23 Mart 2017 Perşembe25 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:29Güneş 06:56Öğle 13:18İkindi 16:42Akşam 19:27Yatsı 20:47
    • 16°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 0°C Ağrı
    • 7°C Amasya
    • 12°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 19°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 89.764 -0.05
  • Altın: 145,339 0.04
  • Dolar: 3,6255 0.24
  • Euro: 3,9111 0.07

Bir "ceza" olarak köprü çilesi!

Haşmet Babaoğlu

İyi insanlarız biz.
Gazetelerin 3. Sayfa haberlerinin gözümüze sokmaya çalıştığı veya kendi aramızda tıp tuttuğumuz gibi öfkeli, sabırsız ve her an cinnetin eşiğinde insanlar olduğumuza inanmıyorum.
Öyle olmasaydık...
Biz İstanbullular mesela...
FSM köprüsündeki "bakım ve onarım" çalışmasına nasıl katlanabilirlerdi!
Hava aydınlıkken köprü girişinde kalıp kontak kapatan ve ancak gece geç vakit yeniden yola koyulabilenler eğer başka bir milletten olsaydılar...
Ya kavga gürültü çıkartırlar ya da hemen ertesi gün bir psikoterapistin kapısına dayanırlardı.
Biz ise uslu uslu bekliyoruz.
O sıcakta hem de...
Saatlerin, günlerin, haftaların geçmesini bekliyoruz.
Bir an önce Eylül'ün gelmesini ve çalışmaların bitmesini bekliyoruz.
Ne STK'ların, ne de şehirle ilgili fikir yürüten kurumların bu skandal karşısında pek sesi çıkmıyor. Birkaç klişe itiraz, hepsi o kadar!
Gördünüz işte...
Bazılarımız da işi eğlenceye çevirdi; köprünün araçlara kapatılan bölümünde top oynayıp stresini attı.
Söyleyin, hangi Ulaştırma Bakanı, hangi belediye yönetimi böyle bir şehir sakini istemez!

***
Şaka bir yana...
Sormak gerek: Neden İstanbullular şehrin onlara çektirdiği çilelere böyle kolayca teslim oluyorlar?
Neden haftalarca sürecek köprü onarımı kamuoyunda bu kadar az tartışıldı?
Bir kere...
Özel olarak şehir sorunlarına odaklanmış bir siyaset biçimine yabancıyız.
Bir şehirde yaşayanların o şehrin kaderi konusunda her aşamada söz hakkı olduğunu savunan ve gerektiğinde derhal itiraz eden siyasal anlayış marjinallikten bir türlü sıyrılamıyor.
Tabii bir de kolektif bilinçdışımıza ait bir dinamik var.
Hepimizin içinde metafizik bir his; daha doğrusu güçlü bir inanç kulağımıza sürekli şöyle fısıldıyor...
"Bu kadar hesapsız kitapsız şehirleşmemizin, merkezi terk edip uzaklarda yapılan konutlara akın edişimizin ve kendimizi arabalara mahkum edişimizin bir cezası olmalıydı!"
Ne yalan söylemeli!
Bazen o hissin doğru bir noktaya temas ettiğini düşünüyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.