25 Eylül 2017 Pazartesi3 Muharrem 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından ortaya konacak bir (söz) değildir. Ancak kendinden önceki (vahyin) doğrulanması ve Kitab’ın açıklanmasıdır. Onda hiçbir şüphe yoktur ve âlemlerin Rabb’inden gelmiştir.” (Yunus, 10/37)
  • "Bir kulun Allah'ın rızasını gözeterek öfkesini yenmesinden, Allah katında sevabı daha büyük bir davranış yoktur." ( İbn Mâce, "Zühd",18)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:22Güneş 06:47Öğle 13:03İkindi 16:24Akşam 19:05Yatsı 20:25
    • 18°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 11°C Ağrı
    • 16°C Amasya
    • 14°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 18°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 12°C Balıkesir
  • BIST: 104.123 0.12
  • Altın: 145,814 -0.11
  • Dolar: 3,4910 -0.49
  • Euro: 4,1702 -0.46

Nefsime İnat!

Fuat Türker

İnfak, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan harcama ve yine nefse zor gelen önemli bir ibadet. İsrafa ve gösterişe kaçmaksızın kişisel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra elde kalanın bağışlanması. Yalnızca O’nun rızası amaçlanarak, sevilen şeylerden vermek, insanı manevi kirlerinden arındırır.

Mülkün gerçek sahibi Allah'tır. Sahip olduklarımız da gerçekte Allah'a aittir, O'nun verdiği emanetlerdir. Bu gerçek ortadayken vermemek ise Rabb’imin emanetine ihanet olur.

İnfak, maddi manevi her şeyi paylaşmaktır. Bağışlanabilen her şey infaktır. Sevilmeyen, beğenilmeyen şeyleri vermek ise Allah Katında beğenilmeyen bir davranıştır. "Ey iman edenler, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın..." (Bakara Suresi, 267) buyurur Allah. Yalnızca infak etmiş olmak amacıyla yapılıyorsa, infakın hiçbir kazancı olmaz.

Ki tam aksine Allah, "Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir." (Ali İmran Suresi, 92) ifadesi ile nefsimize zor gelse de sevdiğimiz şeyleri infak etmemizi emreder. İnfak bu sebeple de iman sahipleri için Allah Katında gerçekten bir yakınlaşma ve O'nun rahmetini kazanmanın yoludur.

Ancak insan nefsi bazı kötü ahlak özelliklerine yatkın yaratılmış. Bunlardan biri de bencillik. Nefsini terbiye etmediği takdirde, bencillik insanın tüm hayatına hakim olabilir. Bencil kişi, herkesten fazla kendini hatta sadece kendini, rahatını ve çıkarlarını düşünür. En iyiyi, en güzeli, en mükemmeli kendisi için ister. Herkesten anlayış ve fedakârlık bekler. Yaşadığı bir zorlukta yakınlarının, kendisi için her türlü sıkıntıyı göze almalarını, her şeye rağmen kendisine destek olmalarını bekler. Yalnızca kendisine gelecek bir zararı fark ettiğinde, değer verdiği şeyleri gözden çıkarır. Bu kuşkusuz nefsanî bir zayıflıktır.

Malı yığıp biriktirmek ve ihtiyacı olanlara vermemek, dünyevi çıkarları ahiretten önde tutmaktır. Böyle davranan insan gelecek endişesi taşıyor ve Allah'a güvenip dayanmıyor demektir. İnsana yoksul kalma korkusu telkin eder şeytan, ancak aslında onun adımlarını takip etmek insanı kayba götürür.

Yalnız maddi değil, manevi olan şeyleri de infak edebiliriz. Bollukta da darlıkta da sevgi ve şefkat göstermek, merhamet etmek, bağışlamak, Müslümanın kalbine sevinç koymak infaktır. Müslümanlara neşe ve şevk sunmalı, gönül açıcı güzel sözler söylemeli. Vesvese ve kuruntu verecek, tedirgin edecek sözlerden kaçınmalı.

Samimi bir kalple sunulan nimetlere şükrettiğimizde, Allah vaadini yerine getirir, bahşettiği nimet ve güzellikleri artırır. Bize düşen, güzel bir ahlâk göstererek yolda kalmışla, yetimle ve ihtiyaç içindekilerle nimetlerimizi paylaşmaktır. Yığmak için değil, vermek için istemektir.

"Fakirleri seviniz ve onlara yakın olunuz. Siz onları severseniz, Allah da sizi sever. Siz onlara yakın olursanız, Allah da size yakın olur. Siz onları giydirirseniz, Allah da sizi giydirir. Siz onları yedirirseniz, Allah da sizi yedirir. Siz cömert olunuz ki, Allah Tealâ da size karşı cömert olsun." (Ramuz El Hadis, 1. Cilt)

Kazanmamız gereken ahlâk Medine'deki Ensar'ın üstün ahlâkıdır. Onlar, hicret edenleri severler ve kendilerinde bir ihtiyaç olsa bile kardeşlerini kendi nefislerine tercih ederler. Haşr Suresi’ndeki bu ayette Ensar övülür ve söz edilen “başkasını kendi nefsine tercih etme” ahlâk özelliğine “îsâr” denir.
Peygamber(asm) döneminde hicretin ilk yılında açlıktan bayılmak üzere olan yoksul bir adam Resûlullah(asm)’ın huzuruna gelir. Efendimiz(asm) ashabına, “bu adamı misafir edip doyuracak kim var?” diye sorar. Ensar’dan bir zat ayağa kalkar, “Ben varım ey Allah Resulü” der ve adamı alıp evine götürür.
Ancak evde karısının küçük çocukları için ayırdığı yemekten başka yiyecek yoktur. Eşi, çocuğu yemekten önce uyutur ve onun yemeğini misafirlerine sunarlar.
Bizler Ensar’ın bu üstün ahlâkını ne kadar yaşayabiliyoruz, tevilde bulunmadan kendimizi gözden geçirmeli değil miyiz?..
Allahım! Senin istediğin şey için canımın istediğini terk ediyorum! Sen ne ile hoşnut olursan ben de onunla hoşnut olurum, nefsime inat!


Fuat Türker



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.