22 Mayıs 2017 Pazartesi26 Şaban 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükafatlandıracağız. Ankebût, 29/7
  • “Allah’ım! Senden iman içinde sağlık, güzel ahlâk içinde iman, peşinden rahmet, âfiyet, mağfiret ve rıza gelen bir kurtuluş istiyorum.” (Hakim, "De’avat", No: 1919)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:42Güneş 05:33Öğle 13:08İkindi 17:03Akşam 20:29Yatsı 22:11
    • 19°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 15°C Ağrı
    • 17°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 15°C Antalya
    • 13°C Artvin
    • 27°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 96.400 1.32
  • Altın: 144,414 -0.08
  • Dolar: 3,5647 -0.65
  • Euro: 4,0036 -0.33

Tayyip Erdoğan, Numan Kurtulmuş’a mı bırakıyor?

Faruk Köse

Başbakan Tayyip Erdoğan ezber bozuyor. Bu zamana kadar bir “siyasi parti lideri”nin, kendi “sağlığında” ve “göreve devam ettiği esnada”, yerini başkasına bırakmaya meyyal hale geldiği, hatta bunun için adım attığı, partisinin bütünlüğü ve geleceği için kendisinden sonrasına dönük “kadro arayışı”na girdiği pek görülmüş değil.

Ama Tayyip Erdoğan bunu yaptı. “Üç kezden fazla seçilememe”yi parti tüzüğüne yazdıran da kendisi, “siyasi hayatının en popüler dönemi”nde elinde bu tüzük maddesini değiştirme imkânı varken sözüne sadık kalıp değiştirmeyen de, parti için kendisinden sonrasına yönelik “kadro arayışı”na giren de, yerine bir genel başkan belirlemeyi vazife edinen de... Gerçekten bu “ezber bozan” tutum, “alışılagelmiş”i “aşan” niteliğiyle “alkış”ı hakediyor.
Tayyip Erdoğan’ın bu tutumu, Özal’ın Çankaya’ya çıkarken yerine lider bırakmasına benzemiyor. Zira hatırlayın; Özal’ın yerine gelen Yıldırım Akbulut için, Özal’ın “uzaktan kumandalı adam”ı gözüyle bakılıyordu. Akbulut gerçekten öyle miydi, değil miydi bilemiyorum; ama kamuoyunda böyle tanınmıştı. Zaten Anavatan Partisi’nin sonunu getiren de bu “uzaktan kumandalı, kurmalı genel başkan formülü” oldu. Oysa Özal, mesela Hasan Celal Güzel’in önünü kesmeseydi, Anavatan Partisi’nin bugünü belki de dafa farklı olacaktı. Takdir-i İlahi, işte.
Şimdi Tayyip Erdoğan da kendi yerine bir genel başkan transferi gerçekleştirdi, partinin kendisinden sonrası için vitrinini düzenliyor. “Nasıl bir vitrin?” derseniz, bu kesinlikle AKP’nin Anavatan Partisi’nin akıbetine uğramasını önleyecek bir vitrin. Yani “genel başkanı kurmalı ve uzaktan kumandalı olmayacak”, “kadrosu güçlü” bir parti.
Tayyip Erdoğan, biliyorsunuz ne de olsa merhum Erbakan Hoca’nın talebesi. Siyasette ezber bozan ilk hareketi Tayyip Bey’den önce Erbakan Hoca yapmıştı. Daha hayattayken ve alternatifi düşünülmezken, “yerine halef belirleyen bir parti lideri” olarak merhum Erbakan Hoca örnek bir tavır göstermişti. Yerine bir lider belirlemiş, Milli Görüş camiasını onun liderliğine “emanet” etmişti. Üstelik bu kişi, öyle “kurmalı” olacak biri de değildi.
Hem merhum Erbakan Hoca’nın, hem de Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, daha sağlığında, kendi yerine halef olarak belirlediği isim, aynı kişi; Numan Kurtulmuş. Kimsenin kurmalı adamı olmayacak, uzaktan kumandalı liderlik yapmayacak, bizatihi kendi bağımsız siyasi anlayışı olan, “bağımsız politika üretebilen” bir kişilik Numan Kurtulmuş.
Ancaaak...

Tam da bu noktada Başbakan Tayyip Erdoğan’a Numan Kurtulmuş hakkında bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. Çünkü bir kimsenin politik geçmişi, gelecekteki tutumu hakkında kanaat sahibi olma bakımından önemli bir veridir. Nitekim Ziya Paşa’nın meşhur sözüdür: “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz; şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.”
Numan Kurtulmuş’un, Milli Görüş liderliği için Merhum Erbakan Hoca tarafından halef tayin edilinceki tutumu, Tayyip Erdoğan sonrası için halefiyeti durumunda nasıl bir tutuma bürüneceğine bir örnek, bir emare teşkil etmede önemlidir. Hatırlayalım o süreci.

Erbakan Hoca, daha sağlığında, uğruna hapis yattığı, en ağır hakaret, baskı ve tehditlere maruz kaldığı, darbelere muhatap olduğu Milli Görüş hareketini, “tartışmasız lider” kabul edildiği esnada Numan Kurtulmuş’un liderliğine teslim etmiş. Ancak bir şart koşmuş; “kırk yıllık dava arkadaşlarımı MKYK’da tutacak, onlara ilişmeyeceksin” demiş. 70 kişilik MKYK içinde 7 kişi ne ifade eder ki? Her işe karışıyorlarmış. Bırakın biraz da karışıversinler. Öyle ya, dişleriyle tırnaklarıyla kazıya kazıya, binbir badireden geçe geçe bir hareketi bir yerlerden alıp oralara kadar getirmişler. İnsanın 40 yıllık çalışmasını birden bire, dönüp arkasına bakmadan başkasına teslim etmesi kolay mı? Ama teslim etmiş işte, ancak ahde vefasızlık etmemiş, dava arkadaşlarının kenara itilmesini istememiş.
Ama Numan Kurtulmuş ne yapmış? Eline geçen ilk fırsatta Hoca’nın 40 yıllık dava arkadaşlarına tekmeyi vurup kapı dışarı etmeye kalkışmış. Hangi gerekçeyle olursa olsun, böyle bir hareketi “ahde vefa” ile açıklamak mümkün mü?

Şimdi Tayyip Erdoğan da sıfırdan kurup, “Ergenekoncular”la, “darbeciler”le, “derin yapılar”la, “çeteciler”le.... mücadele ede ede, “suikast planları”nı göğüsleyerek “zirve”ye taşıdığı partisinin liderliğini aynı kişiye, Numan Kurtulmuş’a bırakıyor(muş).
İşte bu noktada Tayyip Bey’e, Numan Bey’in geçmişini hatırlatmak yerinde olacaktır. Ne dersiniz, Hoca’ya karşı ahde vefa göstermeyen Numan Kurtulmuş, Tayyip Bey’e karşı ahde vefa gösterir mi?

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.