26 Mart 2017 Pazar27 C.Ahir 1438
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Biz, insanlara belli zaman aralıklarıyla okuyasın diye Kur’an’ı parçalara ayırdık ve onu bölümler halinde indirdik.” (İsra, 17/106)
  • “Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, "Fezâilü’l–Kur’ân", 21)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:24Güneş 06:51Öğle 13:17İkindi 16:44Akşam 19:30Yatsı 20:50
    • 15°C Adana
    • 11°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 1°C Ağrı
    • 12°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 16°C Antalya
    • 10°C Artvin
    • 17°C Aydın
    • 15°C Balıkesir
  • BIST: 90.383 0.69
  • Altın: 144,353 -0.04
  • Dolar: 3,6117 -0.38
  • Euro: 3,9021 -0.23

BM'nin misyonunu tartışmakta geç kalınmadı mı?

Abdulkadir Özkan

Milli Görüşçüler olarak rahmetli Erbakan hocanın önderliğinde 40 yıldan beri BM'nin yapısını tartışıp, bu yapı içinde dünya barışına katkı sağlamanın mümkün olmadığını ifade ettik. Bunun içindir ki sömürgeci güçler tarafından yapısı oluşturulmuş olan başta BM, NATO ve diğer uluslararası örgütlere alternatif yeni yapılanmaların hayata geçirilmesinin zorunluluğuna vurgu yaptık. Bu bakımdan BM'ye alternatif olarak İslam Birliği'nin sağlanmasının gerekliliği vurgulandı. Vurgulanmakla da kalınmadı imkân bulunduğu an İslam Birliği'nin çekirdeğini oluşturmak üzere D-8 oluşturuldu. Bu bakımdan BM'nin misyonunu sorgulamak için sadece Suriye konusundaki hareketsizliğini dikkate almak, sanki bugüne kadar BM'nin misyonunu tartışmaya açacak başka bir olay ve gelişme yaşanmamış gibi davranmanın gerçekleri saptırmak anlamına geldiğini düşünüyorum. Bu bakımdan Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu'nun, "BM Suriye'ye daha fazla sessiz kalırsa varlık nedeni sorgulanır" sözleri bize göre olayın vahametini tam olarak yansıtmıyor. Suriye'deki olaylara BM'nin 1,5 yıldır sessiz kalması bu teşkilatın misyonunu sorgulamak için yeterli değil mi? Yıllardan beri Arakan'daki Müslümanlara uygulanan soykırıma, Bosna'da yaşanan Sırp katliamı, İsrail'in Filistinlilere uyguladığı abluka ve katliamlar, Irak'ın ABD tarafından işgal edilmesi, Afganistan'da işgalci güçlerin sivillere karşı uyguladığı katliam, Keşmir sorununun yıllardan beri çözümsüzlüğe terk edilmesi, Sudan'da Batı dünyasının desteği ile yıllarca yürütülen terör olayları ve arkasından Güney Sudan'ın ayrılığı, Irak'ın işgali öncesinde Kuzay'de oluşturulan uçuşa yasak bölge ve işgalin arkasından bu bölgede ayrı bir devlet ve burada PKK terör örgütüne geniş bir yaşam alanı oluşturulması gibi daha yüzlerce örneğini verebileceğimiz olaylar BM'nin misyonunu sorgulamak için yeterli değil mi?

Öyle anlaşılıyor ki hâlâ olaylara küresel boyutta değil, mevzi planda bakıyoruz ve şu anda bizi yakından ilgilendiren Suriye ile ilgili tavrı sebebiyle BM'nin misyonunun sorgulanabileceğini düşünüyorsak bu doğru bir yaklaşım olur mu? Olsa olsa Milli Görüş gömleğinin çıkartılmış olmasının ittiği bir noktayı ve yaklaşımı gösterir.

Hemen belirtelim ki BM'nin yapısı daha işin başında bu teşkilatın Birleşmiş Milletler olma vasfını yitirmesine sebep olarak tüm dünyayı 5 ülkenin emrine vermek olmuştur... Kısacası sömürgecilere uluslararası haklılık sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulması idi. Birleşmiş Milletler denildiğinde eşit ülkelerin ortaklaşa bir araya gelmesi ile oluşturulmuş bir örgüt akla gelir. Yoksa tüm dünyayı Güvenlik Konseyi'nin 5 Daimi üyesinin keyfine teslim etmenin adı BM olamaz. Kuruluş günlerinin şartları içinde böyle takdim edilmiş ve bu takdime karşı ülkeler itiraz etme gücü bulamamış olabilirler ama bugün gelinen noktada hâlâ BM'nin yeryüzünde barışı, adaleti sağlayacağını düşünmek sınırları çok aşılmış bir iyi niyet olabilir. Buna isterseniz saflık da diyebilirsiniz.

Bugün sadece BM'nin misyonunu değil, hâkim sistemin sorgulanma zamanı gelmiş de geçmektedir. Yeni bir dünyanın kurulmasına zaruret vardır. Aksi halde statükonun kabulü ile devam edip giden haksızlıkların son bulmasını istemek nafile çabadır. Yeni bir dünyanın kurulması ve Türkiye'nin orada yerini almasının kolay olmadığını biliyorum. Böyle bir düşünce bazılarına ütopik de gelebilir. Ancak, mevcut yapının zulme hizmet ettiğini görüp, buna göre yeni bir dünya kurulmasının gerektiği fikrinin gündeme gelmesi gerekiyor ki, bu yönde çabalar söz konusu olsun. Aksi halde zalim sisteme razı olup, bir takım imkânlardan yararlanmayı marifet sayacak olursak zalimlere teslim olunmaktan öte gidilemez.

Artık herkesin mevcut yapının başta ABD olmak üzere sömürgecileri koruyor ve tüm dünya zenginliklerinin bu ülkelerin halklarının refahına gittiğini görmek, buna dur demek durumundayız. Aksi halde emperyalizme teslim olunur ki teslimiyetçi politikalarla değişimi gerçekleştirmek mümkün olmaz. Olsa olsa dünya hâkimlerinin istediği oranda ve şekilde değişiklikler gündeme gelir. O da değişikliği gerçekleştiren ülkelerin değil, sömürgecilerin çıkarına hizmet eder.

Bu bakımdan BM'nin misyonunun sorgulanması gerekir. Bu sorgulama aslında yıllar önce başlamıştı. Dünyanın tek kutuplu hale gelmesi ne yazık ki, sadece BM'nin misyonunun sorgulanmasını geciktirmedi, emperyalizme karşı tepkileri de zayıflattı.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.