28 Mart 2017 Salı1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 22°C Adana
    • 17°C Adıyaman
    • 8°C Afyon
    • 3°C Ağrı
    • 9°C Amasya
    • 10°C Ankara
    • 19°C Antalya
    • 7°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 90.146 0.50
  • Altın: 146,456 0.41
  • Dolar: 3,6253 0.32
  • Euro: 3,9342 0.21

İstanbul Patlayacak

M. Şevket Eygi

Bir ay kadar önce "İstanbul Elden Gitti" başlıklı bir yazım yayınlanmıştı. Köprüler tamire alındıktan sonra milyonlarca halkın çektikleri ne kadar haklı olduğumu ortaya koydu. Evet tekrar ediyorum: İstanbul elden gitmiş, İstanbul bitmiştir...

Düşünebiliyor musunuz, iki köprüde basit ve rutin tâmirat yapılmaya başlanıyor ve şehir yaşanmaz hale dönüyor.

Deprem olursa ne olacak?

Ortadoğu'da, Balkanlar'da, Kafkasya'da savaş çıkar ve bize sıçrarsa ne olacak?

Boğazda patlayıcı, parlayıcı madde yüklü iki gemi çarpışır ve yangın çıkarsa ne olacak...

Birkaç yıl içinde susuzluk devri başlarsa ne yapılacak?

Şehrin içindeki ve çevresindeki dev bina inşaatları devam ediyor.

Şehri daha fazla büyütmek için, nüfusu iki misline çıkartmak için ne lazımsa yapılıyor.

İstanbul dev bir şantiye...

Üçüncü köprünün güzergahındaki yeşillikler, ormanlar, ağaçlar yok edilmeye başlanmış...

Arazi fiyatları... Arazi rantları...

Milyonlarca otomobil.... Kilometrelerce tıkanıklık... Gökdelenler... Lüks rezidanslar...

İstanbul büyüyor...

Büyüye büyüye patlamaz inşallah...

(1940'ta yedi yaşında bir çocuk iken İstanbul'a gelmiştim... Yüzde yüz İstanbullu sayılmasam da... İstanbulun anormal şekilde büyültülmesi dolayısıyla çok sıkıntı çekiyor ve huzur içinde yaşayamıyorum. Huzur ve rahat içinde dolaşamıyorum, gezemiyorum. Bir yerden bir yere gitmek bir azap oldu. İstanbul'un yeşil sahalarının yüzde doksanı tahrip edildi... Korkunç, cehennemî, şeytanî, deccalî bir yapılaşma... Kültür seviyesi çok düştü... Ahlak çok bozuldu... Görgü sizlere ömür... Bina ve zina... Zaten zina artık suç değil... Depremini bekleyen dev şehir... Milyonlarca çürük bina varmış... Vali bey "Büyük bir depremde vuku bulacak ölü sayısını söylemeye dilim varmıyor" dedi... İstanbuldan kaçmak istiyorum, bu yaştan sonra nereye gideyim?.. İstanbulu bu hale getirenlere hakkımı helal etmiyorum... Zaman zaman kaleme aldığım İstanbulla ilgili acı yazılar haklı bir infialin ve öfkenin sesidir...)
* (İkinci yazı)
Hiç

Son otuz yıl içinde kendi çapımda ufak tefek bazı hizmetler yapabilirdim ama imkanım olmadığı için yapamadım. Yirmi yılı aşan bir müddetten beri Millî Gazete'de yazıyorum. İnşallah az da olsa bir hizmetim ve faydam oluyordur. İhlâsla yazıyorsam bunlardan dolayı ecir ve sevap ümid edebilirim. İhlâs yoksa vah bana, yazık bana, eyvah bana!

Peygamber Efendimiz (Salat ve selam olsun ona) ne buyuruyor?.. "Herkes yarım hurma ile de olsa kendini Cehennem ateşinden kurtarmaya baksın..."

Yarım hurması bile olmayan ne yapsın?.. Din kardeşinin yüzüne tebessümle baksın. Evet güler yüz, tatlı söz bile bir hayırdır.

Bu sütunlarda şahsiyat, dedikodu, polemik yapsam ne hayrı olacak?.. Aksine, günah olur. Bir kısım halk dedikoduyu, polemiği çok seviyor. Bunlardan uzak durmalıyım. Mâruf, iyi, güzel, doğru olan şeyleri övüp tavsiye etmeliyim; münker, çirkin, yanlış, kötü şeyleri tenkit edip yermeliyim.

Bu işi nefsim için yaparsam bana faydası olmaz, biliyorum. Başkalarına faydası olur mu? Ya hiç olmaz, yahut çok az olur. Çünkü ihlasla yapılmayan hizmetlerin tesiri olmaz.

Biri bendenizi "Bu adam Mızraklı İlmihal gibi köşe yazısı yazıyor" demiş. O yerdiğini sanıyor, aslında beni medh etmiş. Teşekkürler.

Benim için en büyük tehlike kendimi beğenmem, gurur ve kibre kapılmamdır.

Övgü ve alkışlardan, ateşten kaçtığım gibi kaçmalıyım.

Bu satırlar tevâzu alameti midir?.. En korkunç ve sinsi kibirler, gururlar, nefsaniyetler; tevâzu ve alçak gönüllük perdesi ardında olanlardır.

Şu anda dünyada yaşayan, daha önceki devirlerde gelmiş geçmiş mü'minlerin derece ve rütbe itibarıyla en sonuncusu olabilmek ne büyük saadet.

Ah gurur, kibir, enâniyet, benlik heykelleri!.. Ey riyaset sarhoşları!.. Ey uyur-gezerler!.. Ey küçük dağları ben yarattım sersemleri!.. Ey varlık mestleri!..

Cihan iki padişaha dar gelmiş, kırk derviş bir kilime sığışmış...

İnsanlar uykudaymış, öldüklerinde uyanırmış...

Ölmeden önce ölünüz buyruluyor...

Ehlullahın ve evliyaullahın Kıtmîr'i olabilene ne mutlu...

Sâlihlerin dualarına dahil olabilmek ne büyük saadet...

Tevhid, Kur'an, Sünnet, Cemaat, sahih itikad, ihlâs, taqva, namaz, oruç, zekat...

Emr-i mâruf, nehyi- münker...

Ahkâm-ı şer'iyye...

İmâmet-i Kübra...Kafir ve müşriklere benzemekten kaçınmak...

Nefs-i emmâresini alabildiğine kötülemek...

Mızraklı İlmihal'de yazılanları ihlasla yerine getiren inşaallah kurtulur.

Gururdan, kibirden, kendini beğenmekten kurtulmak çok zor. Allah kurtarsın. Âmin...

Sultanlardan, vâlilerden, dünya büyüklerinden uzak dur... Kırk dervişin kiliminde sana bir yer bulunmasa bile onların yakınında toprakta otur...

Olamazsın ya, sen hiç olmaya çalış...

Hiç...

Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.