çok çok önemlidir.
Neden mi?
Görelim, ama gelecek yazıda.


Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.