22 Eylül 2017 Cuma2 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:18Güneş 06:44Öğle 13:04İkindi 16:27Akşam 19:10Yatsı 20:30
    • 30°C Adana
    • 29°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 26°C Ağrı
    • 27°C Amasya
    • 20°C Ankara
    • 29°C Antalya
    • 30°C Artvin
    • 26°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 104.341 0.33
  • Altın: 145,340 -0.07
  • Dolar: 3,4840 -0.69
  • Euro: 4,1760 -0.32

Adalet!

Haşmet Babaoğlu

Adaletin bir parçası hukuktur. Ama tümü değil. Biz adalet isteriz. Düzen hukuk verir. Yetmez, yetemez!
Adaletin bir başka parçası ise eşitlik arayışıdır; toplumsal paylaşımdır, kaynakların ve fırsatların hakça dağılımı meselesidir. Yani "sosyal adalet" dediğimiz ve hukuk düzeni yerli yerinde birçok toplumun mumla aradığı şey...
Ve tabii iktisat!
İktisat da adaletin temel unsurlarından biridir.
Talim terbiye "canım ne ilgisi var!" diye kulaklarımıza fısıldayıp durur. Yine de biliriz ki, adalet ve adaletsizlik içinde yer aldığımız iktisadi ilişkilere doğrudan bağlıdır. İnkâr eden ya saftır ya da palavracıdır.
***

Fakat modern insanın unuttuğu bir nokta var...
Üstü örtülmeye çalışılan bir gerçek; küllenmeye terk edilen bir ateş...
İçimizdeki derin yara...
Nedir o?
Hukukçulara ve politikacılara bırakılmış bir adalet anlayışı dünyayı adil yapmaya yetmez.
Tek tek bireylerin adil olma kaygısını taşımadığı bir toplumda hukuk adalet duygusunu tatmin edemez.
Gerçek şu ki...
Seküler insan adaleti sorgulamayı bıraktı!
Kendi "sıradan" dünyasında adil davranma sorumluluğunu umursamaz oldu!
"Hukuka uygunluk konusunda pek titiz fakat dibine kadar adaletsiz toplumlar" nasıl ortaya çıktı derseniz, işte böyle çıktı!
***

Tamam! Yargıçlara "adaletin temsilcileri" demeyi pek seviyoruz.
Hukuk alanında bu normal!
Ya gündelik hayatımızda?
Orada da mı "adaletin seyircisi" olarak kalacağız?
Oysa bütün büyük insanlık gelenekleri insanı kendi hayatında adaletin temsilcisi olmakla görevlendirmiştir.
Geçen akşam Kaçış Planı programımızda (AHaber) adalet üzerine konuştuk.
Selahattin'e şöyle sordum: "Bencilsek veya hayatta hep birinci olmak istiyorsak; hep tuttuğumuz takım kazansın diye yırtınıyorsak; 'ne mutlu bizden olana!' deyip duruyorsak...
Hak bunun neresinde? Adil olabilir miyiz? Bu dünya adil olabilir mi?"
Uzun sözün kısası şu...
Hukuksa derdimiz, yasaları ve yargıyı konuşalım. Tamam!
Fakat derdimiz daha büyükse, yani adalet ise...
Önce dönüp kendimize bakmalıyız!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.