28 Mart 2017 Salı1 Recep 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:20Güneş 06:47Öğle 13:16İkindi 16:45Akşam 19:32Yatsı 20:53
    • 18°C Adana
    • 14°C Adıyaman
    • 11°C Afyon
    • 2°C Ağrı
    • 10°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 17°C Antalya
    • 5°C Artvin
    • 16°C Aydın
    • 13°C Balıkesir
  • BIST: 90.182 0.54
  • Altın: 147,357 1.03
  • Dolar: 3,6478 0.95
  • Euro: 3,9515 0.65

Gelelim Laikliğe

Cemal Nar

Gelelim elbette. Çünkü iman ve küfür konuşulurken ondan bahsetmezsek konu eksik kalır. Çünkü “Türkiye laiktir laik kalacak”mış.

Acaba Türkiye gerçekten laik mi?

Nerde?

Peki, laiklik nedir?

Güya devlet dine, din de devlete karışmayacakmış.

Peki öyle mi?

Değil!

Neden?

Diyanet orda duruyor, devlet malı olarak…

Camiler bile kamusal alandır artık. Ancak devlet memurları açar, kapatır, ibadet yaptırır veya yaptırmaz. Onlar konuşur, bilgi verirler. Başkası mezhep sahibi müçtehit olsa, izne tabidir.

Eğer verirlerse…

Ama Diyanet din hakkında eksik bilgi vermek mecburiyetindedir.

Çünkü devlet onlara İslam Dininin iman, ibadet ve ahlak kısımları hakkında bilgi vermelerini emreder.

Peki ya hukuk, ya ahkam, ya kanun, ya şeriat kısmı?

O yasak!

Bizdeki laikliğin ne kadar yanlış uygulandığına ve Müslümanları şeriatsız bırakarak kafir olmalarına sebep olduğu ortada. Çünkü laiklik İslam’ın koca bir hukuk kısmını reddetmektir. Bu reddin insanı küfre soktuğu malumdur. Bunu Diyanet bile inkar edemez.

Neyse, işin Diyanet kısmına çok girmeyelim. Bu konuyu enine boyuna yazmıştık, takip edenler hatırlayacaklardır. Merak edenler de aşağıda bulabilirler.

Laikçiler, ülkede hiç de laikliğin olmadığını iyi bilirler. Batıda laikliğin “din ve vicdan hürriyeti” olduğunu da bilirler. Bizdeki uygulamanın kabul edilemez bir din düşmanlığı olduğunu da bilirler. Sonra da kalkar, söver gibi, “Laiklik adam olmaktır” diye saçmalarlar.

Din ve vicdan özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü savunduklarını söylerler, fakat bütün kendi çağdaş değerlerini ayaklar altına alarak utanmadan bu saçmalığı alkışlarlar. Ne yapalım, bu da bizim şanssızlığımız. Başka ülkelerde aydınlar halk ile yan yana özgürlük mücadelesi verirler. Bizdekiler halka düşman, zalim statükoyu savunurlar.

Gelelim sorumuza; Kişi laik olur mu? Özellikle de Mümin kişi laik olur mu?

Asla! Bir dini olan laik olamaz. O yüzden ancak tanrı tanımaz ateistler laik olabilirler.


Adamlara “şeriatı inkar etmek, Kur’an’ın bir kısmını inkar etmek demektir. Öyleyse bu laiklik insanı dinden çıkarır” diyorsunuz, size kızıyorlar.

Bize kızmakla imanınızı kurtaramazsınız, dini doğru bilerek sahih iman ederseniz kurtulursunuz. İster kızın, ister kızmayın, mesele bu değil. Mesele sizin imanınızı korumanızdır. Bize inanmıyorsanız açıp okuyunuz akaid ve ilmihal kitaplarından.

Açınız müftülüğe telefonu, sorunuz. Açınız Diyanet İşleri Başkanlığına, sorunuz. Açınız ilahiyata, sorunuz.

(Aman dikkat, devletin bu tür üst kurumlarına, devletin resmi görüşüne ters düşen soruları sorarken, ihtiyatlı olmalısınız. Devletin görüşü ile İslam’ın görüşü ters düşerse, acaba hangisini tercih ederler? Yaşananları görünce kuşku duymamak elde değil maalesef. Bu konuda “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” misali rahat da konuşamıyoruz.)

İmanınız sizin için önemliyse sorunuz.

Dediğimiz doğruysa tövbe ediniz.

Yoksa çıkmamak üzere ebediyen cehennemde yanarsınız.

Kızınız, ya da kızmayınız, umurumuzda mı bizim?

Bizim derdim sizsiniz, yani sizin imanınızı kurtarmaktır. “Size ne benim imanımdan, siz kendi imanınıza bakınız” deseniz de, biz yine sizi düşünür ve kurtarmaya bakarız. Çünkü bu vazifeyi sizden değil, Allah Teâlâ’dan aldık. Derdimizi bir bilseniz, teşekkür ederek elimizi öpersiniz.

Aman istemez, el öptürmeye hiç hevesimiz yoktur, yeter ki dinleyiniz ve imanınızı koruyup kurtarınız.

Sonuçta diyoruz ki, bütün bunların nasıl bir irtidat olduğunu ve sahibini dinden çıkardığını açık seçik yazmalı, anlatmalı bilenler. Bu onlara düşen bir görevdir. Biz de bunun için çabalayıp duruyoruz zaten.

Evet, “yerinde tekfir faydalıdır” demiştik ya, işte bunun içindir. İnadına İslam’a savaş açanları da tekfir etmeli. Etmeli ki başkaları işin ciddiyetini anlasın. Küfürden tiksinip kaçsın. Din ve toplum korunsun.

İşte tam da burada karşımıza davet, tebliğ ve irşat sorunu çıkıyor.

Bu da bambaşka bir dert, bir sorundur ülkemizde, hatta bütün dünyada.

Nasıl mı?

Gelecek yazıda inşallah!

Yorumlar
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
    Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.