25 Temmuz 2017 Salı29 Şevval 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Sizin yaratılışınızda ve Allah'ın (yeryüzüne) yaydığı her bir canlıda da kesin olarak inanan bir toplum için elbette nice deliller vardır. Câsiye, 45/4
  • "Allah’ım! Senden Seni sevmeyi, Seni sevenleri sevmeyi ve Senin sevgine ulaştıran ameli yapmayı isterim…" (Tirmizî, “De'avât”, 73)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:57Güneş 05:46Öğle 13:18İkindi 17:12Akşam 20:36Yatsı 22:16
    • 34°C Adana
    • 35°C Adıyaman
    • 32°C Afyon
    • 30°C Ağrı
    • 31°C Amasya
    • 32°C Ankara
    • 31°C Antalya
    • 23°C Artvin
    • 36°C Aydın
    • 39°C Balıkesir
  • BIST: 107.041 0.31
  • Altın: 143,194 -0.24
  • Dolar: 3,5623 0.16
  • Euro: 4,1506 0.29

Mağduriyet ve mağruriyet söyleminin kurbanları

Akif Emre

Her zaman verili gerçekliğe tekabül etmesi gerekmese de mağdurluk duygusunu ve buna bağlı söylemi ortaya çıkaran bir zemin mutlaka vardır. Kendisini Tüm dünyadan alacaklı gören bu mağduriyet psikolojisinin tatmin olma imkanı yok gibidir. Bu mağduriyet, yoksulluktan çok yoksunluk duygusuyla yakından ilgilidir. Ekonomik gerekçelerle başlayan Kürt mağduriyetinin bugün geldiği nokta, aynı şartlarda benzer jakobenliğin uygulamalarına maruz kalmış geniş kitlelerle arasında kapatılması gittikçe zorlaşan bir mesafeye, uçuruma dönüşüyor.

Mağduriyet psikolojisini doğuran şartların dışında, sürdürülmesini mümkün kılanın, dışsal koşullardan çok kişinin ruh haliyle yakından alakası vardır. Ve bu kişisel ruh hali bir toplumsal davranış, "ahlak" haline gelebilir. Türkiye'de Kürtlerin mağduriyetinin muhtevası ile mağduriyet psikolojisinin şartlarını birbirinden ayırmadan ne demek istediğimiz anlaşılamaz.

Asıl sorun, mağduriyetten bahsederken de kullanmak zorunda kaldığım "Kürtler" kavramsallaştırmasının "Beyaz Türk" seçkinlerin nezdinde nasıl bir anlama sahip olduğudur. Kapalı kapılar ardında olmasa da dar çevrelerdeki Kürt algısının içeriğinin mağduriyet psikolojisini derinleştirdiği, mağduriyetin toplumsal ve siyasal tezahürleri yükseldikçe de mağruriyet halinin daha da mütekebbir hal alarak katlandığı söylenebilir.

Türkler beyazlaştıkça, başka bir ifade ile modernleştikçe aradaki mesafeyi derinleştiren, karşıtlık ilişkisine dönüştüren mağruriyet katsayısının gittikçe yükselmekte oluşu dikkatlerden kaçar genelde. Benzer biçimde haklı bir zeminde başlayan mağduriyetin sahici aktörleri modernleştikçe, seküler milliyetçiliği benimsedikçe siyasal ve toplumsal tezahürleri daha da yükselmekte, mağrur Beyaz Türk duvarına çarpmaktadır. Beyazlaştıkça mağrurluğun mağdurluğa karşı dalgakıran olması beklenen ötekileştirici bakışı, hem daha çok tahrik edici oluyor hem de karşı tarafı daha da ötekileştiriyor.

Mağduriyet duygusunu gittikçe ötekileştiren söylem, seküler Türk seçkinlerini her türlü rasyonaliteden kopardığı gibi temsili tabanından da, tarihsel bağlamından da uzaklaştırmaktadır.

Mağduriyetle mağruriyet diline, en somut olarak Suriye'deki gelişmelerde tarafların kullandığı söylem iyi bir örnek olabilir. Geçen haftaya kadar esas olarak Suriye'deki rejimle muhalifleri kısmen Türk dış politikasını eleştiri unsuru olarak kullanmaktan öte anlam taşımazken birden medyada tezahür ettiği şekliyle beyaz Türk klasiğine dönüştü.

Suriye'nin kuzeyinde "Kürtler"in elde ettiği pozisyona ilişkin kullanılan dil tam da bu iki psikolojinin çakışması ve de çatışmasının kıvılcımlandığı nokta oldu. "Kürtler" diye başlayan ve hemen hepsi itham edici, aşağılayıcı, küçümseyici ve de ötekileştirici olan vurgunun rengi çok "sekter".

Bu coğrafyada varlığımızı mümkün kılan tarihi birikimi, kültürel atlasın çizgilerini hatırlayacak kadar yerli olmayan bu "beyaz Türk" bakışı, Saddam'ın çöküş sürecinden itibaren yaşananlardan da ders almamış görünüyor. Ders almasını engelleyen bir faktör de kültürel atlası okuma miyopluğunda kendileriyle yarışacak düzeyde olan mağduriyetin siyasal aktörleri olsa gerek. Mağduriyet ve mağruriyet söylemi kendi hakikatinden koptukça, batılılaştıkca varoluş şartlarından uzaklaşıyor, uzaklaştıkça akıl tutulması yaşıyor ve modern kelimelerle kurulan yapay ve cılız kardeşlik şarkıları mesafeyi derinleştiriyor.

Kaderini bölge dışı aktörlerin müdahalesine bağlayan mağdurların kekremsi halkçılıkları ile uysallaştıramadıklarını dizginlemek için küresel aktörlere bel bağlayanların "deli gömlekleri" aynı kumaştan ne yazık ki.

Bu coğrafyanın kültürel atlasını birlikte çizen, derin seziş, idrak sahibi sessiz kitleler ise arada şaşkın. Hakkını aramakla istismar edilmek arasında kalan, mağrurların dilinin kendilerini de mağdur ettiği Anadolu insanı... Tüm hikaye bu insanı yeniden kendi sesine kavuşturmak; bir ses kılmak...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.