23 Temmuz 2017 Pazar28 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:54Güneş 05:45Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:38Yatsı 22:19
    • 27°C Adana
    • 30°C Adıyaman
    • 18°C Afyon
    • 19°C Ağrı
    • 20°C Amasya
    • 18°C Ankara
    • 27°C Antalya
    • 22°C Artvin
    • 25°C Aydın
    • 23°C Balıkesir
  • BIST: 106.843 0.10
  • Altın: 142,689 1.13
  • Dolar: 3,5367 0.45
  • Euro: 4,1209 0.62

Nifak Nedir Münafık Kimdir?

Cemal Nar

Münafıklık, bir küfür olduğu kadar, aynı zamanda bir kişilik bozukluğudur da. Şahsiyetsizliktir, karaktersizliktir münafıklık. Bir ruhi hastalıktır, ahlaksızlık olduğu kadar.

Eğer Müslümanlar kızdıklarında birbirlerine rahatlıkla “münafık” diyorlarsa, oturup kara kara düşünmek gerekir; bu küfür nasıl böyle kolay telaffuz ediliyor ve nasıl bir kanıksama vardır ki buna verilen tepkiler de bu kadar cılız kalabiliyor?

Galiba cehaletten işin ciddiyetini fark edemiyoruz.

Nifak, içi başka dışı başka olmak, ikiyüzlü yaşamak anlamına gelir. Akaid ilmi açısından Münafık, içinden İslam’ın iman esaslarına inanmadığı halde, herhangi bir sebeple, diliyle Müslüman olduğunu söyleyen kafir kişidir.

Küfrün en kötüsü, en alçağı ve en tehlikelisine düşmüş olan bu değersiz ikiyüzlüler, cehennemin de en dibindedirler. Buna “itikadi nifak-münafık” da denir. Asıl münafıklık budur.

Bir de ahlak ilmi açısından “Münafık” vardır. Buna da “amelî nifak-münafık” denir. Kimdir bunlar?

Bunlar, diliyle Müslüman olduğunu söylese ve hatta bunda samimi olsa bile, ameli ve ahlakı ile, yani yaptığı işler ve karakteriyle müslümana benzemeyen, İslam’ın temel ilkelerine ters düşen bir huy ve gidişatta olanlardır.

Peygamber Efendimiz (sav)in şu hadisi bu gerçeği güzel ifade eder:
"Münafığın alâmeti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, vadettiğinde sözünden döner, kendisine bir şey emanet edildiğinde emanete ihanet eder."(Tirmîzî, Îman, 14)

Aslında yalan söylemek, sözünde durmamak ve emanete ihanet etmek gibi kötü ve haram kılınmış işler, helal sayılmadıkça insanı dinden çıkarmaz, küfre düşürmez. Malum, ehl-i sünnet “amel imandan bir cüz değildir” demişlerdir. Yani amel yoksa din de yoktur denilemez. İnsan günah olan bir haramı işleyebilir. Yeter ki onun haram olduğunu inkar etmesin, günahını itiraf etsin.

Öyleyse bu hadis ile kasdedilen nedir? Bunu nasıl anlayacağız?

Bu ve benzeri hadislerden kastedilen amaç, müslümanı îtikâdî nifaka yaklaşmaması için uyarmak, onu biraz korkutarak (terhîp) İslami kimlik ve kişiliğe yönlendirmektir. Bunu da en hassas konu olan iman üzerinden yaparak uyarıya etkinlik kazandırmaktır.

Yoksa önemine binaen tekrar edelim, her yalan söyleyen, sözünden dönen dinden çıkmaz. Fakat bu kötü huylar alışkanlık kazanırsa insanı küfre götürebilir. Dolayısıyla bu bir tedbir alma ve tenbih etme ve korkutma işlemidir. Tekrar edelim: Bu üsluba “terhib – korkutma” denir. Bunun tam zıddına da “terğib- Teşvik” denir ki Peygamber Efendimiz (sav) bu iki uslubu sıkça kullanır.

Bilindiği gibi her günah sanki bir mıknatıs olup başka bir günahı veya günahları kendine çeker. Bu iyilikler için de geçerlidir. Günahlarda ise hiç şüphesiz küfre götüren gizli açık yollar vardır. Haliyle amelî nifaklar çoğalınca ileride müslümanın îtikâdî nifaklara düşme tehlikesi de vardır demektir.

İşte Sevgili Peygamberimizin amacı bundan korkutmaktır. İnsanların imanına çok haris, çok düşkün olan Sevgili Peygamberimiz bu yüzden onları uyarmıştır. Bunun da etkili olması için, “nifak-münafık” kelimelerini kullanmıştır. Çünkü bu kelimeler, bir Müslüman için en sevimsiz, en çirkin ve en nefret edilen kelimelerdir.

Bu arada görülmesi gereken bir imanî kavram daha vardır. O da Mürted’dir. Mürted, Müslüman iken -Allah korusun- İslâm dinini terk ederek kafir olan kimsedir. Bu kimse ister müslüman ana babadan doğup büyümüş olsun, isterse önceden kâfir iken sonradan müslüman olmuş bulunsun, fark etmez. Hatta İslâm dinini terk eden bu kişinin başka bir dine girmesi veya dinsiz kalması da fark etmez. Bu dinden dönme olayına da “irtidat” veya “ridde” denir.

Bizim bir seri halinde sunduğumuz bu sekiz yazıyı yazmamızdaki ana amacımız ve çevresinde dönüp dolaştığımız esas mihverimiz, imanın korunması ve onun bilerek veya bilmeyerek kaybedilmemesi, küfre veya şirke düşülmemesidir.

Biz bu dinden çıkmaya, imandan sonra küfre düşmeye, biraz önce irtidat, bunu yapan kişiye de mürted demiştik. İnşallah daha sonra bu konuda detaylı bilgiler sunacağız. Bu bakımdan burada kısaca bu tarifleri ve bu kısa bilgileri peşinen vermekte fayda görüyoruz.

Hiç şüphesiz imanı kabul veya ret edecek makam, Yüce Allah’tır. Biz zahire bakarak kanaatimizi ifade eden bir söz söyleyebiliriz. Ama bunda yanılabiliriz de, hatta bizzat söz veya iş sahibi tarafından yanıltılabiliriz de. Onun için son söz ve kesin hüküm her zaman için Allah’a kalmıştır.

İleride daha geniş olarak göreceğimiz bir bilgiyi, hemen şimdi burada, bir uyarı mahiyetinde peşin olarak vermeyi yararlı görüyoruz. O da, müslümanlığını bildiğimiz bir kişiyi tekfir etmede, yani “kafir oldu” diyerek küfre nisbet etmede acele etmemeli, çok ihtiyatlı olmalıyız.

O yüzden aşağıda yorumlar arasında yerli yersiz tekfir geçtikçe çok üzülüyorum. Hatta savaştan çıkmış gibi mahvoluyorum. Kendimi bu konuda daha fazla bilgi sunmaya mecbur hissediyorum. Bunu da yapacağım inşallah.

Yakında göreceğiz, yeri geldiğinde “tekfir” hem gerekli, hem de faydalıdır da. Ama lütfen kardeşlerim, bilgisiz ve yersiz “tekfir”i elimizden bir kaza çıkarak din kardeşimizi öldürmek gibi çirkin ve tehlikeli görelim.

Görelim ki dilimizden bir kaza çıkmasın.

Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.