26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 12°C Adana
    • 6°C Adıyaman
    • 5°C Afyon
    • -6°C Ağrı
    • 2°C Amasya
    • 3°C Ankara
    • 9°C Antalya
    • 3°C Artvin
    • 11°C Aydın
    • 4°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,409 -0.77
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

Oruçluya Mekruh Olan/Olmayan Haller

Cemal Nar

Oruçluya mekruh olan davranışları şöyle özetleyebiliriz:

1-Özürsüz olarak bir yemeğin tadına bakmak veya çiğnemek. Çünkü bunu yapmak orucun bozulmasına sebep olabilir. Ancak kocasından azar işitmekten veya aldanmaktan korkan bir kimsenin yiyecek ve içecek bir şeyin tadına bakması caizdir.
2-Önceden çiğnenmiş şekerli olmayan beyaz, parçalanmamış bir sakızı çiğnemek. Ancak rengi ve tadı olan sakız yeni ve çiğnenmemiş olursa oruç bozulur.
3-Kendisinden emin olmayan bir kişinin eşiyle öpüşmesi, kucaklaşması ve sevişmesi. .
4-Damardan kan aldırmak veya hacamat yaptırmak gibi, kişinin bünyesini zayıflatma ihtimali olan şeyleri yapmak. Beden güçsüz düşmeyecekse, yani oruca zarar verme ihtimali yoksa mekruh olmaz.
5-Oruçlu kimsenin cünüp olarak sabahlaması.
6-Serinlemek için yıkanmak Ebu Hanifeye göre mekruh, Ebu Yusufa göre mekruh değildir.
7-Tükrüğünü ağzında biriktirip yutmak.
8-Oruçlunun, gül, esans ve misk gibi güzel şeyleri koklaması Hanefîlere mekruh, diğer mezheplere göre mekruh değildir.

Oruçluya mekruh olmayan şeylere gelince:

1-Cümhura göre misk, gül, esans gibi güzel bir şey koklamak.
2-Göze sürme çekmek, bıyığa yağ sürmek.
3-Oruca zarar vermeyecekse kan aldırmak.
4-Misvak kullanmak, ağzını fırça ile temizlemek.
5-Ağzına su alıp çalkalamak ve buruna su çekmek. Ancak bu aşırı olmamalıdır.

Orucun fidyesi:

İyileşme umudu olmayan düşkün ihtiyarlar ile müzmin hastalar, oruçlarını tutamazlarsa, tutamadıkları her oruç yerine bir fidye verirler. Bir fidye, bir sadakai fıtırdır. Kişi orucun fidyelerini, yalnız bir fakire verebileceği gibi, birçok fakire de verebilir. Ya da bir fakiri akşamlı sabahlı doyurur ki, bu bir fidye yerine geçer. Eğer bu kişiler, fidye vermeye güç yetiremezlerse, Yüce Allah’tan bağışlanma dilerler.

Oruç kefareti

Yüce Allah bazı günahları, kusurları, bir takım vesilelerle affeder. İşte günahların bağışlanmasına yarayan bu vesilelere kefaret denir.

Oruç kefareti: Ramazanda bir özrü bulunmadan, niyet ederek tutmaya başladığı orucunu kendi isteği ile bozan kimsenin ödeyeceği cezadır. Orucun kefareti, bir köle âzat etmek, buna gücü yetmezse, iki ay peş peşe, aralıksız oruç tutmak, buna da gücü yetmezse altmış fakiri sabahlı akşamlı doyurmak veya bir fakiri altmış gün sabahlı akşamlı doyurmak, ya da altmış fidye vermektir.

Bir fidye bir sadakayı fıtırdır. Bu da 3. 33 kg. buğday veya 3. 33 kg. kuru üzüm, yada 3. 33 kg. hurmadır. Bunların bedeli de fidye olarak verilebilir.

Îtikâf

Îtikâf, bir mescitte veya o hükümdeki bir yerde îtikâf niyeti ile bir süre durmaktan ibaretir. Îtikâf, vacip, sünnet ve müstehap olmak üzere üçe ayrılr.

Adanan bir îtikâfı yerine getirmek vaciptir.

Ramazan ayının son on gününde îtikâfa girmek sünnettir.

Başka bir zamanda ibadet niyeti ile bir mescitte bir süre îtikâf yapmak müstehaptır.

İtikâfın meşrûiyeti, Kitap. sünnet ve icma delilleriyle sabittir. Kur’an’da şöyle buyuruluyor:

”Sizler mescitlerde îtikâfta iken, hanımlarınıza yaklaşmayın. ”(Bakara: 187)

İbni Ömer, Hz. Âişe ve Enes’in birlikte rivayet ettikleri şu hadis, îtikâfın sünnetten delilidir. ”Hz. Peygamber Medineye geldikten sonra vefatına kadar, Ramazan ayının son on gününde îtikâfa girerdi. (Buharî) .

Îtikâfın amacı: İhlasla yapılacak bir îtikâf, güzel bir ibadettir. Îtikâfla, Allah’a yönelmek, boş vakitleri ibadete ayırmak, ibadet için kendini dış dünyadan tecrit etmek, Yüce Allah’ın kapısından affedilinceye kadar ayrılmamak kastedilir. (Daha geniş bilgiler için bakınız: www.cemalnar.com)

Not:

Akif’in “Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” dediği gibi Hindu, Budist ve Hıristiyan ittifakı ile Burma/Arakan/Myanmar’da korkunç bir katliam yaşanıyor. İşin içinde bizzat askerler var deniliyor. Gazetelerde yazılanları okumaya tahammül edemiyoruz. Bu zamanda bu yamyamlık… Akıl mantık almıyor.
İyi de Suriye bataklığına gömülmüş bizim hariciyemiz bu kanayan yaradan neden bahsetmez? Dışişleri Bakanımız oraları iyi bilir, neden çığlık atarak dünyayı ayağa kaldırmaz? Orada yaşananlar ile Suriye arasında ne fark var? Biri sınırımızdan uzak diye önemsiz mi? Başbakan’ın İngiltere’ye giderken bir soru üzerine kısaca “ilgileniyorz” demesi, yine de sağolsun ama yetmez. Kürsülerden haykırmalı bu meseleyi.
Dualarımızı ve yardımlarımızı esirgemeyelim kardeşlerimizden. Bu konuda çalışan STK lara teşekkür ve yardım edelim.


Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.